Aile dışı şiddet nasıl önlenecek?

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin ardından Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin bir kısmından ve ABD’den gelen tepkilerin ne kadar samimiyetsiz olduğunu görmek gerekir. Zira mahut sözleşmeden çekilen ilk ülke Türkiye değildir, son da olmayacağını tahmin ediyorum. Kadına şiddetin önlenmesinin içine “cinsel yönelim, cinsel partner, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sözde namus” kavramlarını ustaca yerleştirerek ülkelerin imzalaması için kamuoyu oluşturulmuş, Türkiye’deki iktidar da önünü arkasını düşünmeden sözleşmeye öncülük etmiştir. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Mahir Ünal, TV 5’te bunu itiraf etmiş ve “İstanbul Sözleşmesi 2012’de imzalanmış. İstanbul Sözleşmesi aslında bir paket. Bu paketin içerisinde ruh ve anlam olarak başka kapıları açan başka anahtarların olduğunu da zaman içerisinde görmeye başladık” demiştir.

Sözleşmenin sadece kadına yönelik şiddet için hazırlanmadığının en büyük delili bazı konseye üye ülkelerin içeriğindeki bazı maddelere itirazlarıdır. İngiltere, Ukrayna, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, Moldova, Macaristan, Ermenistan, Letonya, Lihtenştayn, Litvanya ve Slovakya sözleşmeyi imzalamasına rağmen onaylamamıştır. Sözleşmeyi imzalayan veya onaylayan ülkelerden Almanya, Andora, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Ermenistan, Finlandiya, Fransa, Gürcistan, Hırvatistan, İrlanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Kıbrıs, Letonya, Makedonya, Malta, Monako, Polonya, Romanya, Sırbistan, Slovenya, Yunanistan çekince koymuştur. Avusturya, Finlandiya, Hollanda, İsveç, İsviçre, Norveç sözleşmenin bazı maddelerine itiraz etmiş, Hırvatistan, İspanya, Letonya, Litvanya, Letonya ve Polonya ise şerh koymuştur. Rusya ve Azerbaycan ile sözleşmeye gözlemci ülke statüsünde katılan Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Kanada, Meksika ve Vatikan sözleşmeyi imzalamamıştır. ABD, sözleşmenin imza sürecinde taraf olmamasına rağmen Türkiye’nin çekilmesinden sonra tepki vermesi samimiyetsizliktir. Üstelik imza sürecinde Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ni sanki kutsal metinmiş gibi hem imzalayan hem de meclisinde onaylayan ilk ülkeydi.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı olumludur. Her ne kadar bu süreçte sapkınlıklar uluslararası güvenceyle hayli mesafe almış olsa da bu önemlidir.

Sözleşmenin iptal edilmesinde en büyük amil Milli Görüş camiasının kararlı duruşudur. Gerek Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu’nun yaptığı açıklamalar, gerek YİK Başkanı Sayın Oğuzhan Asiltürk’ün Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmesindeki ısrarı önemli rol oynamıştır. Milli Gazete’nin ilk günden beri duruşu takdir edilmelidir. Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş Bey bu mücadelede hep önde olmuştur. Gerek gazetedeki manşetleriyle gerekse çıkarttığı kitapla. AGD Genel Başkanı Salih Turhan Bey’in ve AGD’nin tüm teşkilatlarının duruşu da takdire şayandır.

Millî Gazete yazarlarından Ekrem Şama ağabeyimiz konuyu sürekli gündeme getirdi. Şakir Tarım da öyle. Biz de İstanbul Sözleşmesi hakkında yazdığımız yazılarla sürece katkı sağladık. Bazı yazılarımız hukuk sitelerinde kaynak gösterildi, bazıları da kaynak göstermeden kullandı.

Velhasıl, İstanbul Sözleşmesi’ndeki kadına şiddeti önleyecek maddelere değil, sözleşmenin içine ustaca yerleştirilmiş “sözde namus, cinsel partner, cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet eşitliği” (ki burada kastedilenin sadece kadın ve erkek olmadığı malum) gibi ifadelere karşıyız. Kaldı ki, hangi insan “annesinin, eşinin, kızının ve kız kardeşinin” içinde bulunduğu bir topluluğa şiddeti hoş görebilir ki.

Kadını modern köleler haline getirenler, cinsel obje görüp parayla erkeklere pazarlanmasına göz yumanlar, kadının bedeni üzerinden güçlerine güç katanlar eğer samimiyseler önce buradan başlanmalıdır. Kadın her şeyden önce annedir ve sağlıklı bir toplumun inşasında babayla birlikte tam merkezdedir. Kadın, içki sofralarının mezesi, gece kulüplerinde erkeklerin eğlencesi, reklâmlarda vücutları teşhir edilecek obje, güç sahiplerinin elbise değiştirir gibi değiştirdiği nesne haline dönmesine itiraz etmeliyiz.

Kadına aile içindeki şiddete karşı duralım ancak asıl şiddetin aile dışında olduğunu da unutmadan. Mafya babalarının, para ve güç sahiplerinin, uyuşturucu tacirlerinin elinde değersiz bir meta haline dönüşen şiddete uğrayan kadınlar neden gündeme gelmez?

Mesele başka azizim. Amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi

Anket Erzurumspor Süper Ligde kalabilirmi ?