RASULULLAH (S.A.V.)’IN SON TAVSİYELERİ-I

RASULULLAH (S.A.V.)'IN SON TAVSİYELERİ-I
SİYAMİ AKYEL

Rasulullah Aleyhisselam, Mekke’den Medine’ye hicretin 10’uncu yılında 124 binden fazla sahabeye konuşma yapmıştır. Hicret’le birlikte Medine’de İslâm devletini kuran Rasulullah Aleyhisselam, 10 yıl gibi kısa bir sürede 3 milyon km²’lik toprak parçasına ulaşan büyük bir devlet kurmuştu. Üstelik devleti kurma hengâmında Müslümanların sayısı Medine’deki diğer unsurların yedide biriydi. Bu rağmen Rasulullah Aleyhisselam’ın mükemmel stratejisi, karizması, cesareti, doğruluğu ve güzel ahlakı, liderliğini kabul ettirmedeki en önemli faktörlerdi. Bunlardan daha önemlisi Allah-u Teâlâ, yeryüzündeki elçisini sürekli gözetiyordu.

İslâm devletinin başkanı, müminlerin lideri, dini ve dünyevi işlerin tanzim edicisi, Allah-u Teâlâ’nın yeryüzündeki elçisi, âlemlerin efendisi, peygamberlerin sonuncusu Rasulullah Aleyhisselam, bu âleme veda ederken son tavsiyelerini irad etmişti. Aslında bunlar tavsiyeden de öte emirdi; Peygamber olarak, devlet başkanı olarak, lider olarak. Ancak kendisi nezaketinden “tavsiye ediyorum” demekteydi.

Rasulullah Aleyhisselam’ın Veda Haccı’nda irad ettiği “İnsan Hakları Beyannamesi” niteliğindeki tarihi konuşması, İslâm’ın özeti niteliğindeydi.

1-Kelime-i Tevhid bir bütündür:

Peygamber Efendimiz (s.a.v), Allah-u Teâlâ’ya şükür ve övgüyle başlayan konuşmasında “Allah’tan başka ilah olmadığını, ilahlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarrufunda tek olduğunu ve kendisinin O’nun kulu ve Resulü olduğunu kabul ve tasdik ettiğini” ifade etmiştir. Bu “Kelime-i Tevhid”in özetiydi.

2-Allah-u Teâlâ’ya teslimiyet:

Peygamber Efendimiz (s.a.v), konuşmasının başında Allah-u Teâlâ’ya teslimiyeti ve O’na güvenilmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle buyurmuştur: “Ey Allah'ın kulları, size Allah’a sığınmanızı, emirlerine uymanızı, günahlardan sakınmanızı, azabından korunmanızı tavsiye ederim. Size tekrar tekrar, O’na itaati tavsiye ederim. Sözlerime hayırlı olanla, O’nun izni ve yardımıyla başlıyorum”.

3-İslâm’ın evrenselliği:

İslâm’ın evrenselliği Kur’an-ı Kerim’de: “(Ey Muhammed)! De ki: Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, diriltir ve öldürür. O halde, Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resulüne, o ümmi Peygamber’e iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız” (A’raf, 158) ayetiyle vurgulanmaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v), Kur’an-ı Kerim’deki bu emri ve kendisinin gönderiliş amacını vurgulamış; bu konuşmanın son konuşma, bu buluşmanın son buluşma olduğunu ifadeyle şöyle demiştir: “Ey insanlar! Ben sizin hepinize, Allah’ın, emirlerini tebliğ ile görevlendirdiği, ilahî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya görevlendirdiği tek yetkili Rasulü’yüm. Beni dinleyin, size bazı açıklamalar yapacağım. Bu yıldan sonra bir daha burada sizinle buluşamayabilirim”.

4-İnsan Hakları Manifestosu:

Rasulullah Aleyhisselam, şerefli yaratılan insanın şerefini korumak için İslâm’ın “Hayat, din, akıl, mal ve neslin” korunmasını teminat altına aldığını hatırlatarak şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddesse, bu aylarınız nasıl mukaddesse, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek ve korunmaya layık ve dokunulmazsa, kanlarınız, canlarınız, hayat hakkınız, mallarınız, namuslarınız, haysiyet ve şerefleriniz de Rabbinize kavuşacağınız güne kadar mukaddestir ve korunmuştur”. Bu tam anlamıyla İnsan Hakları Manifestosu’dur.

5-Müslümanların izzet ve şerefi:

Rasulullah Aleyhisselam, insanın şerefinin yanında Müslümanların izzet ve şerefine de değinmiş ve izzet ve şerefi korumak için sözlerine uyulması gerektiğinin altını çizerek şöyle buyurmuştur: “Benim sözlerimi iyi dinleyin ki, izzet ve şerefle huzur içinde yaşamaya devam edesiniz”.

6-Zulme ve haksızlığa karşı tavır:

Konuşmasında zulüm ve haksızlık karşısında alınacak tavrı da en beliğ sözlerle özetleyen Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Sakın haksızlık yapmayın ve zulmetmeyin. Sakın baskı, zulüm ve işkenceye alet olmayın. Sakın zulme boyun eğmeyin. Haksızlığa rıza göstermeyin” buyurmaktaydı.

7-Kan davaları kaldırılmıştır:

Peygamber Efendimiz (s.a.v), bu tarihi konuşmasında cahiliye dönemindeki kan, su ve mal davalarını kaldırdığını açıklamış ve şöyle buyurmuştur:
“Ashabım! Dikkat ediniz, Cahiliye dönemindeki bütün kan, su ve mal davaları kıyamet gününe kadar şu ayaklarımın altındadır.”
Kıyamet gününe kadar Cahiliye döneminde var olan kan davaları kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib’in torunu Amir (İyâs) b. Rebîa’nın kan davasıdır. O Sa'd b. Leysoğulları'nda sütanneye verilmiş bir çocuktu. Hüzeyl, onu öldürdü”.

8-Suçun şahsiliği prensibi:

Kur’an-ı Kerim’de suçun şahsiliği konusunda şöyle buyrulmaktadır: “Gerçekten hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenemez” (Necm, 38).
Günümüzde evrensel hukuk prensibi haline gelen “suçun şahsiliği prensibi”ni asırlar önce Peygamber Efendimiz (s.a.v) tavsiye etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Sizi uyarıyorum, herkes yalnızca kendi işlediği suçtan sorumludur. Suçlu evlattan dolayı baba sorumlu tutulamaz, suçlu babadan dolayı evlat da sorumlu tutulamaz”.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi