KIRKPINAR ER MEYDANI MI ?

Evet, tarihte KIRKPINAR ve anadolunun bir çok bölgesinde yapılan yağlı güreşler, Müslüman Türkün gücünü tüm dünyaya gösteren tarihi, milli bir ata sporumuzun sergilendiği er meydanıydı.
Bu meydanlarda kıran kırana yiğitçe mücadele vardı. Şike yoktu, anlaşma yoktu!.. Falan yağlı güreşlerde sen bana, filanda da ben sana yol açayım şaibesi ve skandalları asla olmazdı, olamazdı. Çünkü adı üzerinde er ve yiğitlik, mertlik, doğruluk, fizik ve beyin gücünün bir araya geldiği meydanlardı o güreş sahaları..
İslami motifi vardır. Her birerinin örneği çok kere peygamberimiz ve onun pehlivan olan amcası, serdar-ı şüheda Hz. Hamza’dır.
Kırk gün kırk gece Kırkpınarda güreşip yenişemeden mübarek bedenlerini orada bırakan, ruhunu teslim eden 660- yıllık KIRKPINAR geleneğimizden, gerçek er meydanından taktik ve stratejik savaşların verildiği ve bendenize göre, tarihi misyonuna bakılırsa asla er meydanı denemeyecek taktik savaşlarının verildiği meydanlara dönüşüyor olması ne kadar acıdır.
660. KIRKPINAR YAĞLI GÜREŞLERİ’ni vaktim oldukça ekranlardan canlı olarak izledim.
Hemen tüm boylarda, özellikle de üst boy ve baş pehlivanlıkta Türkün güreş, bilek, kalp, beyin ve kas gücünden öte zamana oynama, tayin edilen süreyi hiç bir varlık göstermeden geçiştirip, puanlama sürecinde geç arkaya al puanı ve ol şampiyon?!…Yok böyle bir şey! Olmaz olmamalı?!..
Bunun adına er meydanı, güç ve kuvvet izharı değil, olsa olsa satranç gibi bir akıl ve taktik oyunu denebilir.
Bu güreşlere, o tarihteki mutlak yenişmeyi amir ER MEYDANI GÜREŞLERİ değil, dense dense bir çoğu batıdan devşirilen ayak oyunu ve taktik savaşı denir.
Baş pehlivanlık final güreşlerini dikkatle takip ettim. Allah aşkına siz değerli izleyici kardeşlerim de muhtemelen takip etmişsinizdir.
40- dakikalık normal süreçte sizi heyecanlandıran, gerçek mertlik ve yiğitlik gösterisi olan güreş, hamle rakip üzerine atak ve karşısındakini çayırda yere serme hamlesi diye bir şey gördünüz mü?
Rakiplerden biri diğerinin üzerine bir miktar hücuma kalkıyor, diğeri adeta “ ne yapıyorsun, zamana oyna, işi penaltılara götürelim, şans ya sana ya da bana güler !..” dercesine zamana oynama, oyalama ve güreşi tarihi hüviyeti, şahsiyeti ve kimliğinden çıkaran bir anlayışa evriltilmiştir .
Şahsen ben bütün pehlivanları tebrik ediyorum. Ancak, zamana oynamaya zemin hazırlayan bu yöntem ve usule, tarihteki misyonuna bakarak getirildiği bu akıl almaz garabete isyan ediyorum.
Er meydanı ve yağlı güreş bu olmamalı!…
Mesela nasıl düzenleme yapılabilir sualine naçizane şu türden formüller geliştirilebilir;
En azından;
1-) Büyük orta,
Baş altı ve
Başa
makul bir süre ( 60/ dakika) verilebilir.
2-) Bu süreyi yenme veya yenilme zemininden uzaklaştıran, kaçak güreşen, rakibine imkan vermemeye, kendisi de rakibini yenmeye değil engellemeye çalışan pehlivana bir veya bir kaç uyarı ceza puanı getirilebilir.
3-) Bu manada, ceza puanları eşit olursa uzatmaya geçilir. Makul bir sürede en az üç veya beş puan alacak oyun sergileyen pehlivan galip ilan edilir.
4-) Mevcut sistem, demokrasimiz gibi ayak oyunu ve entrikalar ihtiva edince, erliğin mümessilleri olan pehlivanlarımız da sistem taktiklerinin içerisinde pehlivanlığı da, kendi onurlarını da zedeliyorlar.
Kanaatimce önemli bir tesbit;
Başpehlivanlık final güreşlerinde daha atak güreşip, karşı tarafı hamleye zorlayan şahıs, kendi oyunu sonucu arkasına geçenin galip ilan edildiği bir kural sonucu şampiyon, başpehlivan addediliyorsa, kabahat onlarda olmaktan öte, sistemi bu hale getirenlerdedir.
Gençlik ve Spor Bakanımızı da Güreş Federasyonumuzu da bir vatandaş olarak uyarıyor, hiç olmazsa bu tarihi ata sporumuza kendi özelliğini ER MEYDANI YİĞİTLİĞİNİN MİSYONUNU YÜKLEYELİM!..
Tekrar tarihteki hüviyet-i asliyesine kavuşturmaya çalışalım.
Ne yazık ki, ülkemizde spor denince akla futbol,
futbol denince de süper lig,
süper lig denince de İstanbul’un - nereden uydurulduysa bu isim?- üç büyükleri akla geldiği,
futbol da İngiliz ayak(?!..) oyunu olduğu için güreşimizi bile ayak oyunlarına çevirir olduk.
Niçin bu işin bu derece ilgili, eğitimli yetişmiş elemanları varken, güreşi gerçek mecrasında yapmıyor ve zevkle seyredemiyoruz?..
Gerçek er meydanlarını görebilmek umut ve dileklerimle!..
Selam ve dua….

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Musa Uzunkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi