RAMAZAN VE DOĞRULUK

Mehmet Talu
Mehmet Talu

RAMAZAN VE DOĞRULUK

Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ
“Şüphesiz: Rabbimiz Allah’tır deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: ‘Korkmayın, üzülmeyin, size dünyada iken vaat edilmekte olan cennetle sevinin!”
إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
“Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”
Abdullah b. Mes’ud (R.A.)den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurmaktadır:
عليكم بالصدق فإن الصدق يهدي إلى البر وإن البر يهدي إلى الجنة وما يزال الرجل يصدق ويتحرى الصدق حتى يكتب عند الله صديقا وإياكم والكذب فإن الكذب يهدي إلى الفجور وإن الفجور يهدي إلى النار وما يزال الرجل يكذب ويتحرى الكذب حتى يكتب عند الله كذابا.
“Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk insanı bire yani iyiliğe, iyilik de cennete götürür. Bir kimse doğru söyleye, söyleye ve doğruyu araya araya sonunda nihayet ALLAH katında sıddîk yani çok doğru unvanı ile yazılır, kaydedilir, tescillenir.

Yalandan sakınınız. Çünkü yalan, insanı günaha, günah da cehenneme sürükler. Kul yalan söylemeye ve yalan peşinde koşmaya devam ederse; sonunda ALLAH katında kezzab yani çok yalancı diye yazılır, kaydedilir.”

Yüce dinimiz İslam, söz ve davranışlarımızda dosdoğru olmamızı emreder. Fıtratımızla bağdaşmayan ve istikametimizi bozan yalanı da yasaklar. Doğruluk, İslam’ın özü, ahlaklı ve erdemli bir toplumun en temel vasfıdır. Nitekim Süfyan b. Abdullah Sekafi (R.A.), Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimize:
- Ya Resûlellah! İslâm hakkında bana öyle bir söz söyle ki, onu senden sonra hiç bir kimseye, senden başkasına sormayayım, demiş. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de, O’na:
قل آمنت بالله فاستقم
“ALLAH Teâlâ’ya iman ettim de! Sonra da dosdoğru ol.” Cevabını vermiştir.

Doğruluk, Allah’a gönülden inanmak, Resûlullah (S.A.V.) Efendimize gönülden bağlanmaktır. Bedenimizi ibadetle, ruhumuzu takvayla yoğurmaktır. Her daim hak ve hakikatin yanında yer almaktır. Sözümüze sadık kalmak, ahde vefa göstermek, emanete riayet etmektir. Yalandan, gıybetten, iftiradan ve kötü sözlerden kaçınmaktır.

Mü’min, doğruluğu söz ve davranışlarına yansıtır. Özü sözü birdir Mü’minin. İçi dışı aynı, niyeti ile davranışları tutarlıdır. Geliniz, yolumuz doğruluk, özümüz sözümüz bir olsun. Olsun ki, dünyamız ma’mûr, akıbetimiz cennet olsun.

Mü’minin hayatında doğruluk önce ailede tesis edilir. Doğruluğun hâkim olduğu bir yuvada aile fertleri birbirine sadakatle bağlanır. Çocuklar, dürüstlüğü anne babanın güzel davranışlarından öğrenir. Ailenin güven veren ikliminde hayatın yükü birlikte omuzlanır. Geliniz, yolumuz doğruluk, ahlakımız güzel olsun. Olsun ki gönüllerimiz muhabbetle, hanelerimiz huzurla dolsun.

Mü’min, ticaretinde dürüsttür; daha fazla kazanma arzusu ya da zarar etme korkusuyla doğruluktan ayrılmaz. Dünya hırsına kapılıp da harama bulaşmaz. O, bilir ki: Rızık, Allah’tandır.

Makıl b. Yesar (R.A.) şöyle demiştir:
- Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz gelip: Ya Resûlellah! Dünyalık olarak bana yetecek miktar nedir? diye sordum. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz de:
خادم يخدمك ودابة تركبها والرزق على الله
“Hizmetini gören bir hizmetçi ve üzerine bineceğin bir binek yeterlidir. Rızık da Allah’tandır.” buyurdu. Aynı şeyi ikinci kez sorduğumda ikincisinde de aynı cevabı verdi.

Yine bilir ki Ebu Hureyre (R.A.) den rivayete göre Sevgili Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, Müslümanları aldatanlar için:
ومن غشنا فليس منا
“Bizi aldatan, bizden değildir” buyurmuştur.

Mü’min, sanal âlemde de istikametini muhafaza eder, doğruluktan ayrılmaz. Yalan ve iftira ile insanların onur ve haysiyetini zedelemez. Kul ve kamu hakkını ihlal eden asılsız paylaşımlarda bulunmaz. Geliniz, yolumuz doğruluk, niyetimiz iyilik olsun. Şu hadis-i şerifleri unutmayalım:
Ebu Hureyre (R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurur:
من كان يؤمن بالله واليوم الآخر فليكرم ضيفه ومن كان يؤمن بالله واليوم الآخر فليصل رحمه ومن كان يؤمن بالله واليوم الآخر فليقل خيرا أو ليصمت
“ALLAH Teâlâ’ya ve ahiret gününe iman etmekte olan kimse, misafirine ikram etsin. ALLAH Teâlâ’ya ve ahiret gününe iman eden kimse sıla-i rahim yapsın. ALLAH Teâlâ’ya ve ahiret gününe iman eden kimse, ya hayır söyle¬sin yahut da sussun.”

Ebû Hureyre (R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
من لم يدع قول الزور والعمل به فليس لله حاجة في أن يدع طعامه وشرابه
“Her kim yalan, iftira, gıybet, koğuculuk, küfür ve lanet gibi kötü sözleri söylemeyi ve onunla iş görmeyi terketmezse. ALLAH Teâlâ’nın onun yemesini, içmesini bırakmasına hiç ihtiyacı yoktur.” buyurdu.
O halde, doğruluğu kuşanmak ve hayatımıza hâkim kılmak için Ramazan-ı şerifi bir fırsat bilelim. Unutmayalım ki, doğruluğu kaybetmek bizzat iyiliği kaybetmektir. Dünyalık fayda sağlayacağı düşünülen yalanlar ve haksızlıklar mutlaka kötülüğe götürür. Her işimizde ve her sözümüzde dosdoğru olmak ise iyiliğe, iyilik de cennete götürür.

- Gurbetteki Erzurum, Mehmet Talu tarafından kaleme alındı
https://gurbettekierzurum.com.tr/makale/9855926/mehmet-talu/ramazan-ve-dogruluk