HZ.ADEM (A.S), YARATILAN İLK İNSAN MIDIR?-I

HZ.ADEM (A.S), YARATILAN İLK İNSAN MIDIR?-I

Meseleye Kur’an, Sünnet ve İcma-i Ümmet nazarından bakarsanız Adem Aleyhisselam, ilk insan ve ilk peygamberdir. Ancak meseleye bu delilleri yok sayarak bakarsanız istediğiniz yorumu yapabilirsiniz.

Günümüzde “Hz. Adem ilk insan değildir” cümlesini kuranların tümü geçmiş ulemanın, müçtehit imamların, sahabenin ve Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in görüşlerinden bağımsız hareket ettikleri için yanılmaktadır. Bu delillerden bağımsız, Kur’an-ı Kerim’deki ayetleri kendi dar gramer bilgileriyle yorumlamaya kalktıkları için delalete düşmektedirler.

Bu kişiler, meseleye bakarken Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Kur’an-ı Kerim’i açıklama yetkisini hiçe sayarak, bu yetkiyi gasbedip kendilerini yetkili sayarak aslında Kur’an-ı Kerim’deki “…Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulü’ne götürün/arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir” (Nisa, 59) ayetine de muhalefet etmektedir. Meseleyi Allah ve Resulü’ne arz etmekten maksat, Kur’an ve Sünnet’e göre çözüme kavuşturmak demektir. Eğer bu olmazsa kaos olur. Tevrat ve İncil’in tahrif süreci gibi bir sürecin önü açılır.

Bu kişilerin başka bir yanılgısı da Kur’an-ı Kerim’e bütüncül bakmamak; ayetler arasındaki bağlantıyı anlamadan hareket etmektir. Anlaşılan, gerek kötü niyetlerinden gerekse Kur’an bilgilerindeki eksiklikten dolayı “bütüncül bakma” yetileri kaybolmuştur. Böylece, hüküm vermekteki geniş öngörü imkânı da kaybolmaktadır. Kur’an-ı Kerim’e bütüncül bakmamak, Rasulullah Aleyhisselam’ın açıklamasından istifade etmemek, kendisinden önce gelen müçtehitlerin görüşlerine aldırış etmeden kendi dar bilgileriyle hüküm vermeye çalışmak yanlışa en yakın haldir, indi hüküm vermektir.

Mademki bu eşhas meseleyi sadece kendi görüşüyle açıklama yoluna gidiyor, kendi dar bilgileriyle Kur’an’daki ayetlerden işlerine geldiğini delil gösterme yoluna gidiyor, o halde bu zümreye anladıkları dilden cevap vermek gerekir. Mademki “İnsanlar Adem’in çocuklarıdır, Adem ise topraktandır” (Tirmizî, Menâkıb, 74) hadis-i şerifini delil saymazlar, o halde anladıkları dilden cevap vermek gerekir.

Allah-u Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de Adem Aleyhisselam’ın yaratılışı, meleklere arz edişi, meleklerin saygı secdesinde bulunması, şeytanın kibirlenerek bunu reddedişi ve kâfirlerden oluşunu Bakara Sûresi’nde detaylı şekilde anlatarak şöyle buyurmaktadır:
“Hani Rabbin Meleklere: ‘Muhakkak ben yeryüzünde (benim emirlerimi tebliğ ve infaza memur) bir halife yaratacağım’ demişti. Melekler ‘orada bozgunculuk yapacak, kan akıtacak birini mi var edeceksin? Oysa biz seni yüceltiyor ve seni devamlı takdis ediyoruz’ dediler. Allah ‘Ben şüphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim’ dedi.

Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere arz ederek ‘eğer sözünüzde sâdıksanız bana şunların adlarını söyleyin’ buyurdu. Melekler ‘Biz seni tenzih ederiz. Senin öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Muhakkak her şeyi bilen hâkim ancak sensin’ dediler. (Allah) ‘Ey Âdem! Onlara eşyanın adlarını haber ver’ buyurdu. Âdem eşyanın adlarını haber verince, Allah ‘Ben size demedim mi idi ki, göklerin ve yerin gaybını ben bilirim. Açıkladığınız ve gizlediğiniz her şeyi de ben bilirim!’ diye buyurdu.
Hani meleklere ‘Âdem’e (hürmet için eğilerek) secde edin’ demiştik de, İblis’ten maada bütün melekler hemen secde etmişlerdi. İblis, secdeden kaçındı; büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.

Dedik ki: ‘Ey Âdem! Sen eşinle birlikte cennette yerleşin. Ve onun nimetlerinden istediğiniz yerden ikiniz de bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz’!
Derken, şeytan oradan ikisinin de ayaklarını kaydırdı ve onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de ‘Birbirinize düşman olarak inin. Yeryüzünde sizin için bir zamana kadar yerleşecek yer ve geçim vardır’ dedik.

Nihayet Âdem Rabbinden birtakım kelimeler belleyip aldı (ve bunlarla tövbe etti) O da tövbesini kabul buyurdu. Çünkü tövbeleri çok çok kabul buyuran merhametli ancak O’dur.
Oradan hep beraber inin. Eğer benden size bir yol gösteren gelirse bilin ki, benim yol göstericime tâbi olanlar için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır’ dedik” (Bakara, 30-38).

Bakara Sûresi’nin ilgili ayetlerinde aslında ilk yaratılış, yaratılış aşamasında itaat ve isyan, Cennet’te imtihan ediliş ve yeryüzüne indirilişin özeti sunulmaktadır. Bu tam anlamıyla imtihan alanının kurgulanışı hakkında da temel bilgileri ihtiva etmektedir.

Allah-u Teâlâ, Hz. Adem’in yaratılışı, meleklere arz edilişi, şeytanın isyan ederek kâfirlerden oluşu, Adem ve Havva’yı cennete ve oradan da yeryüzüne indirilişini detaylı şekilde anlatmaktadır. Bu anlatış ve tanıtış ilk yaratılış, yeni bir “prototip”in tanıtılmasıdır, olağanüstü bir durumdur.

Meleklerin soruları ve itaati, şeytanın isyanı ve sırf bu yüzden kâfirlerden olarak Cennet’ten kovuluşu, yani ortaya koydukları refleksler, olayın önemine binaen üzerinde duruluş bu kadar teferruatlı anlatış yeni bir türün yaratıldığına delalet etmektedir.

Başka bir konu da meleklerin eşyanın isimlerinden habersiz olmalarıdır. Eğer yeryüzünde daha önce insanlar yaratılmış olsaydı, yaratılış evreleri, özellikleri ve becerileri hakkında meleklerin bilgi sahibi olmaları gerekirdi. Demek ki melekler, ilk defa karşılaştıkları bir türle muhatap olmaktadırlar. Yapısal özellikleri hakkında bilgi sahibi olunmayan yeni bir tür, yepyeni bir prototip, yepyeni bir yaratılış mevcuttur. Bu yeni türün, bu yeni yaratılışın ilk örneği Hz. Adem’dir.

Sad Sûresi’nde Adem Aleyhisselam’ın yaratılış hengamında şeytanın neden isyan ettiği anlatılmaktadır. Ayetin beyanına göre şeytan “kendisinin ateşten, insanın da toprak/çamurdan yaratıldığını, ateşten yaratılmayı topraktan yaratılmaktan üstün” addettiği için kibre kapılmış ve isyan etmiştir. Bahse konu ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır:
“O vakit Rabbin, meleklere şöyle demişti: ‘Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu düzelttiğimde ruhumdan ona üfürdüm mü, hemen ona secdeye kapanın! Bunun üzerine bütün melekler toptan secde ettiler. Yalnız İblis müstesna. O kibirlendi ve kâfirlerden oldu. (Allah Teâlâ) ‘Ey İblis! Benim kendi kudretimle yarattığıma secde etmene ne mâni oldu? Kibirlenmek mi istedin, yoksa yücelerden mi oldun?’ dedi. (İblis) ‘Ben, ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın’ dedi” (Sad, 71-76).

Ayet-i kerimede anlatıldığı veçhile şeytanın temel isyan sebebi bellidir. Hz. Adem’den önce topraktan/çamurdan insanlar yaratılmış olsaydı, şeytanın onlara da aynı refleksi göstermesi yani isyan etmesi gerekirdi. Şeytanın Hz. Adem’le şahsî husumetinin olduğuna dair Kur’an-ı Kerim’de bir bilgi olmadığına göre, gerek melekler gerekse şeytan yepyeni bir türle karşılaşmıştır. Şeytanın isyanı da meleklerin itaat ederek saygı secdesinde bulunması da ilk kez gerçekleşen bir seremoninin parçalarıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi