ALLAH (C.C.), KÖTÜLÜKLERİ BİZİM ELİMİZLE DÜZELTMEK İSTER

Allah-u Teâlâ, isterse kötülükleri hemen düzeltebilir. Hatta, kalpleri kontrol ettiğinden zalimlerin kalbine iyilik tohumları eker ve zulüm ortadan kalkar. Aynı şekilde müşriklerin ve kâfirlerin kalplerine müdahale eder ve yeryüzünde şirk, küfür, zulüm ve kötülük kalkar. Kur’an-ı Kerim’deki “Bütün göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır ve bütün işler (netice itibariyle) O’na döndürülür” (Hadid, 5) ayeti, yerlerin ve göklerin mülkünü elinde bulundurduğuna işaret eder.

Yeryüzü ve içindekiler, hatta bütün kâinat Allah-u Teâlâ’nın mülküdür. Allah-u Teâlâ, mutlak güç ve kuvvet sahibidir, yerlerin ve göklerin orduları Allah’ındır. Kur’an-ı Kerim’de bu gerçek şöyle bildirilir: “Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir” (Fetih, 7). O bir şey istediği zaman sadece “ol” der ve her istediği olur: “Göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Bir işin olmasını isterse ona yalnızca “ol” der, o şey de oluverir” (Bakara, 117). Yok edebilme kudreti de var edebilme kudreti kadar büyüktür.

Allah-u Teâlâ’nın cezalandırma güç ve kuvveti zaman ve mekânla mukayyed değildir. İstediği zaman cezalandırabilme kudretini haizdir. İsterse kötülüklerin cezasını dünyada hemen verebilir, isterse de ahirete erteleyerek orada daha ağır şekilde cezalandırabilir. Cezayı ertelediği zaman da mutlaka gerçekleştirebilme kudretini haizdir ve gerçek güç ve kuvvet budur.

Böyle olmasına rağmen Allah-u Teâlâ, kimi zaman yeryüzündeki kötülüğün, zulmün, küfrün, şirkin, her türlü isyanın cezasını dünyada hemen verir, bazen de âhiret gününe erteler yani mühlet verir; bunun tasarrufu tamamen Allah’a aittir. Tarihteki bazı olaylar, kötülüklerin cezasının dünyada verildiğinin misalleridir: “Nuh tufanı, Âd, Semûd, Lût kavimlerinin helaki, Firavun ve Nemrut gibilerinin helâkleri” bunlardandır. Bazen de küfürde, şirkte ve zulümde ileri giden nicelerinin cezasının ahirete ertelendiği vakidir.

Müslümanların kötülük, zulüm, küfür ve şirkin cezasının dünyada Allah-u Teâlâ tarafından verilmesini beklediği, hatta Allah’a, Peygamberi’ne, Kur’an’a kısacası İslâm’ın kutsallarına hakaret edenlerin cezasının hemen verilmesini umduğu görülmektedir.

2007 yılında İsveç’in yerel gazetesi Nerikes Allehan’da Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e hakaret içeren karikatürleri yayınlayan Lars Vilks, 4 Ekim 2021 tarihinde trafik kazasında yanarak öldü. Karikatüristin yanında bulunan iki koruma polisi de aynı kazada yanarak ölmüştü. Bazı kardeşlerimiz “İslam düşmanı yanarak öldü” diye sevindi haklı olarak. Ancak İslâm düşmanlığında Lars Vilks’ten daha kâfir niceleri vardır ki, hayatına devam etmektedir. Bu, onların cezalarını çekmeyeceği anlamına gelmez; mutlaka cezayı çekeceklerdir.

Allah-u Teâlâ’nın mühlet verip cezasını ahirete bırakılmasında hikmetler vardır. Mühlet verilmesinin sebeplerinden birisi, insana verilen özgür iradeye müdahale etmemek, iyi ya da kötüyü tercihine fırsat vermek; kötülükten vazgeçip iyi işler yapması için fırsat tanımaktır. Mühlet verilmesinin ikinci sebebi tövbe kapısının ölünceye kadar açık tutulmasıdır. Kimin ne zaman tövbe edeceği bilinmez. Nice zalim, kâfir ve müşriklerin tövbe ederek imana geldiği, İslâm’a hizmetkâr oldukları bilinmektedir.

Allah-u Teâlâ’nın kötü, zalim, kâfir ve müşriklerin cezasını ahiret gününe bırakmasının başka bir sebebi ise günahlarının artması içindir. Bu gerçek hakkında Kur’an-ı Kerim’de: “Bir de kâfirler, kendilerine mühlet verişimizi, sakın kendileri için hayır sanmasınlar. Biz onlara sırf günahlarını artırsınlar diye mühlet veriyoruz. Onlara, aşağılayıcı bir azap vardır” (Al-i İmran, 178) buyrulmaktadır. Zalimler hakkında ise “(Ey Resulüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor” (İbrahim, 42) buyrulmaktadır.

Allah-u Teâlâ istese kötülükleri engeller, zira aciz insanın canı O’nun elindedir ancak bazen zalimlere mühlet vermekte ve kötülüklerin cezasını ahiret gününe ertelemektedir. Yaşadığımız dünyada kötülüklere dur deme misyonunu Muhammed ümmetine yüklemektedir. Kur’an-ı Kerim’deki, “(Ey Muhammed ümmeti)! Siz beşeriyet (insanlık) için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, fenalıktan alıkoyarsınız ve Allah’a imanınızda devam edersiniz…” (Al-i İmran, 110) emri Allah’ın nizamını yeryüzüne hâkim kılmak ve iyiliği emredip kötülükten alıkoyarak adaleti tesis için Müslümanlara verilen görevi ifade etmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi