MODERNİTE VE MODERN BİLİMİN, ÜZERİNE KURULDUĞU TEMEL İLKELER

Modern Bilimlerinin, üzerine kurulduğu temel ilkeler vardır. Birinci bölümünü yayınladığımız ilkelerin bugün ikincisini sunuyorum:
4- Modern Bilim, tekelcidir/inhisarcıdır.
Moderniteyi oluşturan Burjuvazi, bütün dünyada bugünkü modern bilimin ve teknolojisinin tek, vazgeçilmez ve aşılmaz olduğunu yayarak, bilimi ve teknolojiyi hem yüceltmek, hem de tekelinde tutmak istemektedir. Maalesef bunda belli ölçüde başarılı da olmuştur.
Aslında bu düşünce, iki yüz yıldan beri insanlığı uyutmuş halen de uyutmaktadır. Yani her türlü bilimsel faaliyetin ancak kendisinin ve kendi dünya görüşündeki bilim insanlarının yapabileceğini, diğer bütün insanlar da ancak onları takip edeceğini, gizli ve açık olarak zihinlere işlemektedir. Örneğin, bilimsel faaliyetlerin sadece eski Yunan’da ve günümüz Avrupa’sında olduğunu, olabileceğini ve bu faaliyetin kendi tekelinde bulunduğunu, bilimi ve teknolojiyi sadece kendisinin üretebileceğini savunur. Karşıt bir görüşle çalışmayı kabul etmek, duymak ve görmek istemez. Eğer böyle bir durum ortaya çıkarsa onları da engeller, gerekirse ortadan kaldırır. Bunu da sadece bilimsel yollarla değil, onunla beraber, siyasal, sosyal, ekonomik ve teknolojik yaptırımlarla hedefine ulaşmak ister idi.
5- Modern Bilim, bilim dışı desteklerle bugünkü noktaya ulaşmıştır.
Modern bilimin bugün ulaşmış olduğu nokta, yalnızca bilimsel faaliyetlerle ya da bilimsel başarılarla değil, aynı zamanda Burjuvazinin siyasi, sosyal, ekonomik ve askeri desteklerine de bağlı olduğu bilinmelidir.
Fransız devriminden bu yana, siyasal gücü elinde bulunduran Avrupa Burjuvazisi’nin beğendiği, ‘olur verdiği’ ve desteklediği bilgi, bilim ve teknolojiler gelişmiştir, başkası değil. Bunlar da çok büyük ölçüde burjuvazinin karını artırma ya da egemenlik alanını genişletme amaçlarına hizmet etmiştir. Örneğin, Darwin, Freud ve Marks yaklaşık iki asırdan beri, bilim çevrelerinde hala dimdik ayakta duruyorlarsa, bu, onların çok başarılı olmalarından değildir. Freud çoktan aşılmış, bugünkü Psikoloji onu çok geçmiş, iki asır önceki fikirlerinin çok büyük bir çoğunluğu artık işlevsel olmaktan çıkmış ama, O yine Psikoloji alan yazınında el üstünde tutulur. Diğerleri de öyledir. Bunun tek açıklaması, bunları emperyalizm ‘koçbaşı’ olarak kullanmaktadır da ondan.
6- Modern Bilim, ahlakı ve ahlak ilkelerini de hayatın dışına atmıştır.
Ahlak, insanların hayatını düzenleyen ilke, prensip ya da kurallar toplamıdır.
Ahlâk ile aynı kökten olan hulk, bir şeyin yaratılışını, tabiatını, mahiyetini (özünü, esasını) ifade eder. Ahlâk, insanın bu yaratılış kurallarına yani fıtratına göre hareket etmesi demektir. Ahlak kuralları ya da ilkeleri, insanın yaratılışından, fıtratından, doğal iç düzeninden bulunup çıkarılmalıdır. Yoksa birey ya da toplumun zevklerinden, isteklerinden ve arzularından değil. Çünkü insanların iç düzeni yani fıtratı, bütün insanların ortak yönlerini içerir. Eğer bu fıtrat üzerine ahlak bina edilirse, insanlığın ortak değerlerine göre bir ahlak üretilmiş olunur. Buna doğal ahlak sistemi ya da ‘insanın fabrika ayarları’ da diyebiliriz. Aksi halde herkeste çok değişik ihtiyaç, istek, beklenti ve arzular vardır ve bunların çoğu da birbiriyle çatışma halindedir.
Bu yüzden İslâm düşüncesinde ahlâkın kökeni bireysel ve toplumsal tercihler, yönelimler, arzular, beklenti ya da çıkarlar değil, insanın yaratılış düzeni yani fıtrattır. İslam Ahlak düzeni, insanın iç düzeninden, doğal yapısından yani fıtratından üretilmiştir. Kur’an ve sünnet, orayı esas alarak Ahlak kurallarını belirlemiştir.
Modernite/modern bilim, insanlığın, kendisinden önceki bütün bilimsel, teknolojik ve kültürel çalışmalarını yok saydığı gibi, doğru-yanlış demeden bütün dinleri ve özellikle Allah’ın son din olarak gönderdiği İslam’ı, O’nun inanç ve ubudiyet sistemlerini, Kainat, hayat ve insana dair bildirimlerini, bireysel ve sosyal hayatın çeşitli alanlarına ait kurallarını ve özellikle de ahlaki kural ve yönlendirmelerini de büyük bir ‘hadsizlikle’ yok hükmümde kabul etmiştir. Dolayısıyla gönderilmiş veya üretilmiş olan bütün kültür, din ve ahlak kurallarından oluşan birikimleri, kavram yerindeyse ‘sıfırlamıştır’. Modernite/modern bilim, önce kendisinin, sonra da bütün dünyanın bu kurallarla bağını koparmış ve ‘kopuk’ durumda kalmıştır. Bundan dolayı Vahyin ve insanlığın inşa ettiği ahlak kurallarını, eline geçirdiği güç ve imkanlarla Modernite, hayatın dışına atmıştır.
Peki modernite/modern bilimin, hiç ahlaki kuralı yok mudur? O tamamen ahlaksız mıdır? Var gibidir. Ancak insanlığın gerek Vahiy yoluyla, gerekse kendi üretimlerinin sonunda elde etmiş olduğu kazanımlarını yok sayan hem onların yol göstericiliğinden mahrum olan, hem de kendisinde her şeyi değiştirecek bir güç olduğunu düşünen Modernite, bazı ahlak kuralları koysa bile, bu kuralları, insanın fıtratından/doğasından çıkarmak gibi bir yola girmez. Çünkü, önceki yazılarımızda da dediğimiz gibi, modernitenin, kendisinin dışındaki insana hiç saygısı yoktur. Ayrıca o, insanı ve hakkı üstün tutan birisi de değildir, onda ‘güç’ önemlidir. Ayrıca ve en önemlisi, modernite her zaman yeryüzünde kendi karını maksimize eden ve siyasi etkinlik alanını genişleten kurallar koyar. Bununla beraber onlarla bile asla kendisini bağlamaz. Dolayısıyla ‘var gibi’ dedik. Aslında yoktur.
Bu çalışmada da ortaya koyduğumuz gibi, her türlü art niyet ve kötü hasletlerin kol gezdiği, egemen olduğu modernite, asla insanların geneli için yararlı olabilecek bir kural geliştirmez ve onu egemen kılmaz. Çünkü modernite ve modern bilimin epistemolojik ve kurumsal gelişim süreci, ahlakın beslenebileceği değerler alanı ile kendisini yalıtan, arasına engel koyan bir dinamiğe sahiptir. Başından beri değerler alanıyla modernitenin arası hiç iyi olmamıştır. Dolayısıyla modernitenin kendisine has tarihi gelişiminde bilim, ahlak ve insanlık arasındaki ilişki hep sorunlu olmuştur.
Modernite’de din, ahlak ve modernite öncesi bütün kazanımlar, hayatın dışına itilmiş, bunların hepsinin yerini tutacak şekilde bilim, başlı başına bir ‘değer’ olarak görülmüş, aslında ‘araç’ olan bilim, ‘amaç’ haline dönüştürülmüştür. Bilimin de durumu ortadadır. Ahlaken yozlaşan insanlığın sorunu da buradadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Özyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi