HUZUR DERSLERİ-II

Siyami  Akyel
Siyami Akyel

HUZUR DERSLERİ-II

Mukarrir ve Muhatap

Huzur derslerinde dersi takrir eden âlime “mukarrir”, müzakereci durumunda olan âlimlere önceleri “tâlip”, daha sonra “muhatap” denilmiştir.
Mukarrir, Huzur derslerinde ilmiye sınıfının en yetkilisidir. Her meclisin ayrı bir mukarriri vardır.

Mukarrirler, aynı Ramazan içindeki meclislerde bir mukarrir, birkaç defa mukarrirlik yapamazdı. Mukarrir, şeyhülislâmın önermesi ve padişahın onayıyla belirlenirdi.

Mukarririn görevi, o gün seçilen ayetleri önceden hazırlamak, oturumda Kadı Beyzâvî tefsirininden takrir etmek, muhatapların sorularına cevap vermek ve nihayet dua ile oturumukapatmaktı.
Muhatap, Huzur derslerinde mukarririn sağında ve solunda oturan ve mukarrirle dersi müzakere eden âlime denirdi.

Muhatap, hiçbir zaman tek kişiden oluşmaz, en az beş kişiden oluşurdu. Muhatapların seçimi de şeyhülislamın seçim ve önerisi ile padişahın onayıyla seçilirdi. Muhatapların görevi, seçilen ayete önceden hazırlık yapmak, müzakere etmek ve katkı sağlamaktı.

Bir mukarrir ve beş muhatapla başlayan bu derslerde zaman içinde muhatapların sayısı artmıştır. 1180 Ramazanında (Şubat 1767) huzur dersleri için belirlenen âlim sayısı 126 olmuş, I. Abdülhamid döneminde 1189 Ramazanında (Kasım 1775) huzur dersleri için şeyhülislâmın görüşü alınarak mukarrir ve muhatap olarak 70 âlim belirlenmiştir.

Gerek, mukarrir gerekse muhatapların seçiminde liyakate ve ilmî mertebeye dikkat edilmesi, gönderilen emir ve tezkirelerde önemle belirtilmiştir. 1200 (1786) yılından itibaren ramazanda sekiz ders ile yetinildiği ve dokuzuncusunda mukarrirler meclisi toplanmasının bazı istisnalarla âdet haline geldiği görülmektedir (Ebül’ulâ Mardin, s. 84-87).

Huzur derslerinde padişahın onayıyla Samiler (dinleyiciler) de katılabilirdi. Dinleyiciler, şehzâdeler, valide sultanlar, hanım sultanlar gibi padişahın yakınları ile vezirler ve üst düzey devlet erkânından olabilmekteydi.

Mâhiyyeti

Huzur dersleri, padişahın himaye ve talimatıyla gerçekleşen, şeyhülislamın önerisiyle yine padişah tarafından onaylanan mukarrir, muhatap ve samilerden oluşan bir meclisti. Padişah, sadece mukarrir, muhatap ve samileri onaylamaz, oturumun hangi mekânda yapılacağını ve en önemlisi hangi ayet ya da ayetlerin müzakere edileceğine de karar verirdi. Bu bakımdan padişah bulunmadan huzur dersi icra edilmezdi.

Devlet-i Aliyye-i Osmaniye’nin dinî konulardaki en yüksek bilgi ve yetkiye sahip kişisi şeyhülislâmdı. Osmanlı’da padişahın yönetimsel yetkilerindeki en yüksek rütbeli kişisi veziriazamdı. Padişahın hilafet makamından kaynaklanan yetkilerini ve dini işlerdeki yetkilerini ifa makamı şeyhülislamlıktı. Bu bakımdan Huzur dersleri, en yüksek dini otorite olan şeyhülislam tarafından organize edilirdi. Mukarrir ve muhatapları şeyhülislam seçer ve padişahın onayına sunardı.

Huzur derslerinin mukarrir ve muhatapları, başkent İstanbul’dan ve Osmanlı coğrafyasının farklı bölgelerinden olabilirdi ancak 19. yüzyılda mukarrirlerin sadece İstanbul’da bulunan ulemadan seçilmesi uygulaması getirilmiştir.

- Gurbetteki Erzurum, Siyami Akyel tarafından kaleme alındı
https://gurbettekierzurum.com.tr/makale/9903842/siyami-akyel/huzur-dersleri-ii