Güzel Ahlak Esasları

                                                                    Güzel Ahlak Esasları 

                                                                             HAL

‘Hal’ tasavvuf yolcusunun makamlarından birisidir. Çoğulu ‘Ahval’dir. Tasavvufçulara
göre hal, kulun isteği, celp etme girişimi ve kazanma isteği olmadan kalbine gelen neşe-
hüzün, rahatlık-sıkıntı, şevk-dert, heybet-heyecan gibi durumlara denir.
 
Buna göre haller, Allah (c.c.) vergisidir, makamlar ise çalışarak kazanılır. Haller  Allah
(c.c.)’ın cömertlik ve lütfundan gelir. Makamlara ise cehd ve gayret ederek ulaşılır.
Makamda istikrar vardır, hal ise sürekli değişmektedir.
 
Ebu Ali Dekkak (r.a.)’ın Rasûlullah (s.a.s.)’in: “Kalbimi bir örtü bürür de onu
kaldırmak için günde Allah Tealâ’dan yetmiş defa af dilerim!” 1 hadis-i şerifini
açıklarken şöyle dediğini işitmiştim: ‘Rasûlullah (s.a.s.) halleri itibariyle ebedî ve devamlı
bir yükseliş durumunda idi. Bir halden daha yüksek bir hale ulaştığı zaman eski halini
düşünür, yeni haline nazaran eski halini bir hicap ve örtü kabul ederdi. O’nun halleri ebedî
ve devamlı artış göstermekte idi.’ 2  
 
Hal, tasavvuf yolcusu bir insanın kendi derinliklerinde ötelerden gelen esintileri yaşaması ve
kalp ufkunda cereyân eden gece-gündüz, sabah- akşam, farklılığının duyulup
hissedilmesidir. Onu insanın cehd ve gayreti olmadan, insan kalbini saran sevinç- hüzün,
kabz- bast şeklinde anlayanlar, bu oluş ve sezişin devam ve istikrârına ‘makam’, onun zevâl
bulup gitmesine de ‘nefsânîlik’ demişler.
 
Bu itibarla, ‘hal’e, bir ilahî mevhibe ve gönül yamaçlarının ‘üns’ esintiler, ‘makam’a da
insan irade ve azminin bu nefehatı soluklayıp benliğine mal ederek ikinci bir fıtrata
ulaşması diyebiliriz.
 
Hal; yaratılış, hayata mazhariyet, nur ve rahmet gibi, perdesiz her şeyin gerçek kaynağını
gösterir ve halis tevhidi ihtar eder. Makam ise, sa’yu gayretin sisli- dumanlı prizması içinde
dediğini der ve hakikati o kadar net aksettiremez. Onun içindir ki, kalbe gelen varidatın
duyulup sezilmesi  ve her lahza, kalplerde ‘kenzen’ bilinen doğru  ayrı bir yol vurulması;
içinde biraz da kendimizi anlatmanın bulunduğu o varidatın kendi rengimize göre ifade
edilmesinden daha kadirşinasca bir davranış sayılmıştır.
 
Allah Tealâ’nın kudreti dâhilinde bulunan lütufların sonu yoktur. Mutlak ve ideal izzet
Hakk’ın hakkı olunca, hakikî manadaki izzete ve yüksekliğe ulaşmak imkânsız olur. O
halde kul halleri itibariyle devamlı olarak yükseliş vaziyetinde olacaktır. 3
 
Bundan dolayıdır ki, Hz. Muahammed (s.a.s.), bir makam münasebetiyle: “Allah sizin
cisim ve sûretlerinize değil, kalplerinize nazar eder (bakar)..” diyerek Allah (c.c.) katında önemsenen noktayı hatırlatıp, halkça yönelinecek mihrabı iş’ar ile âyineyi, tecelliye
tevcih buyurmak istemiştir. Derecesi daha düşük bir rivayette, kalplerin yanında ameller de
zikredilerek; “Allah sizin kalplerinize ve amellerinize bakar...” beyanı ise, halin
devamıyla ulaşılan ‘makam’a hal hatırına bir iltifâttır.

1 Müslim, Zikir.
2 Kuşeyri Risalesi, S. Uludağ.
3 Kuşeyri Risalesi, S. Uludağ.

Hal; mutlak iradenin muradına uygun vakitlerde, ara ara gelen tecelliler.. bu tecellilerin
yayılma sahası kalp ufku.. avlayıp bir kalıba ifrağ eden de his ve şuurdur. Bu itibarla
makama, dalgaları inmiş, istikrara ulaşmış bir pâye nazarıyla bakılmasına karşılık; hal,
yüksek takdirlere bağlı gel-gitlerin ağında, her zuhur bir evvelkisinden ayrı ve farklı kareler
içinde, sürekli belirip kaybolan ve tıpkı güneşten gelen değişik boy ve renklerdeki dalga
paketlerine benzetilebilir.
 
Hassas ruh ve marifetle uyanmış şuurlar, suyun üzerindeki kabarcıklarda, güneşin akislerini
gördükleri gibi, gönül yamaçlarında da, ‘hal’ dalgalanmalarını öyle görür, hisseder ve ayrı
ayrı anlayarak ona karşılık verirler.. Kalp balansını iyi ayarlayamamış, dolayısıyla da
bağlantısız kalmış kopuk ruhlar, bunları birer vehim ve hayal sanabilirler; varlığa Hakk’ın
nuruyla bakanlar için bunlar çok açık gerçeklerdir.
 
En büyük ‘Hal insanı’ olan Peygamber (s.a.s.), bir önceki mazhariyetlerini, bir sonraki
durumu itibariyle derin gördüğünden o derin halin nuruyla Allah (c.c.) gönüllerimizi
donatsın! “Ben günde yetmiş defa istiğfar ediyorum...” buyururlardı.
 
Zaten, sonsuzluğa dönük bir ebedî yolculukta, ebedi ışık ve ebedî Burak’a ihtiyacını
hisseden dupduru bir gönlün, başka türlü düşünmesi de mümkün değildir.
 
Allah (c.c.)’ın kulunu ulaştırdığı hiçbir mana ve hal yoktur ki, ondan daha üstün olanını
yaratmak ve kulunu oraya ulaştırmak O’nun kudreti dâhilinde olmasın. Kul tasavvuf
yolunda istikrarlı bir şekilde devam ettiği sürece Allah Teâlâ’nın izni ve dilemesiyle
‘Hal’den bir üst kademe ‘Hal’e yükselir.


Allah Teâlâ bizlere bu güzel ‘Hal’lere ulaşmayı nasip etsin! Amin!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Bilgen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi