Gözün, Aklın ve Kalbin İdraki

Kalbin idraki 

Yaratılmışların en şereflisi, en onurlusu, en değerlisi olan insanın biyolojik tüm organları aslında benzersizdir. Bu organlar arasındaki mekanizmalar da olağanüstüdür. Bu organlar arasında kalbin yeri başkadır. Kalp, iman ve irfan gıdasıyla beslenir.

Bu besin kaynakları ne kadar sahih olursa, insan o kadar mükemmelleşir. Kemal Sayar; “Son yıllarda yapılan çalışmalar kalbin düşündüğümüzden daha akıllı olduğunu gösteriyor. Kalp beyinden sinyal alıyor evet, ama kendisi de Vagus siniri yoluyla beyne bilgi gönderiyor. Beyne gönderdiği sinyallerle beynin entelektüel işlevlerini yerine getiren bölümünü uyarabiliyor veya tamamen devre dışı bırakabiliyor. Kalp kendi hormonlarını üretip vücuda bırakıyor, beyinden binlerce kat daha güçlü bir manyetik alan yayıyor. Kalbin üzerinde yer alan kırk bin sinir hücresi, tıpkı beyin gibi yapılanıyor. Kalbin beyni, kendi dopaminini salgılayabiliyor. Bu sinirsel iletici, davranışlarımız üzerinde kuvvetli etkileri olan bir bileşiktir” diyerek kalp-beyin arasındaki koordinasyonunu açık bir şekilde ifade etmektedir.

Kalp; acımanın, merhametin, hüznün, sevdanın, imanın ve irfanın ikametgâhı iken; Beyin de aklın, gerçekçiliğin ve düşüncenin ikametgâhıdır. Kalp ve beyin, sıkı bağlarla birbirine bağlı çok önemli iki organdır. Bu iki organı, yaratılış fıtratına uygun tarzda, ihtiyaç duydukları besinlerle dengeli bir şekilde beslersek, aralarındaki koordinasyon sağlanmış ve güçlendirilmiş olur. Kalp kırmaktan, kalp ağrısından, gönül yarasından söz edilir. Kalbin gözyaşı vardır. Bilmenin, farkına varmanın, sevmenin ayrı bir hazzı vardır. Bilmek, bilinmek, fark etmek farklı bir zevk tattırır insana.

Sayar; “Duyularımız için kalp, esaslı bir metafordur. Kalbin bilimi ilerledikçe, metafor hakikate dönüşebilir. Kalbin bilgeliği, hatırlamaktır. Kaybedileni, unutulanı, görmezden gelineni hatırlamak. Som akıl, insana kılavuzluk edemez. Böler, ayırır, çözümler. Bütünü göremez, yapısı gereği böler ve ayrıştırır. Belki de insan bir yetimdir. Kaybettiği kutsalın açlığıyla kıvranan bir yetim” diyerek, kalbin esas fonksiyonunu ortaya koymaktadır.

Pergel metaforu

Mevlana’nın Pergel metaforunu (mecazını) esas alarak, bir ayağı hakikat üzerinde, diğer ayağı bütün bir evreni dolaşarak, bütün güzellikleri, iyilikleri ve doğruları bir araya toplayarak evrensel değerler manzumesini oluşturmak durumundayız. Evrensel Bakış Açısı, zihinsel fonksiyonlarımızın, evrensel değerlerle buluşmasını ve örtüşmesini sağlar. Çünkü bizler, bu evrenin çocuklarıyız. Evrenin evrensel değerleriyle buluşmamız, bizlere zenginlik katar.

Kadim medeniyetimiz, bütünü görme üzerine inşa olmuştur. Aklın idrakinin hakkını teslim eden, Görsel ve Kalb idrakinin hakkını veren bir medeniyettir. İnsanlık, yitirdiği bu medeniyetin ıstırabıyla kıvranmaktadır. İslam medeniyet tasavvurunda, her bir insana saygınlık ve değer biçme vardır. İslam medeniyet tasavvurunda bütünsel bir yaklaşım söz konusudur. Bu bütün, bizim ve bütün bir insanlığın hakikatidir. Parçalanan hakikat, hakikat değildir. Bütün insanlığın kurtuluşu olmayan bir kurtuluş, hiçbirimizin kurtuluşu olamaz. Aklın, gözün ve kalbin yaratılış fıtratı doğrultusundaki inşası, insana bu dünyada adeta cenneti yaşatır.  

Bizlerin bu çerçevede sorumluluğumuzun gereği olarak yapmamız gerekenler vardır: Zamanımızı; ilimle, bilgiyle… Zihnimizi; tasavvurla, hikmete ve irfanla... Kalbimizi; imanla ve sevgiyle... Ruhumuzu manevi değerlerle buluşturarak, rol model olmak durumundayız. Günümüzde en çok ihtiyaç duyulan dört başı mamur böyle bir model insan inşasıdır.

Asil bir duruş

Rol model insanın yaşadığı bir hayat tarzı vardır. Bu “hayat tarzında”; hayat vardır, güzellik vardır ve “benmerkezci” anlayış değil, bütün toplumsal katmanların yararını esas alan “Biz merkezci” anlayış vardır. Hikmet, irfan ve tasavvuru esas alan bir dil ile diğergâmlığı, fedakârlığı, toplumsal yararı, samimiyeti, sadakati, güveni inşa eden asil bir duruş; bütün bir insanlık için hava gibi, su gibi ve oksijen gibi bir ihtiyaçtır. Bu bilinçte olanlara selam olsun. Temennimiz odur ki, bu bilinçte olmayanlar bir an önce bu bilince ulaşarak onun ab-ı hayatından kana kana içsinler. Bu bilinç, bütün bir insanlığın ortak değeri olsun.

Günümüz dünyasında görsel idrak, öne çıkarılmakta; aklın ve kalbin idraki yok sayılmakta ya da ötelenmektedir. Bu doğru bir yaklaşım tarzı değildir. Bu üç idrak, birlikte anlamlıdır. Bu üçü birlikte hakikati oluşturur. Bu bütünsel hakikate hep birlikte sahip çıkmak durumundayız. Görsel idrakin tek başına esas alınması ve aklın idraki ile kalbin idrakinin yok sayılması, olayların ve olguların arka planını görmekten, anlamaktan ve kavramaktan yoksun bir yaklaşım tarzı olur ki, bu bizi hayatın gerçeklerinden uzaklaştırır. Görsel idrak; aklın ve kalbin idrakiyle birlikte anlamlıdır. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Şemsettin DURSUN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi