İSRAİL'LE NORMALLEŞME ÇABALARI

İSRAİL'LE NORMALLEŞME ÇABALARI

SİYAMİ AKYEL

Haçlı-Siyonist ittifakının bir asrı aşan süredir İslâm topraklarına musallat olduğu, peygamberlerin ilahî mesajlarını ulaştırdığı mübarek belde Mescid-i Aksa ve Kudüs başta olmak üzere Ortadoğu coğrafyasını kan, gözyaşı, kaos ve zulümle tedip edip, yeni dirilişleri engellediği artık sır değil.

Hz. Ömer Radiyallahu Anh tarafından miladi 638 yılında fethedilen Kudüs’ümüz, 1517 yılında Yavuz Sultan Selim Han zamanıyla birlikte Devlet-i Aliyye-i Osmâniye’ye intikal etmiş, 1916 tarihine kadar da Müslümanların eliyle huzur ve güvenin merkezi olmuştur. Devlet-i Aliyye-i Osmâniye’nin elinde 400 yıl, toplamda Müslümanların elinde 1200 yıl huzur bulan mübarek belde, 1916 tarihinde Osmanlı’nın bölgedeki hâkimiyetinin son bulmasından sonra Haçlıların gölgesinde Siyonistlerce işgal edilmişti.

İngiltere, Fransa ve Rusya’nın aralarında imzaladıkları 1916 tarihli Sykes-Picot Anlaşması ve 1917’deki Balfour Deklarasyonu ile Hıristiyan İngiltere’nin öncülüğünde Yahudi bir devletin kurulmasının zemini hazırlanmış, Siyonistlerin bölgeyi işgal etmesi böylece Haçlı-Siyonist ittifakıyla gerçekleşmiştir. O günden sonra da ABD himayesindeki Siyonist İsrail, işgalini günden güne artırmış, bölgenin demografik yapısını değiştirmiştir.

Aradan geçen yüz yıllık süre Haçlı-Siyonist ittifakının lehine, Müslümanların aleyhine işlemiştir. 15 Mayıs 1948 tarihinde Siyonist İsrail bağımsızlığını ilan ettikten sonra Batı Kudüs’ü, 1967’de Doğu Kudüs ve Batı Şeria’yı işgal etmiş; buradaki demografik yapıyı değiştirmek için Müslümanlara karşı insanlık dışı şiddet uygulamıştır. Bir taraftan buranın gerçek sahibi Filistinli Müslümanların Kudüs’te konut yapmasına izin verilmezken, diğer yandan Yahudi yerleşimciler buraya transfer edilmiş, on binlerce Filistinlinin evleri ellerinden zorla alınmış, tehdit, şantaj ve katliamla halk buradan uzaklaştırılmıştır.

Siyonistler kutsal İslâm beldesi Kudüs ve bütün Filistin topraklarını işgal ederken asla geri adım atmamış, baskı ve zulmünü kanla idame ettirmiştir. “Yahudilerin kanlı çöreği”ni Batı taklitçisi, manda ve sömürgeye teslim olmuş İslâm ülkelerinin yöneticileri afiyetle yemiştir. Bu mübarek belde ve tüm Filistin toprakları sinsi bir plan dâhilinde tek tek işgal edilmiş, dünyanın her tarafından Yahudiler buraya getirilip yerleştirilmiş, buranın asıl sahibi Müslümanların baskı ve zulümle yerlerinden edilmesi Haçlı-Siyonist ittifakının bir tezahürüdür.

Haçlı-Siyonist ittifakının Kudüs’te yüz yıllık planı işlerken, İslâm dünyası başlarındaki müstemleke yöneticiler zulme seyirci kalmıştır. 1916 yılında başlatılan işgal planı 15 Mayıs 1948’de işgal edilen topraklarda İsrail adında işgalci devletin bağımsızlığı ilan edilerek devam ettirilmiş, günden güne işgal genişletilmiş bir taraftan da mübarek belde Kudüs’ü başkent ilan etmenin yolu aranmıştır. Bu hedef için ilk hamle 30 Temmuz 1980’de yapılmıştır. Siyonistlerin bu hamlesine o yıllarda Müslüman toplum büyük tepki göstermiş; Millî Görüş Hareketi’nin partisi MSP, 6 Eylül 1980 tarihinde Konya’da yüzbinlerle kişiyle Kudüs Mitingi düzenlemiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Müslümanların tepkisinin de etkisiyle 478 sayılı kararla Kudüs’ün başkent ilan edilmesini geçersiz saymıştır.

Haçlı ABD’nin himayesindeki Siyonist İsrail’in Kudüs planı, 1993’te Oslo Anlaşması’yla devam etmiş, bu görüşmelerde zemin hazırlanmıştır. 6 Aralık 2017 yılında ABD Başkanı Donald Trump eliyle Kudüs, bölünmeksizin İsrail’in başkenti ilan edilmiştir. ABD, 14 Mayıs 2018’de büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşımıştır. ABD Başkanı Trump ile Siyonist İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ortak basın toplantısıyla “Yüzyılın Anlaşması” ilan ettikleri plana göre Kudüs, bölünmeksizin İsrail’in başkenti ilan edilmiştir. İslâm âlemindeki müstemleke yöneticiler ve yöneticileri seçen basiretsiz halk, Siyonist-Haçlı ittifakının yüzyıllık Kudüs planını engellemek şöyle dursun, yeterli çabayı dahi göstermemiştir.

Haçlı-Siyonist ittifakının yüzyıllık sinsi planı elbette sadece bununla sınırlı değildir. Hedef, bölgede İsrail’i işgalci değil, meşru bir devlet haline getirmektir. Bunun için Siyonist İsrail, bölgede meşrulaşmak, varlığını hissettirmek ve etki alanını genişletmek için “Normalleşme Anlaşması” imzalamaktadır. ABD’nin baskısıyla İslâm ülkelerine dikte edilen diğer adı “İbrahim Anlaşması” olan “Normalleşme Anlaşması”, bugüne kadar “Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Mısır, Ürdün ve Sudan” tarafından imzalanmıştır.

Aslında İsrail’in normalleşme adımları yaklaşık 50 yıllık bir plandır. İlk normalleşme adımı Mart 1979’a Mısır’la, ikincisi 1994’te Ürdün’le yürürlüğe girmişti. Bugüne kadar halkı Müslüman olan 6 devletin İsrail’le normalleşme anlaşması yapmasına rağmen İsrail hiçbir geri atım atmamıştır. Üstelik, işgal ettikleri topraklarda Müslümanlara yaşama hakkı tanımamaktadır. Bu normalleşme adımlarıyla daha da azgınlaşan Siyonist rejim, artık sokak ortasında Müslüman gençleri şehit etmektedir.

Son aylardaki bazı gelişmeler, Türkiye ve İsrail tarafından yapılan açıklamalar, normalleşme çabalarına Türkiye’nin de katılacağı izlenimini vermektedir. Türkiye henüz “Normalleşme Anlaşması”na imza atacak noktada değil ancak İsrail’le normalleşme süreci başlamış gözüküyor.

İsrail şu ana kadar halkı Müslüman olan 6 ülkeyle normalleşme anlaşması imzaladı ancak buna karşılık hiç taviz vermedi; üstelik baskıyı artırmaya devam etti. Türkiye dâhil halkı Müslüman olan diğer ülkelerin “Normalleşme Anlaşması” saçmalığının Haçlı-Siyonist ittifakının “İsrail’in güvenliğini sağlamak, meşrulaştırmak ve elini güçlendirmek için” yapılmış sinsi bir plan olduğunu idrak etmesi gerekir.

Haçlı-Siyonist ittifakının nihai hedefini ABD’nin bir önceki Başkanı Trump açıklamış ve, “Barışçıl Müslümanlar, Kudüs’teki Mescid-i Aksa dahil olmak üzere İsrail’deki tarihi mekânları ziyaret edebilecek” demişti. Hedef, Mescid-i Aksa dahil tüm Kudüs’ü bölünmeksizin terör devleti İsrail’e devretmek, Mescid-i Aksa’yı ise light ve barışçıl (!) Müslümanların turistik ziyaretine açık bir mekân haline getirmek. Bu, görünen plan. Sinsi plan ise Mescid-i Aksa ve etrafının yıkılıp Süleyman mabedinin tekrar inşası.

İsrail, aradan geçen yüzyıllık süreçte hayli mesafe aldı. Normalleşme Anlaşması da bu planın son noktası. İsrail, normalleşme süreciyle bölgede elini güçlendirmeyi, kendisi için güvenli bölge oluşturmayı ve meşrulaşmayı istemektedir. İsrail’in normalleşme saçmalığı aslında işgalci konumunu, zulüm ve terörünü unutturarak kendini meşrulaştırma çabasıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi