Çırçır Tepe ve Kar Çiçeği Yolculuğu

Çocukluğumuzda karların erimeye durduğu baharın ilk günleriyle beraber bazı günler
kar çiçeği toplamaya giderdik. Tüm çocuklar Çırçır Mahallesi Hikmet yokuşunda
toplanırdı. Sayımız bazen çok bazen az olurdu. Çokluk olduğumuz zamanlarda üçer
dörder guruplara ayrılırdık. Herkes kendi akranlarını ve samimi olduğu, iyi anlaştığı
arkadaşlarını seçerdi. Kazım Karabekir ilkokulunun sokağa bakan duvarından bir
akrobat ustalığı başlardı yolculuğumuz. 
Cephaneliğin önünden tepe’ye çıkardık. Yaklaşık 150 metre uzunluğunda, sıfırdan
başlayan, yerine göre 40 – 50 metre yüksekliği bulan tepenin nihayetindeki düzlükte
İl Hıfzıssıhha vardı, Çıkarken sağ tarafı görülmeye değer güzellikte yemyeşildi ve
altta bir dere akardı. Yine tepenin dibinde tek katlı bahçeli ağaçlı çok şirin evler vardı.
İşte burada bir yerde toprağa oturur aşağıya doğru bakardık. Seyrine doyulmaz bir
manzara vardı. : Enva-ı çeşit çiçekler, kuşlar, köpekler, eşekler, atlar, böcekler
ağaçlar ve derenin ahenkli şırıltı sesi…  İşte o yıllarda çevre ve tabiat bütün
can’larındı.
Tepede Çırçır ve Dere mahallesinin çocuklarının hepsinin hatıraları vardır. 1960 ila
1990 arası senelerde burası çevredeki çocukların kışın ve yazın yegâne oyun
alanıydı. Yaz aylarında tek başımıza bile buraya gelip toprakla haşir neşir olurduk.
Yer yer gav diye tabir ettiğimiz toprağını çamur eder, kendimize güya güveç yapardık.
Yediğimiz meyve çekirdeklerini toprağa gömer minicik bahçeler yapardık. Fakat bu
çekirdeklerin bittiğini hiç göremedik. Bazen toprağı kazarken hayaller kurar, küçücük
kazılarımızdan eskiye ait bir şeyler çıkacağını umardık. Bu hayallerimiz de hep boşa
çıkardı. Bu tepede yaz ve güz mevsimlerinde uçurtma ve çıtalı uçururduk. Tepe bizim
çocukluğumuzun uçurtma sahasıydı. Uçurtmanın kendisi de kuyruğu da kâğıttan
yapılırdı. Bunun ağırlık oluşturmasın diye ipliği ince olurdu.  Çıtalılar ise adından da
anlaşılacağı gibi tahta çıtalardan yapılırdı. İrili ufaklı çeşitli ebatları vardı. Süslü
rengârenk kâğıtlarla çıtalar un hamuru ya da zamk ile kuvvetlice yapıştırılarak
kaplanırdı.  Bunların iplikleri biraz kalın olurdu. Uçuranın yaşına göre çıtalılar gibi ip
yumakların da hacmi büyür ya da küçülürdü. Rüzgârda salınan onlarca çıtalı ve
uçurtma yer ile gök arasında çeşitli katmanlardan o yumağı ipi elinde tutan bizlere
mutluluk, sevgi ve coşku esintileri getirirdi.
Derenin karayollarına çıkan bitiminde bir köprü vardı. Tam burada eşekler olurdu.
Onun önünden karayollarına çıkılırdı. Karayollarından yolun karşısına geçtikten sonra
bir başka tepe olan Kiremitlik Tabyalarına doğru yürüyüşümüz devam ederdi. 1970’li
senelerde burada toprak bir yol vardı. Çıkarken yolun sağ tarafı etrafı çitlerle çevrili
askeri bölge idi. Çit boyunca nöbet tutan bir asker bulunurdu. Kar çiçeği toplamak için
bu çitlerden geçmemiz gerekirdi. Nöbetçi askere selam verdikten, hal hatır,
memleket, tertip, şafak sorduktan sonra meramımızı anlatmaya çalışırdık. Dakikaları
bulan bu güven ve dostluk muhabbetinden sonra ancak izin alabilirdik. Böylece
yolculuğumuzun en heyecanlı en güzel bölümü başlardı.
Artık alabildiğine geniş, açık bir sahadayız. Karlar yer yer erimiş, lakin toprakta hala
beyazın hâkimiyeti sürüyor.  Karşımızda alçak, yüksek tepeler var. Tepelerle
aramızdaki mesafe yaklaşık bir, iki km. Tepelerin daha üstünde küçük ve büyük
Kiremitlik tabyaları yer alıyor. Yalnız daha o tepelere varmadan küçük tabyalardan bir
tane de yola yakın bir alanda yer alıyordu. Sanırım bu güzelim tabya Aziziye

hastanesinin yapımı zamanında, ya da öncesinde ortadan kaldırıldı. Kalan diğerleri
ise o dönemde bütün muhteşemliği ile göz dolduruyordu. Tabiat harika manzarası ile
görenlere nefis bir ziyafet sunuyordu.  Sekiz ila on beş yaşları arasındaki bizler için
bu kar çiçeği macerası yolculuğu bir hayli yorucu da oluyordu.  Ama biz bir kere
başlamıştık ve sonuca varmalıydık. Kar çiçeği ziyafetine kavuşmak kolay olmuyordu.
Topraktan bembeyaz çiçekleriyle boy atan, adeta fışkıran bu bitkinin kök kısmı
yenilirdi. Kökleri bir büyük zeytin çekirdeği kadardı. Şekerimsi hoş bir tadı vardı. Oysa
bizim için asıl tat bu çabayı mutlu sonla noktalandırmak, kar çiçekleriyle vuslat
bulmaktı. Bu başarının hazzı bizler için hepsinin üstünde idi.
 Kar çiçeği toplama ve anında yeme işlemi serüveni sabah başlar akşamüzeri sona
ererdi. Bütün irademizi kullanarak saklayabildiğimiz birkaç karçiçeğini bizimle
gelemeyen arkadaşlarımıza gururla ikram ederdik. Eve götüremezdik, çünkü
mahalleden bu kadar uzaklaşmamızı büyüklerimiz hoş karşılamazdı. En son
sokağımızın yokuş başında sıralanarak güneş batarken kuşların yuvalarına
dönüşünü seyrederek günü bitiriyorduk.
Belediyemizden Kar Çiçeği Festivali Düzenlemesi Temennisiyle, kalın sağlıcakla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nizamettin KORUCU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi