YASAKÇI ZİHNİYET HEP OLACAKTIR

Bu sene,28 Şubat süreci, Necmettin Erbakan'ın Başbakan, Tansu Çiller'in Başbakan yardımcısı olduğu 28 Şubat 1997'de yapılan ve iktidarı devirmeye yönelik POST-MODERN darbenin 25. yılıdır.

Dünya kurulalı beri insanoğlu iktidar ve güç elde etmenin mücadelesini vermiştir. İlk bakışta bu gücü ele geçirmek belki gücü ele geçirenler açısından yeterli olmamıştır. Kimi iktidar gücünü elde edenler, iktidar olduktan sonra kendilerinin karşısında olan güçleri bir kenara itmek için iktidar gücünü kullanmaya başlamışlardır. Böylece iktidara karşı olanlar yıpratılmaya, yok sayılmaya ve diskalifiye edilmeye çalışılmıştır. Bunu engellemenin en basit yolu da yasakçı zihniyeti ortaya koyarak kendilerinin dışındakilerin önünü açacak tüm yolların yasaklanmasıdır. Bir nevi iktidarın devam edebilmesi için yasakçı zihniyetin uygulama alanına geçmesi gerekmektedir.

Böyle iktidar gücü olduğu gibi, tam tersine iktidar gücünü yönettikleri ile birlikte en iyiyi, en güzeli bulma yolunda çaba sarf eden ve halkını en mutlu şekilde yönetmenin yollarını arayanlarda olmuştur. İktidar gücünün asıl amacının bu işleri yapmak olduğuna inandıkları için bunun mücadelesini vermişlerdir. Hakim oldukları güç sayesinde haktan, hukuktan, adaletten taviz vermeden yönetmeye çalışmışlardır. Bu amaçla yöneten iktidar güçlerinin yasakçı zihniyete ihtiyaçları olmamıştır.

Asıl can alıcı soru şudur. Neden iktidar güçlerini elinde bulunduranlar birtakım yasaklamalara giderler. Çünkü ellerindeki gücün kaybolacağı endişesini taşırlar.

Asıl amacı halkına ve yönettiği insanlara en iyi hizmetleri sunmak olan bir yönetim tarzı yaptığı hizmetler ile bunu topluma ispat edebilir. Elinde bu tür fırsatlar vardır. Böyle bir iktidar kendisinin elinden iktidar gücünün dolaylı olarak alınmasından rahatsız olur? Çünkü idareyi yönetmekle, bir sıkıntısı yoktur. Halk çoğunlukla memnundur. Sıkıntı iktidarın yaptığı bazı işleri beğenmeyen tarafların yıpratma politikasına v baş vurmalarıdır. Amaç halkın memnuniyeti değil, kendi emel ve arzularının yerine getirilmemesidir.

Kendisine bu imkanı veren Halk iradesi bir başka zaman yönetim tarzını beğenmez ise, onların yönetme iradesini yapılacak seçim ile elinden de alabilir. Bunu normal karşılamak gerekmez mi?

Kimi zaman yanlış uygulamalar ile yönetim kadrosu görevden uzaklaştırılmak için zorlanırsa, o zaman nerede kaldı Halk İradesine saygı duymak? Diye sormak gerekir. Hem halk iradesine saygı duyduğunu söyleyerek, halk iradesinin önünü tıkayacak engellerin konulmasına ne demelidir. Bunun tek cümle ile ifadesi İktidar gücünü kaybetmemek için her türlü yola başvurarak yapılan çalışmalar ve engellemelerdir, demek gerekir. İşte o zaman bunun adı Demokrasi, Cumhuriyet olmaz… Olsa, olsa iktidarı kaybetmemek için yapılan her yol mübahtır, mantığıdır. İşte o zaman böyle mücadele eden bir güce diktatörlük mücadelesi denir. Halk yapmış olduğu tercihte size destek vermiyorsa bunun adı diktatörlüktür.

İşte asıl enteresan olan soru şudur? Sizin yapmış olduğunuz mücadeleye birileri yanlış mücadele derken Halkın çoğunluğu hala size destek veriyorsa iktidarınızdan yana ise, yaptığınız şeyleri doğru buluyorsa o zaman birilerinin sizi yanlış tanımlaması doğru değildir. Halkın çoğunluğu zaman, zaman yapılan seçimlerde size verdiği desteği devam ettiriyorsa, o zaman suçlayıcılar iktidarı değil, iktidara güç veren halkın iradesini yargılamaktadırlar. İşte HALKIN İRADESİNİ YARGILAMAK TA yasakçı zihniyet olmuş olmuyor mu? Bunun yolu sizin daha iyi şeyler yapacağınıza inandırarak ve Halkın iradesini arkanıza alarak iktidar olmaktan geçer. En Demokratik yol budur. Bu gücü de yine size Halkın İradesi verecektir.

Birileri Halkın iradesini yargılamak yerine, Halkın iradesini nasıl yanıma çekerim, arkama alırım hesaplarını yapsa daha doğru olmaz mı? Halka neyi anlatamıyorum, neden Halk bana destek vermiyor? Sorularının cevabını bulmak daha doğrudur. İşte bu mücadele o zaman Demokratik bir mücadele olur. Kimileri de iktidar gücünü elinde tutmak için yasakçı zihniyetlere başvurmaktan vazgeçer. Siz doğru şeyleri yaparak Halkın İradesini arkanıza alırsanız bir kez daha yasakçı zihniyetlerle ve uygulamalarla bir yere varılamayacağını ispat ederek iktidarı Halkın gücü ile ele geçirmiş olursunuz. Tüm insanlar için en doğru yol olduğunu da göstermiş olursunuz, doğru olanda budur.

28 Şubat süreci anlattıklarım paralelinde gerçekleşen bir olaydır. İktidarı hedef almıştır.

Bir hatırlatma...

Ne gariptir, Ne İlginçtir, Akıl almayacak bir durumdur...

28 Şubat darbesinin yıl dönümü nedeni ile, Bir oluşum, Sayın Erbakan'ı anma töreni düzenlediler...

Gariplik, 2022 de, 27 şubatta bazı Erbakan'ı anan insanlar, 28 şubatı Erbakan' a yaşatanlardır.

Ve ne gariptir ki yıllarca “yobaz, gerici” diye saldırdıkları kişiyi anma adı altında, aslında onun hatırasına ne kadar saygı duyuyorlar? Sağlığında ona yaptıklarını unuttular mı? Yoksa başka hesaplar mı var? Daha yakınlarda bazı açıklamalarda bulunan o toplantıya katılan şahıslar, Erbakan Hoca hakkında alay edici tiwit atmaktan çekinmemişlerdi. Bugün ne oldu? Yine ne gariptir ki; bugün Hocanın yolundan gittiğini iddia edenler, Onun partilerini beş defa kapatıp, yolunu tıkayanlar ile, yan yanalar...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi