AİLELER ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİNE SAHİP ÇIKALIM

Bir Milletin geleceğini şekillendirecek olan Üniversite gençliği, gelecek nesillerin motor görevini üstlenen, o görevin paralelinde birçok sorumluluğu üzerinde taşıyacak olan kalifiye özellikleri taşıyan gençler demektir. Gelecek bu sorumlulukların arasında Devleti yönetmek, Devletin geleceğini şekillendirmek en önemli görevlerindendir. Bu kadar önemli olan, bu gençler üzerinde doğal olarak; her kesimden insan söz sahibi olmak istemektedir. Son günlerde Üniversitelerde yoğunlaştırılmaya çalışılan olayların ardında yatan ana sebeplerden bir tanesi budur.

Birilerinin, Gayesiz, amaçsız, Vatan ve Milletine sırtını dönmüş, değer yargılarını ayaklar altına almış, halkına yabancı bir nesil, özlemi vardır. O, özlemlerini gerçekleştirmek için, tüm gayretlerini ortaya koymaktadırlar.

Tasarlanan senaryolara göre bu gençlerle Devleti temsil eden güçler ister yönetici olarak ister güvenlik güçleri olarak, olsun karşı karşıya getirilmek istenmektedir. Bildiğimiz kadarı ile öğrenciler Üniversite yönetimleri ile konuşarak, yapmak istedikleri protesto gösterisi için veya toplantılar için izin alıp Üniversite yönetiminin belirlediği noktada bu eylemini gerçekleştirebilmektedirler. Burada sorun; izin almama da direnmek, izinsiz gösteri yapma amacından kaynaklanmaktadır. Görünüşte basit gibi algılanan bu eylemin asıl amacı ise, o, eyleme katılan öğrencilerle Devleti temsil eden insanları karşı karşıya getirerek öğrencileri , birer militan anlayışı içerisinde yetiştirmektir. Gayesi bu alan bir takım kötü niyetli guruplar da bunu fırsat bilerek en iyi şekilde değerlendirme yapmak amacındadırlar. Çünkü, onlar için kaçırılmayacak bir fırsattır. Son dönemlerde her türlü yasa dışı eylemlerin içerisinde bu gençleri görmek, bizleri üzmektedir. Geleceğin potansiyel eylemcileri olarak yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Doğrusu Üniversiteler; birer ilim yuvaları olmalıdır. Gençlerin kendi bilgi ve becerilerini, yeteneklerini geliştirecekleri yerler olmalıdır.

Devletin polisi ile, güvenlik güçleri ile çatışmak ne demektir? Milletin manevi değerlerine hakaret etmek ne demektir? Toplumun tüm değer yargılarına sırtını dönmüş davranış biçimlerini yaşamak, yaşatma çabası içerisinde olmak, hangi ilmin, hangi bilimin birinci öncülü olarak ortaya çıkmıştır... Dünya üzerinde ilim adına yapılan çalışmalarda bu sapkınlıklara bulaşmış, kaç tane insan vardır? Üniversite gençliği kontrol edilemeyen, kendi başına buyruk, hayal ve eğlence dünyasında yaşayan bir gençlik olamaz... Olmamalıdır... Ülkemiz çok büyük yatırımlar yaparak açmış olduğu bu ilim yuvalarının, anarşi üretilen mekanlar olmasına asla müsaade etmemelidir. Herkes haddini bilmek zorundadır...

Boğaziçi olayları, bir örnektir. Özünde ilim yuvası olması gereken mekanlar, olayların odak noktası olması amacını gütmektedir. Oysa ki, Bu Üniversitemiz, son on yıldır Dünya sıralamasında gittikçe aşağılara düşmektedir. Beklenen odur ki, asıl gayret başarı grafiğini yukarı çıkarmak olmalı idi. İsmi öyle anılmalı idi. Heyhaaatttt…

Öğrenci gurupları bu eylemleri tasarladıkları zaman; birinci amaçları izinsiz gösteri yapmaktır. Olacak olaylarla kamuoyunun dikkati daha çok çekilmek istenmektedir. Üstelik eylem yapma şekli gündemde olan halkın bildiği bir konu olursa; daha da dikkat çekici olur. Örneğin açlık grevlerine destek, amaçlı yapılan gösteriler, Aynı zamanda bu gösterilere katılan sempatizan gençler, birer militan haline dönüştürülür. Her açıdan kötü niyetli yapılanmalar için öğrenci olayları bulunmaz ortamdır. Tüm terör örgütleri bu eylemleri bulunmaz bir fırsat olarak, değerlendirirler. Hemen harekete geçerler. Militanlarını organizenin içerisine sokarlar. Sonuçta yakalanan insanların bazıları öğrenci bile değildir. Tescilli, örgüt elemanıdır.
Burada Ailelere büyük sorumluluklar düşmektedir. Çocuklarına sahip çıkmaları gerekir. Yıllarca göz bebeği gibi korudukları çocuklarının, bir kar topu misali erimesine müsaade etmemeleri gerekir. Onları yalnız bırakmayıp, takipte olmaları şarttır. Arkadaş guruplarını, bulundukları ortamları takip etme zorunluluğu vardır. Yoksa, tüm çabalarınız boşa gider. Kar topu misali erir gider. Aileler, çocuklarını düşmüş oldukları bu durumdan, kurtarmanın mücadelesini vermeleri gerekir.

Evladını üniversite ortamına göndermek için her türlü sıkıntıyı çeken Ailelerin; bu konuda çok dikkatli olmaları gerekir. Artık yeterli ya da değil Ülkemizin her şehrinde Üniversite bulunmaktadır. Gönül doğal olarak çocuklarının Devletin en iyi okullarında okumasını ister. Ancak, eğer Aileler çocuklarını il dışındaki bir okula gönderdikleri zaman, kontrol edemeyecekler ise; kendi şehirlerini tercih etmek en mantıklı yoldur. Aile ortamında daha kontrollü, denetlenebilen bir genç normal şartlarda daha az problem yaşar, demektir. Tam tersine il dışında kontrol edilemeyen, denetimden uzak, birazda çocuğun kendisinde olan zayıf karakterli olmak, yanlışa meyletmek özelliğinden dolayı; her türlü kötülüğe bulaşma şansı daha fazladır. İşte bu tür gençler terör örgütlerinin iştahını kabartmaktadır.

Kimi aileler, olan bitene ilgisiz olduğumuz için; çocukların tehlikeye düşme şansı daha da fazlalaşır. Ahlaki alandan, iktisadi alana kadar, hatta terör yandaşlarının tuzaklarına düşecek kadar, bu tehlike sınırı genişleyebilir. Öyle bir imaj var ki; Sanki üniversite gençliği sınırsız özgür olmalıdır… Dünyada böyle bir şey yoktur. Lütfen gençlerimize, dolayısıyla geleceğimize sahip çıkalım… Onların Üniversiteleri kazanmak için verdikleri mücadelede her bakımdan fedakarlık yaparak yanında olan ailelerimizin, aynı çocukların toplum içerisinde sorunsuz, uyumlu topluma yararlı, ahlaklı ve Vatansever olarak yetişmesi için gerekli şartları hazırlamaları ve bu uğurda; verdikleri mücadelede yanlarında olmaları gerekir. Unutmayalım Üniversiteyi kazandırarak sorumluluklarımız bitmiyor. Üniversite gençliği de bu toplumun bir parçasıdır. Aileler: her zaman ahlaklı, dürüst, inançlı eğitimlerle destek vererek; topluma yararlı ve ne istediğini bilen şuurlu, Vatan ve Milletini seven nesiller yetiştirmek zorundadır. Bu değerlerle, yetiştirilen genç nesillerini daha iyi kontrol edebilirler.

Devlet bu alanda üzerine düşen görevi yapmaktadır. Maddi açıdan kimseye muhtaç etmemektedirler. Etmemelidir de... Bugün yurt ortamları, kredi durumları, eski ile kıyaslanmayacak kadar iyidir. Öğrencilerden istenen sadece öğrencilik yapmasıdır. Ben özgürlüğümü elde ettim mantığı ile, her türlü doğru ya da yanlış kontrol edilemeyen davranışlardan uzak durması gerekir. Aşırılık, kontrolsüzlüğü teşvik eder...

Bugün bu yarı hayal, yarı gerçek olan günlerde geçecektir. ÜNİVERSİTE HAYATI SONRASI CİDDİ bir arayış başlayacaktır. Hayata atılmak…

Öyle söylendiği gibi kolay olmayan bir serüvendir…

Öğrencilik yıllarında yapmış oldukları macera sever davranışlar yarın meslek hayatlarında karşılarına çok önemli bir engel olarak çıkabilir.

Evet, Aileler, çocuğumuz nasıl olsa Üniversiteyi kazandı diyerek, çocuğunuzu yalnız bırakmak gibi bir lüksünüz yoktur. Onun bu dönemde yanlış işlere bulaşmasını seyretme lüksünüz de yoktur.

Çünkü, çocuklar, gençler sizin canınızdır. Neden canınızın acımasını isteyesiniz…

O halde, gençlerimize sahip çıkalım…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi