ZEKÂT VE İNFAK: İSLAM’IN KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ

ZEKÂT VE İNFAK: İSLAM’IN KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ

Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:
وَرَحْمَتِي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ فَسَأَكْتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالَّذِينَ هُمْ بِآيَاتِنَا يُؤْمِنُونَ
“Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu, takva sahibi kimselere, zekâtı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım, lütfedeceğim”
Abdullah b. Abbas (R.A.) şöyle demiştir:
“وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ = Altın ve gümüşü biriktirenler…” âyet-i kerimesi inince durum Müslümânların ağırına gitti, Müslümanlar bundan fazlaca kaygulandılar. Bunun üzerine Ömer:
- Ben sizi rahatlatırım, üzüntünüzü gideririm diyerek Resûlullah (S.A.V.) Efendimize gitti ve:
- Ey Allah’ın Peygamberi! Bu âyet-i kerime ashabının ağırına gitti, ashabını çok kaygılandırdı, de¬di. Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
إن الله لم يفرض الزكاة إلا ليطيب ما بقى من أموالكم وإنما فرض المواريث لتكون لمن بعدكم.
“Allah zekâtı, ancak mallarınızdan kalanı temizlemek için farz kıldı, Mirasları da sizden sonrakilere kalması için farz kıldı.” buyurdu.
Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin bu açıklaması üzerine Hz.Ömer (R.A.) sevincinden tekbîr getirdi. Sonra Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz O’na:
ألا أخبرك بخير ما يكنز المرء؟ المرأة الصالحة إذا نظر إليها سرته وإذا أمرها أطاعته وإذا غاب عنها حفظته
“Kişinin biriktirdiği en hayırlı şeyi haber vereyim mi? Bu, saliha olan kadın ki, kocası ona baktığı zaman kocasını sevindirir, kocası emrettiği zaman itaat eder, kocası yanında olmadığı zaman onun haklarını korur.” Buyurdu.

Bu hadis-i şerif:
وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلاَ يُنْفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللهِ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ.
“Altını ve gümüşü yığıp-biriktirip de onları ALLAH Teâlâ’nın yolunda harcamayanlar, mallarından zekât, hayır ve hasenat hakkını ödemeyenler... yok mu? İşte bunlara pek acıklı, elem verici bir azabı müjdele!” âyet-i kerimesi ile ilgili. Bu âyet-i kerime indiği zaman Ashab arasında ciddi bir korku, bir endişe ve kaygı meydana geldi. Korku, âyetin zahirinden çıkan mutlak bir mal biriktirme yasağıdır. Gerçekten âyet-i kerime bunu kastediyorsa herkeste fıtrî olan ve fiilen yaşanmakta olan “mal biriktirme vak’ası” nasıl bertaraf edilebilecek, bu ilahî emir nasıl yerine getirilebilecekti? Ashab-ı Kiramı kaygıya, üzüntüye sevkeden bu idi.
Hz.Ömer (R.A.)nun müracaatı üzerine Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz kaygının yersiz olduğunu açıklamıştır. İkna etmek için şu âyet-i kerimeye atıf yapıyor:
خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِمْ بِهَا
“Onların mallarından, kendilerini temizleyeceğin, arıtıp yücelteceğin bir sadaka al...”“ ve buyuruyor ki:
إن الله لم يفرض الزكاة إلا ليطيب ما بقى من أموالكم
“Allah zekâtı, ancak mallarınızdan kalanı temizlemek için farz kıldı. Şu halde yukarıdaki ayet-i kerimede yasaklanan husus malın biriktirilmesi değil, zekâtının verilmemesidir. Yani zekâtı verilmeden biriktirilen mal, yasaklanan “kenz” (hazine) olmaktadır.

Zekatı verilmekle, mala karışmış olan fukaranın hakkı, veya işlenen günahla bulaşan Allah’ın hakkı bertaraf edilmiş, mal temizlenmiş olmaktadır.

Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, muhatabları ikna hususunda mirası misal verir: “Mal biriktirmek yasak olsa miras farz kılınır mıydı?” buyurur. Miras emri olduğuna göre yani birikmiş malın mal sahibinin ölümünden sonra nasıl taksim edileceği beyan edildiğine göre, mal biriktirmek yasaklanmış olamaz. Hadis-i şerifte Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz: “Zekât vermek emredildiğine göre mal biriktirmek yasak olamaz, çünkü zekât, birikmiş maldan verilmesi gereken bir borçtur.” manasında delil getirmektedir.
Hadis-i şerifin son kısmı daha ilgi çekicidir, herkes “mal biriktirmek” deyince altın, gümüş gibi servetleri anlarken, Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz daha başka zenginliklere dikkat çekiyor: “Çok hayırlı “kenz” hayırlı bir kadındır, zikreden dildir, şükreden kalptir, ahlâktır, ameldir, ihlastır, vs.”

Kenz “hazine” demek olunca Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin dikkat çektiği altın, gümüş dışındaki, külfetsiz, zahmetsiz, eksilmeksizin hazinelerin işletilmeleri de düşünülecek, yönelinecek bir husus olmalıdır.

Mal, canın yongası olduğundan namazla canını temizlemeyen, zekâtla malını arındırmayan ruhunu temizlemiş olamaz.

Uçsuz bucaksız kâinatı yaratan ve idare eden Yüce Allah’tır. O Mâlikü’l-mülktür, mülkün gerçek sahibidir. İnsanı en güzel biçimde var eden, imtihan için bu dünyaya gönderen ve sayısız nimetleri insanın önüne seren de O’dur. İnsanoğlundan beklenen ise yaratılış gayesine uygun bir hayat sürmektir. Yaratıcısına boyun eğmek ve samimiyetle kulluk etmektir. O’nun emir ve yasaklarına uymak, ihsan ettiği nimetlere şükretmektir.

Rabbimizin bize lütfettiği her nimetin kendine has bir şükrü vardır. Zenginlik nimetinin şükrü de zekât ve sadaka vermek, infakta bulunmaktır. Zekât ve infak, Cenâb-ı Hakkın bize emanet ettiği mal ve serveti ihtiyaç sahipleriyle paylaşmaktır. Kimsesizleri, yetim ve öksüzleri koruyup gözetmek, zenginle fakir arasında gönül köprüleri kurmaktır. Malımızı ihtiyaç sahiplerinin haklarından arındırmak ve bereketlendirmektir. Şefkat ve merhameti yüklenmek, kin ve haset ateşini söndürmektir. Cimrilik hastalığından korunmak, cömertlik erdemine kavuşmaktır. Hırs ve tamah girdabından kurtulmak, kanaatkâr ve diğerkâm bir ruha sahip olmaktır. Hâsılı mal ve servetin gerçek sahibini idrak etmek, kulluk bilincini diri tutmaktır.

Allah’ın kitabını okuyan, Resûlüllah’ın sünnetine uyan Mü’minler:
اَلَّذِينَ يُنْفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ سِرًّا وَعَلاَنِيَةً فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ
“Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık infak edenler, hayra sarf edenler için Rableri katında ecirler, mükâfatlar vardır; onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” Âyet-i kerimesinde buyrulduğu üzere, mallarını varlıkta ve darlıkta, gizliden ve açıktan, gece ve gündüz infak ederler. Mallarını helal yollardan kazanırlar. Zekâtlarını verirken karşılığını yalnız Allah’tan beklerler.
لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فَإِنَّ اللهَ بِهِ عَلِيمٌ
“Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda infak etmedikçe, vermedikçe asla iyiliğe eremezsiniz.” Ayet-i kerimesinin sırrına taliptir onlar. Bilirler ki, sadakayla mal eksilmez ve dar zamanda ihtiyaç sahiplerine el uzatmak, aslında kendilerinin ahiret azığıdır. Malın kötüsünü değil iyisini verirler. İnanırlar ki asıl servetleri, dünyada tükettikleri değil, ahiret yurdu için tasadduk ettikleridir.

وَأَنْفِقُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلَا تُلْقُوا بِأَيْدِيكُمْ إِلَى التَّهْلُكَةِ
“Allah yolunda infak ediniz. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın..” buyruğuna uyarak yapacağımız hayırlarla dünyevi ve uhrevi tehlikelerden korunalım. Zekât, fitre, sadaka ve infakımızla, bir yetimin yüzünü güldürelim. Bîçare bir yüreğe dokunalım. Bir yaraya merhem olmanın huzurunu yaşayalım. Gönülden vermekle şükür kapısından girildiğinin, bir nimetin bin olacağının bilincinde olalım. Vermenin de bir adabı, infakın da bir ahlakı olduğunu unutmayalım. Bize emanet edilen serveti Allah yolunda harcarken başa kakma ya da gönül incitme gibi bir hataya asla düşmeyelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Talu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi