Hayatı anlamlandırma

İnsan akan nehrin suları gibidir. Sürekli, akarını bulunduğu ya da yönünü belirlediği bir yere doğru akar, su damlacıklarının biri kendine ait. Her insan teki de öyle. Elbette insan su ile karşılaştırılamaz. Ne ki, insan yeryüzüne geldiği andan itibaren birbirini çoğaltan, eklemlenen ve yola koyulan bilinçli bir varlık.

Akıl ve bilinç onun asıl özelliği. Kendini yönetme, hayatını belli bir düzene koyma ve var olma. Yeryüzüne geldiği andan itibaren kendi arayışında olur. Bunu bilinçle yapıyor olduğundan güdülü olan varlıklardan ayrılır. Aklın gereği düşünce ve bunun sonucu çalışma sorumluluğu bulunuyor.

Geçmiş zamanların insanları vardı. Herkes kendini ve dönemini yaşadı bu dünyadan çekildi, öte dünyaya geçiş yaptı. Hayatın bir sürekliliği var. İnanan insanlar için hayatın asıl anlamı burada. Bu dünyada bilinçli yaşama ve öte dünyaya da bilinçli gidiş yapar. Yaşanan bu hayata anlam kazandırmak için insanın kendi dengesini koruması ya da bilinçle yaşaması. Sorumluluk üstlenenler hayatlarını bilinçle anlamlandırırlar. Attıkları her adımın, her eylemin hesabını yaparlar. Düşünen insanın zorlukları var elbette. Düşünme çilesine razı olma, ona bağla hayatın zorluklarını yaşama bilinciyle.

İnsanı düşündüren ne çok şey var oysa. Şu salgın dönemi insanlığı derin düşündürüyor olmalı. Bu hayatın açmazlarını aşma çabası ve cehdi onu ileriye taşıyor. Hayat sorumsuzca yaşanıyor elbette. Bu tür insanlar var. Ancak her insanın kimi endişeleri bulunuyor. Rızkını kazanma ve yaşama zorunluluğu gereği. Bunun da elbette zorlukları bulunuyor.

Bir köylünün yapabileceği en iyi şey toprakla hâlleşmesi, ya da hayvancılık yapması. Sağlıklı yaşayabilmesi için mutlaka rızkını bir biçimde kazanmalı.

Günümüzde kapitalist, çıkarcı ve doyumsuz bir dünyada bulunuyor insan. Kazandığını başkaları elinden alıyor. İnsanı âdeta doğrudan ya da dolaylı haraca bağlıyor. Doğrudan olan insanın köleleştirilmesidir. Bugün geçmişte olduğu gibi bir kölelik sistemi yok gibi görünüyorsa da dolaylı olarak insan köleleştiriliyor. Yaşamak zorunda olan insan ise üstesinden gelemeyeceği durumlar söz konusu olduğundan artık teslim oluyor.

Çalışan ve üreten insan değerlidir ve azizdir. O, bir tek kendisi için değil sorumlu bulunduğu yakınları için de çalışıyor. Hatta gelecek için de bir sorumluluğu bulunuyor. İnsanın insana olan birlikteliğidir bu. Ancak insana dünyayı ve onun nimetlerini bağışlayan Allah, insana yükümlükler veriyor. Bu da onun hayatını anlamlı kılmasına vesile oluyor. Salt kendi beni için değil başkaları için, hayvanlar için de bir sorumluluktur bu.

Fiili ve fiziki çalışma zorunluluğu, bir de insanlar arasında görev dağılımı gerektiriyor.

Dünyanın da bir dengesi var. Doğaya baktığımızda hayvanlar beslenmeleri için birbirlerini tamamlıyorlar. Bazen insana vahşi bir durum gibi görünse de denge öyle kurulmuş bulunuyor. Etobur ya da otobur olan hayvanlar birbirini dengeliyor. Fakat bu dengenin merkezinde insan var. İnsan olma bilinci bu oluş içindeki anlamını daha çok öne çıkarıyor.

Müslüman insanın sorumluluk bilinci kendisine kimi kurallar ile belirlenmiştir. Bunlar kesin olmakla birlikte uygulama serbestisi var. Bu da aslında onun anlamını daha çok artırıyor ve sorumluluğunu ağırlaştırıyor.

Hayat onun için bir savaş alanı. Bu alanı hakkıyla, kimseye zulmetmeden, kimsenin hakkını gasp etmeden, doğada var olanın belli sınırlar içinde hem üretmesi hem de aşırıya kaçmadan tüketmesi gerekmektedir.

Kapitalizmin olanca ağırlığıyla insanlığın üzerine çöreklenmiş olması elbette ki işini zorlaştırıyor. Bu kurulu düzeni bozacak olan gene irade ve akıl bilinciyle olan Müslümanlardır. Müslümanlar için helâl ve haramlar var. Haramların sınırları kesindir. Bunlardan sakınılması dilenir ve istenir. İrade sahibi kimse bunu hayatına uygular. Çalışma bilinci de bunlardan. İnsan kendisi ve insanlık için iyilikler yapma cihadıyla yükümlüdür. İyiye ve güzele, hayırlı olana kendini adamalı. Bu da insanlığın asıl çıkış ve kurtuluşu olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi