Enderun’da Eğitim

Enderun ilk kurulduğu yıllarda sadece din dersleri veriliyordu daha sonra II Murat döneminde şiir, musiki, hukuk, mantık, felsefe, coğrafya ve astronomi dersleri verilmeye başlamıştır, Fatih döneminde İstanbul’a taşınan Enderun daha da geliştirilmiştir. II Beyazıd döneminde silahşörlük ve okçuluk gibi derslerde verilmeye başlanmıştır[1]. Bu dönemde ikinci bir Enderun olan Galatasaray’ı kurulmuştur. İlk öğrenim yapılan bu sarayda sadece Kuran, Arapça, Farsça, güzel yazı yazma sanatı ve müzik öğretilirdi. bu okulu bitirenler Topkapı Sarayı’ndaki Enderun mektebine girerek öğrenimlerini burada tamamlarlardı.

Enderun'daki eğitim Büyük ve Küçük odalar, Doğancı Koğuşu, Seferli Koğuşu, Kiler Odası, Hazine Odası ve Has Oda ol­mak üzere yedi kademe üzerine kurul­muştu. Buradaki eğitimi sonuna kadar götüremeyen iç oğlanlar ara sınıflardan aynı şekilde çıkma adıyla ayrılarak çe­şitli askerî birliklere katılırlardı. Enderun'un ilk iki kademesinden Kü­çük Oda Bâbüssaâde'den içeri girince solda, Büyük Oda ise sağda yer almak­taydı. Bu odalara acemi oğlanları mek­tebinden üstün basan ile mezun olan gençler alınırdı. Bunlar İslâm dini ve kül­türü, Türkçe, Arapça ve Farsça dersleri görür, güreş, atlama, koşu, ok çekme gibi spor talimleri yaparlardı. Bu odalar­da okuyanlar "dolama" denilen bir çeşit cübbe giydikleri için bunlara "dolamalı" denilirdi. Gençler yaklaşık on beş yaş civarındaydı. Buralarda disiplini sağla­yan, gençlere çeşitli konularda yardımcı olan lalalar bulunurdu. Büyük Oda'nın kadrosu 100, Küçük Oda'nın altmış iken XVII. yüzyılda toplam kadro 258'e ulaş­mıştı. Bu odaların 1675te kaldırıldığı belirtilmektedir. Enderun'un üçüncü de­recesi Doğancı Koğuşu idi; kırk kadar gencin talim gördüğü bu koğuş IV. Mehmed zamanında kaldırılmıştır.

Enderun mektebinin koğuşlar bölümü ve avlusu

Seferli Koğuşu 1635 yılında IV. Murad tarafından teşkil edilmiştir. Öncele­ri Enderun halkınınçamaşırlarının yıka­nıp düzenlenmesi hizmetini  örürken daha sonra çalışmalar sanata kaydırıl­mış ve buradaki gençler musikişinas, ha­nende, kemankeş, pehlivan, berber vb. meslek dallarında yetiştirilmişlerdi. Ni­tekim bu koğuştan birçok musikişinas ve şair çıkmıştır. Saray dilsiz ve cüceleri de aynı koğuşta eğitilmiştir. Seferli Ko­ğuşu'nda 100 kadar genç eğitim görür, bu koğuşun iç oğlanları çıkmalarda si­pahi bölüklerine verilirdi.

Kilerci Koğuşu Fâtih Sultan Mehmed zamanında kurulmuştur. Buranın âmiri serkilârî-i hâssa idi. Padişaha yemek ser­visi yapmak bu koğuşun göreviydi. Bu­rada bulunan iç oğlanları hükümdarın ve Harem-i Hümâyun'un ekmek, et, yemiş, tatlı, şerbet gibi her türlü yiyecek ve içe­cek ihtiyacını hazırlar ve muhafaza eder­di. Saray odaları ve mescitlerinin mum­ları da bu koğuş tarafından temin edilir­di. Bunların sayılan otuz kadardı. Kilerci Koğuşu iç oğlanları çıkmalarda kapıkulu süvari bölüklerine girerlerdi.

Hazine Koğuşu da Fâtih tarafından teşkil edilmiştir. Buranın âmiri hazinedar başı ve hazine kethüdası idi. Hazinedarbaşı sarayın en nüfuzlu görevlilerindendi. Sarayda hizmet gören, sayıla­rı 2000 civarındaki "ehl-i hiref" denilen saray sanatkârlarının başı olduğu gibi Enderun hazinesi ve saraya ait mücev­herat ve kıymetli eşyanın korunmasın­dan da sorumluydu. Barış ve savaş za­manlarında padişahın yanından ayrıl­mazdı. Bu koğuşun mevcudu zaman za­man 150'ye kadar çıkmıştır. Buradan çıkma olduğunda gençler kapıkulu süva­ri bölüklerine, müteferrikalığa ve çaşnigârlığa girerlerdi.

Has Oda Enderun kademelerinin so­nuncusu olup yine Fâtih tarafından ku­rulmuştur. Has Oda'nın dört meşhur zabiti has odabaşı, silahdar, çuhadar, ri-kâbdar idi; bunlardan sadece has oda-başının padişah huzuruna çıkma yetki­si olduğu Fâtih Kanunnâmesi'nde belir­tilmiştir[2]. Has Oda'nın toplam mevcudu kırk civarındaydı. Has odalıların görev­leri arasında Hırka-i Saadet Dairesi'ni te­mizlemek, eşyasının bakımını yapmak, kandil gecelerinde öd ağacı yakmak, gül­suyu dökmek ve mukaddes emanetle­ri korumak gibi işler sayılabilir. Hünkâr müezzini, sır kâtibi, sarıkçıbaşı, kahvecibaşı, başçavuş gibi padişah hizmetin­de bulunanlar da Has Oda mensupları arasından seçilirdi. Hareme bitişik Mâbeyn denilen odada bulunan Has odalı­lardan çıkma olduğunda bunlar kıdem durumlarına göre önemli görevlere ta­yin edilirlerdi.[3]

Enderun'u teşkil eden yedi oda ve koğuşta çıkmalar, terfiler ve bo­şalan yerlerin doldurulmasında kesinlik­le uyulan belirlenmiş kurallar vardı. An­cak padişahların sık olmamakla birlikte terfi ve çıkmalarda usul dışı uygulama­ları da olmuştur. Kanunî Sultan Süley­man'ın Has Odabaşı İbrahim'i veziriâzamlık makamına getirmesi bunun il­ginç bir örneğidir.

Enderun sistemi, organik bağ içerisin­de çeşitli kademeleri bulunan bir eği­tim sürecine dayanır. Buradaki başarı büyük ölçüde kendi içindeki bütünlük­ten gelmektedir. Adaylar özel olarak teş­kil edilmiş, belirli kurallara göre hare­ket eden gezici ekipler tarafından fizikî, bedenî ve ruhî özellikleri incelenerek se­çilirdi. Bunların gönderilecekleri aileler­de de bazı vasıflar aranıyordu. Hazırlık sınıflarının bulunduğu saraylarda Türk ve İslâm kültürüyle ilgili derslerle bede­nî kabiliyetleri geliştirecek spor dersleri esastı. Bu eğitim sisteminde başından sonuna kadar titizlikle riayet edilen il­kelerden biri çıkma idi. Başlangıçtan beri uygulanan bu usul Kanunî devrin­de geliştirilmişti ve hazırlık sınıflarından Enderun eğitiminin sonuna kadar geçen süre içinde başarı ve ilerleme gös­teremeyenler buradan alınıp ordunun çeşitli kademelerine verilirdi. Böylece an­cak fevkalâde başarı gösterenler eğitim süresini tamamlayabilirdi.[4] Ayrıca oda ve koğuşlardaki sabit kontenjana göre be­lirli aralıklarla sayıyı azaltıp kabiliyetli yeni elemanlara yer açmak için de çık­ma usulüne başvurulmuştur.

Hizmet Yoluyla Öğrenme

Enderun Okulu’nda hizmet yoluyla yetişme yedi oda içinde verilirdi. İlk iki oda Küçük ve Büyük odalar, okulların hazırlık sınıfına benzerler, liyakati olan çocuklar birinden diğerine geçerlerdi. Üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı odalar; saray hizmetlerini tanırlar ve yaparlardı. Yedinci oda ise Has Oda idi. Has Oda, ihtisas bölümü mahiyetinde olup, padişahla daha yakından temas imkânı bululardı. Her odanın kendine mahsus dereceleri vardı. Bir odadan diğer odaya geçmek için kıdemli, yani eskimiş olmak şarttı. En son sınıf demek olan Has Oda’ya kadar gelenler “çıkma” tabiriyle çıkarılırlar, çırak edilirler ve her türlü hükümet ve ordu işlerinde kullanılırlardı. Çıkma müddeti sekiz sene idi. Çıkmaların yerine Acemi Oğlanlar Ocağı’ndan yenilerialınırdı.[5] Enderun Okulu’nda, Has Oda’yı bitirenlerin güvenilir, sadık ve yetenekli bir insan olup olmadığının anlaşılabilmesi için çeşitli görevler verilerek denenmesi gerekliydi.[6]Has Oda, Enderun Okulu’nun en önemli sınıfıydı. Fatih’in ünlü kanunnamesinde buna yer vermesi, verilen değerin bir ifadesidir. Padişahın en yakın hizmetlerini gören bu odanın mevcudu kırk kişiydi. [7]

Enderun Mektebinin Has oda bölümü

Teorik Eğitim

Enderun Okulu’nda bütün odalardaki çocuklar, kendi odalarına düşen görevleri yaptıktan sonra kalan boş vakitlerinde yazı öğrenirler, Kur’an okurlar ve onu ezberlemeye çalışırlardı. Enderun’da eğitim ve öğretim sadece Büyük ve Küçük odalara (Birinci ve İkinci Odalar) has değildi. Enderun Okulu öğrencilerinin bir gününü şöyle özetleyebiliriz. Sabahları güneş doğmadan önce kalkarlar, sabah namazına kadar Kur’an okurlar, namazı kıldıktan sonra Kur’andan okuyacakları yeni dersleri alırlardı. Enderun öğrencileri bu dersleri de saraya gelen hocalardan alırlardı. Öğrenciler, günlük çalışma programları bittikten sonra Hükümdar’a ait ne gibi görevleri varsa onu yaparlar sonra da derse başlarlardı. Burada medreseler düzeyinde kitabî bir eğitim-öğretim yapılırdı. Türk ve İslam kültürü ile ilgili derslerin birinci derecede olduğu görülürdü.[8]Okutulan dersler; Türkçe, Arapça, Farsça, Edebiyat, Tarih, İslami Bilimler (Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam, gibi) ve Matematik. Bu dersler arasında Türkçe, Edebiyat, Tarih ve Matematik dikkat çekiyor. Şu halde Enderun Okulu’nun programı medreselerden daha iyi düzenlenmişti.[9] 

Enderun mektebi nin içerisinde bulunan kütüphane.

Enderun eğitiminde, başından sonuna kadar titizlikle riayet edilen ilkelerden biri “çıkma” idi. Hazırlık sınıfından Enderun eğitiminin sonuna kadar geçen süre içinde başarı ve ilerleme gösteremeyenler, buradan alınıp ordunun çeşitli kademelerine verilirdi. Görüldüğü gibi üstün başarı gösterenler, eğitim süresini tamamlayabilirdi. Enderun’da disiplinden hiç taviz verilmezdi. Çünkü çok değişik ırk  ve dini kökenlerden gelen gençler, İslam-Türk kültürü içerisinde yetiştiriliyordu.[10]Burada Enderun’un amacı da ortaya çıkıyor.

Kendilerinden çok şey beklenen ve daha sonra büyük görevler yüklenerek bu farklı yapıdaki çocukların kültürlerini artırma, disiplin altına alma ve kabiliyetlerini yöneltmedir. Enderun’da kabiliyetli yeni adaylara devamlı bir kontenjan bulunurdu. 1550’li yıllarda İstanbul’da Habsburg elçisi olarak görev yapan Busbecq, Batılıların iyi yetiştirilmiş attan ve köpekten zevk aldığını, Türklerin ise iyi yetiştirilmiş insanlardan büyük zevk aldıklarını anlatmaktadır. Türkler, olağanüstü bir insan bulduklarında, değerli bir nesne edinmişçesine coşku duyarlar, onu yetiştirmek için hiçbir emek ve çabadan kaçınmazlar. Biz ise onu eğitmek için kendimizi zahmete sokmaz, onu eğitmenin bize düşen bir iş olduğunu düşünmeyiz.

Beden ve Sanat Eğitimi:

Enderun’da çocukların yeteneklerine göre de bir eğitim vardı. Dersler dışında ata binmek, iyi silah kullanmak isteyenler iyi bir silahşor olarak yetişirlerdi. Savaş sanatı öğretilirdi. Güzel yazı,  cilt sanatı, tezhip tasvir ve mimari gibi sanata merak edenler, musiki, şiir, edebiyat ve tıp, matematik, mühendislik gibi bilimlere ilgi duyanlar da ilgilendikleri alanlarda sarayda görevli bilginlere ya da ilgili sanatın ustalarına devam ederlerdi.[11] Bu eğitimlerin önemli bir amacı da gerektiği zaman bu yoldan geçimini sağlayacak bir mesleği kazandırmaktı.

Enderun Okulu, ordunun ihtiyacı olan nitelikli askerleri yetiştirdiği, merkezde ve eyaletlerde çeşitli seviyelerde hizmet eden kişiler hazırladığı gibi sarayın mimarını, nakkaşını, ressamını, kâtibini, müneccimini, şairini, tarihçisini, bilginini, silahşorunu ve müzisyenini de yetiştirmiştir.

Enderun, çalışma biçimi, programı ve işleyişi bakımından bir okuldan ziyade çeşitli hünerlerin, sanatların, idari ve siyasi bilgilerin uygulamalı olarak öğretildiği, kabiliyetlerin tespit edildiği bir kurs ve staj yeri gibi olduğu söylenebilir.[12]

Bununla birlikte Enderun Okulu’nun ve Yeniçeri Ordusunun insan kaynağının sağlanma biçiminin dikkat çekici olduğu unutulmamalıdır. Enderun Okulu, bir seçkinler eğitimi veriyordu. Aşırı bir disiplin uygulanan okulda kurallara uyma konusunda son derece sert davranılıyordu. En küçük kusurlar bile cezalandırılıyordu. Bu disiplin; sabretmeyi, zorluklara karşı dayanmayı, alçak gönüllü olmayı bir yaşam biçimine dönüştürüyordu. Enderun’daki çocuklar biliyorlardı ki gelecekte sahip olacakları imkânlar bugün yaşadıkları sıkıntıların sonucuna bağlıdır.

Enderun mektebindeki öğrencilerin talim  yaptıkları avlu.

Enderun, dönemin şartlarından doğmuş çok önemli bir okuldur. Osmanlı Devleti’nin sosyal yapısıçok kültürlülük esasına dayandığı için ırk ve kan bağının yerine kültür bağı ve birlikte yaşama sanatının geliştirilmesi gerekiyordu. Bu dönüşümü ancak bir okul yapabilirdi. Ortak bir kültür, ortak bir vatandaşlık sorumluluğu bir vatan kavramı etrafında oluşturulmuştu. Osmanlı Devleti, çok kültürlü bir toplum olmanın dezavantajını, milliliği ikinci plana atarak avantaja çevirmiş, dolayısıyla farklı din ve kültüre mensup milletlerden endişe duymamıştır. Osmanlı coğrafyasında ana kimlik dinden çıktığı için ihtida ettirmek sistemin temel amacı olmalıydı. Bu hareket zorlamayla yapılmayacak, İslamiyet’i kabul edenler terfi ettirilip desteklenecekti. Yönetici grubun çoğunlukla her üyesinin Hıristiyan kökenli olmasına karşılık, yükselebilmesi için Müslüman olmasışarttı. Enderun Okulu’ndan en dindar Müslümanlar çıktığı halde din değiştirmeden eğitimini tamamlayanlar da oluyordu. Enderun’da kimse Müslüman olmaya zorlanmıyordu. Etnik ve dini unsurlara azami hoşgörü uygulanıyordu. Enderun’da çok ünlü tarihçiler, sanatçılar ve bilginler yetişiyordu. Ünlü Osmanlı tarihçilerinden Fındıklılı Mehmet Ağa, Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Evliya Çelebi, Kâtip Çelebi ve Koçi Bey bunlar arasında sayılabilir.

Enderun’da Müslüman olmadığı halde Türk kültürüne ve devletine büyük hizmetler yapan kişiler de yetişmiştir. Bunların başında Dimitrius Kantemir (1673–1723) gelmektedir. Enderun’da rehine olarak İstanbul’a getirilen kral çocukları da tahsil ve terbiye görürlerdi. Dimitri Kantemir de Boğdan Prensliğine tayin edilen (1684) babası Konstantin’in devlete sadakatinin bir göstergesi olarak İstanbul’a getirilmediği için durumu diğerlerinden biraz farklı olmakla beraber Enderun’un himayesine verilmişti. Dimitri, kendi dinini muhafaza etmekle beraber Enderun’da okutulan dersleri, sanatları, Türk ve İslam kültürünü öğrenmiştir. 1687 yılında Enderun’a giren Dimitri, Türkçeyi, Arapçayı ve Farsçayı öğrenmişti. Zaten Enderun’a girdiğinde Rumca, Latince, Rusça, eski Yunan ve Fransız dillerini biliyordu.[13] Geniş bir dil bilgisinin de etkisiyle doğu-batı kültür değerlerinin güçlü ve anlamlı bir sentezini yaparak Osmanlı Tarihi hakkında iki ciltlik Latince bir eser meydana getirmiştir.

Enderun’da yetişen gençlerin, Osmanlı İmparatorluğu’nun idarî, siyasî ve diplomatik faaliyetlerine şahit olmaları, onların bilgi, görgü ve tecrübelerini arttırıcı bir unsur olarak kabul ediliyordu. Zira Topkapı Sarayı, yüzyıllarca bu icraatların merkezi olmuştur Enderun, imparatorluğun yönetici elit kadrolarını yetiştiren ve hayata hazırlayan bir mektep görevini üstlenmiştir. Enderun mektepleri yüzyıllar boyu Osmanlı imparatorluğuna yönetici, komutan ,şair, müzisyen ve daha bir çok alanda başarılı insan yetiştirmiştir. Bunlar örnek olarak şair Enderunlu Fazıl, Enderunlu Vasıf, ünlü Osmanlı tarihçilerinden. Fındıklı Mehmet Ağa, Evliya Çelebi Kâtip Çelebi ,Koçi Bey gibi başarılı devlet adamları yetişmiştir. 

                           Enderun’un Bozulması ve Kaldırılması

 

17.yüzyılda, mevcut usulle­re aykırı olarak birtakım himaye ve kayırmalarla Enderun'a şartlara uymayan kimselerin alınmaya başlanması, eğitim sisteminin gelişen yeni ihtiyaçlara ayak uyduramaması, özellikle bu dönemlerde kapıkulu askerînin iktidarı belirleyici bü­yük nüfuz ve gücü, Enderun'daki disipli­nin ve eğitim kalitesinin sarsılmasına yol açtı. Genel olarak imparatorluktaki di­ğer kurumlar gibi bu müessese de öne­mini yitirmeye başladı.1826 yılında II  Mahmut  döneminde yeniçeri ocağının kaldırılması üzerine Enderun mektebi de kapatılmıştır.


 



[1] Yahya Akyüz, aynı eser, s.105
[2] Mehmet İpşirli , ”Enderun” ,DİA, C:11, İstanbul 1995, s.186
[3] Osman Ergin, Türk Maarif Tarihi, İstanbul 1977, s.17
[4] Mehmet İpşirli, aynı makale,s.186
[5] Osman Ergin, aynı eser,s.17
[6] Yahya Akyüz, aynı eser,s.104
[7] Mehmet İpşirli, aynı makale , s.186
[8] Osman Ergin ,aynı eser, s.14
[9] Yahya Akyüz, aynı eser,s.105
[10] Mehmet İpşirli, aynı makale , s.186
[11] İsmet Parmaksızoğlu, ”Enderun Mektebi”, Türkler Ansiklopedisi, C:15, 
[12] Mehmet İpşirli, aynı makale , s.186
[13] Osman Ergin, aynı eser, s.11

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail AY - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.

02

Özlem Köç - Tarihimizdw eğitim hizmet vb. gibi alanlarda önemli bir yeri olan enderun mektebi hakkında bilgi vermişsiniz. Emeğinize sağlık bilgilendirici bir makale olmuş .

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 25 Temmuz 07:27
01

Zeynep Küçükoğlu - Emeğinize sağlık hocam.

Faydalı bilgiler için teşekkür ederim ☺️

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 24 Temmuz 23:19


İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi