Hayrullah Şanzumi ile üçüncü harname hakkında söyleşi

Mihr-î Kemal ve Mir-î Kemal üstadımız Hayrullah Şanzumî ile şaheseri Üçüncü Harname (Eşek Kitabı) üzerine konuştuk. Bu mülakat, üstadın, bazı gazetelerin yayınlamaya cesaret edemediği görüşlerini de ihtiva etmesi bakımından ayrı bir öneme sahiptir.

Mehmet Resul Tekbaş: Hocam, kârileriniz sizi tanımak ister, zat-ı aliniz hakkında

birkaç kelam lütfeder misiniz?

Hayrullah Şanzumî: Estağfurullah. Efendim, Allah’ın adamıyım, dostumun
dostu, düşmanımın düşmanıyım! Allah büyük, Monşer Moşe küçük, Entrikacı ile

Selo daha küçük, gerisini siktir et!
Mehmet Resul Tekbaş: Gerisi?

Hayrullah Şanzumî: Tavuğun gerisine benzemez! Onlar kendilerini iyi bilirler!...

Mehmet Resul Tekbaş: Eyvallah! Müsaadenizle ben de Allahu Ekber, Resulü
rehber, gerisini boşver! Demek istiyorum…
Hayrullah Şanzumi: Allah bes, bakî heves!
Mehmet Resul Tekbaş: Hocam, Üçüncü Harname (Eşek Kitabı) adlı eserinize
dâir bize ne söylersiniz?
Hayrullah Şanzumi: Kültürümüz, medeniyetimiz şüphesiz ki çok derin ve
köklüdür. Çalışmamız daha önceki ilmî faaliyetlerimizin bir devamı niteliği
taşımaktadır ve elli yıllık birikimimiz sonucunda meydana gelmiştir. Sosyoloji
ilminin dışında sosyal bilimlerin diğer alanlarından istifade edilerek, zevki
selimimize göre kaleme alınmıştır. Türk insanın eşekle bir hukuku ve bunun da
sosyolojik bir arka plandır. Türk kültüründe eşeğin, eşekliğin ve eşşoğlu
eşekliğin nasıl bir yere sahip olduğu, eserin sadece atasözleri ve deyimler
bölümüne bakılarak bile anlaşılabilir. Altı yüzden fazla atasözü ve deyim ilk defa
tarafımızdan derlenmiş ve bu atasözü ve deyimlerle ilgili açıklamalar gerekli
görüldüğünde dipnotlarla izah edilmiştir.
Mehmet Resul Tekbaş: Eserinizde, eşeği metafor olarak kullanarak, günümüz
meselelerine ve sosyal bilimlere dair sosyolojik fetvalar vermişsiniz!..
Hayrullah Şanzumi: Dil (Lisan) ağzına kadar metaforlarla (Eski tâbirle istiare,
öztürkçe tâbirle eğretileme) doludur. Eflatun’un mağara metaforu varsa,
bizimde eşeğimiz var!... Bu çalışma bize göstermiştir ki Türkçe’de eşek, metafor
olarak ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Eserimizde yer alan kültürümüze ait
ürünlerde bu açık olarak karşımıza çıkmaktadır. Eşek kitabında da ifade
ettiğimiz gibi, Türkiye sadece stratejik derinliği olan bir ülke değil, sosyolojik
olarak da fazlasıyla ‘Derin’ bir ülkedir. Sadece stratejik derinlik üzerinden dış
politika olmaz. Sosyolojik derinliğe vakıf olmazsanız şahlanan eşek sırtüstü
düşer atalar sözünü size hatırlatırlar. Sonra eşeğe eşek olduğunu bildireceksiniz;
yoksa kendini at sanmaya başlar… Devlet yönetmek eşeğe binmeye
benzemez!... Kendi kültürüne bigane kalan ve kalmakta ısrar eden, ona sırtını
dönen veya batıda ortaya çıkan kavramları, kurumları tercüme ederek bir
araştırma faaliyetine giren sosyal bilimcinin başarılı olma ihtimali yoktur. Başka
bir ifadeyle, mesela milletvekili olmayı düşünen insan en az bir defa eşeğe
binmiş olacak; yani bu toplumu tanıyan insanlar bu toplum için çözüm

üretebilir ancak… eğer bir parti lideri olsam milletvekili adaylığına gelenlerin
parasına puluna bakmaz, açık söyleyeyim adaylık için eşeğe binmiş olma şartını
koyardım… Bu işler sadece koyun gütmekle olmaz!... Ayrıca fevkalade önemli
gördüğüm bir hususu arzetmek isterim: Millî meseleler de şüphesiz eşeklik
kaldırmaz. Milletlerarası meselelerde acemilerin eline görev teslim etmenin
faturası her zaman büyük olmuştur. 1798’de Paris elçimiz Esseyit Ali Efendi idi.
Üçüncü Selim’e gönderdiği raporlarda Marsilya’daki askeri hazırlıkların
hedefinin Doğu Akdeniz ve hele Osmanlı İmparatorluğu olmadığına dair teminat
veriyordu. Ali Efendi’den bu raporlar gelirken Napolyon Mısır’ı işgal etmişti.
Aradan bir hafta geçtiği halde Ali Efendi’den gelen raporlarda hâlâ Fransız
hazırlığının Osmanlı İmparatorluğu’na olmadığı bildiriliyordu. Elçisinin inanılmaz
gafletine fena halde kızan Üçüncü Selim ondan gelen bir raporun kenarına ‘Ne
eşek herifmişsin’ diye yazmıştır. Hülasa, eserimiz, bir sosyolojik değer olarak
eşeğin ve onun etrafında oluşan kültürün bütün yönleriyle incelendiği bir
çalışma olmuştur.
Mehmet Resul Tekbaş: Eserde en beğendiğim şiirlerden biri Tokadizâde
Şekip’in “Ah Eşeklik” şiiri. Müsaadenizle kârileriniz için hatırlatalım:
Eşek bîhis bakar yaksan cihanı
Telâş etmez düşünmez în ü ânı
Tutuşdursun hatta âsumânı
Şikayetsiz kalır mutlak lîsanı
Eşektir, zevki aşkındır başından
Ne anlar kâinatın gözyaşından
Bu mısralar o kadar çok şey söylüyor ki, ‘modern’ insanın tavrına dâir. Kâinatın
gözyaşından anlamayan eşek; ama bugün insanoğlu nasıl bu kadar duyarsız hale
geldi. Üstad Necip Fazıl “Bu nasıl bir dünya, hikayesi zor!” diyor bir şiirinde…
Hayrullah Şanzumi: Allah Necip Fazıl’a rahmet eylesin. Üstada talebelik
edenlerin bazıları, bugün ve delalet uykusundadır. Hani diyor ya Muhammed
İkbal: Uyan derin uykudan, derin uykudan uyan! İnşallah uyanırlar! Dünya
bugün her türlü sömürünün, adaletsizliğin, ahlaksızlığın, çeşitli “post”lar altında

meşrulaştırıldığı bir dönemi yaşamaktadır ve ‘eşref-i mahlukat’a inancı, saygısı,
sevgisi olan herkesin bu durumdan büyük acı duyduğuna inancımız sonsuzdur.
YAŞADIĞIMIZ DÖNEM İÇİN “POSTEŞŞOĞLUEŞŞEKLİK” ÇAĞI ŞEKLİNDE BİR
ADLANDIRMA YAPILSA KANAATİMİZCE SON DERECE İSABETLİ OLACAKTIR.
Dünyayı bizim için ve insanlığın meselelerine duyarlı insanlar için tahammül
edilemez bir duruma sokanlara eşek kitabının bir mesajı varsa o da şudur: Bu
dünya eşeklik etmeye değmez, eşşoğlu eşeklik etmeye hiç değmez! Dünyanın
bir çok yerinde insanlar yok yere öldürülürken, her türlü tecavüze maruz
bırakılırken buna duyarsız kalmak, bize göre en hafif tabirle eşekliktir. “İnsanı
yaşat ki devlet yaşasın” diyen, insanı “eşref-i mahlukat” olarak “kainatın
gözbebeği” olarak gören medeniyetimizin çocuklarına eşek gibi hissiz, duyarsız
bir şekilde dünyaya bakmak yakışmaz. Tokadizâde Şekip’in şiirinde bahsettiği
gibi hiçbir his duymadan, kılını kıpırdatmadan, hiçbir tavır göstermeden
yaşamaya devam etmek, ateşin düştüğü yerde kalmasına seyirci kalmak, eşekçe
bir tavırdır… Bu medeniyetin, coğrafyanın çocuklarının tavrı eşeklik kaldırmaz…
Dünyayı bu hale getirenler için hiç şüphesiz söyleyecek çok söz vardır ama şunu
söylemek isteriz ki dünyanın, insanlığın bugünkü durumundan sorumlu
olanların yaptığı hiç şüphesiz ki eşekliğin çok ötesindedir.
Mehmet Resul Tekbaş: Eserde, başta, kapitalizme yönelik çok tenkitler var.
Hayrullah Şanzumi: Evet sevgili kardaşım! Kediye bokun derman, demişler,
üstünü kapatmış!... Kapitalizm ruhunda yağmacılık, eşeklik olan bir düzenin
adıdır ve zuhur ettiği tarihten bugüne, nalını koparacak ölmüş eşek aramıştır.
İnsanları; insanlara, hayvanlara, tabiata karşı eşeklik etmeye teşvik eden bir
sistemdir. Kapitalizmin ruhunda Max Weber’in iddia ettiği gibi bir ahlak falan
yok bilakis eşeklik vardır. Sadece kapitalizm değil bugün, insanın maddi ve
manevi varlığını hiçe sayan, onu bir makineye indirgeyen ve kullanınca da
kaldırıp atan her sistemin bilinçaltı eşşeklik ve eşşoğlu eşşekliktir…
Mehmet Resul Tekbaş: Eyvallah! Hocam geçenlerde okudum; eserinizin ‘Ahiri
Meram’ bölümünde de adı geçen sosyolog Michel Foucault, çocukluğunda
eşeğe binmeyi pek severmiş. Eşeğinin adı da Syrano imiş! Sizden çok anekdot
dinlemiş biri olarak sormak isterim, Foucault hakkında bize bir anekdot anlatır
mısınız?

Hayrullah Şanzumi: Estağfurullah! Faucault’nun ‘Bilginin Arkeolojisi’ adlı eseri,
Tunus’ta eski bir Osmanlı ahırında yazılmıştır. 1966 yılından sonra Tunus’ta
kaldığı ev, Osmanlı’nın Tunus Valisinin konağının ahırı olan bir ev imiş!... Yani
eser, bir eski Osmanlı ahırı mahsülüdür.
Mehmet Resul Tekbaş: Hocam son olarak ne söyleyeceksiniz kârilerinize!
Hayrullah Şanzumi: Evvela kâri lafını karı olarak anlamasınlar! Şair, ‘Uzatma
sözü, kat-ı kelam eyle birader’ demiş! Sözün imâmesi şu: Bu dünya eşeklik
etmeye değmez! Eşeği öpen mutlaka yellenmesine katlanır!...

24 Tem 2020 - 01:29 -


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi