İslâm Ahlâkı Esasları

BORÇ VERMEK

İhtiyacı olan Müslüman kardeşine karşılık beklemeksizin borç vermek, onun sıkıntıdan kurtulmasına yardımcı olmak İslâm ahlâkının esaslarından biridir. Bunun ahlâk sistemimizdeki ismi ‘Karz-ı hasen’ yani ‘güzel borç’tur. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “Allah’a güzel bir borç veriniz! Nefisleriniz için önceden gönderdiğiniz her iyiliği Allah katında daha hayırlı ve karşılığını daha büyük bulacaksınız...”112
 
Bu âyet-i kerimede müminlere, Allah (c.c.) yolunda ‘ikraz’ etmeleri yani ‘Allah’a borç vermeleri’ emredilmektedir. ‘Allah için borç verme’ deyimi, ilk önce Medine döneminde müminlerle müşrikler arasında çıkmış olan savaşlarda Müslümanların savaş ve ordu giderlerine katkıda bulunmalarını teşvik için kullanılmıştır. Bu yardımlar, fakirlere yapılan sadaka yardımından çok, Allah (c.c.)’ın dininin yayılması için yapılan savaşlarda İslâm askerlerinin donanımı için yapılan maddî katkılardır. Onun için bu yardımlar, Allah (c.c.)’a verilen borç kabul edilmiştir.
Borç verenler borç verdikleri kimsenin borcunu zamanında iade etmesini isterler. Borç verilen kimse güvenilir ise elbette ki borcun iade edileceğinden kuşku duyulmaz. Burada kendisine borç verilen Allah (c.c.)’tır. Artık O’na verilen borcun ödeneceği konusunda hiç kaygı duyulur mu?
 
Yüce Allah (c.c.), kendi rızası için yoksul kullarına veya kamu yararına yapılan yardımları kendisine verilmiş ‘ödünç’ kabul eder ve onların karşılığını da kat kat fazlasıyla verir. Verilen sadaka malı eksiltmez, bereketlendirir. Peygamber (s.a.s.), “Allah için sadaka verdiğiniz mal, sizin kendi malınızdır, geriye bıraktığınız mal sizin değil varisinizin malıdır.”113 buyurmuştur.
 
Aslında mal, mülk ve her şey Allah (c.c.)’ındır. İnsan, Allah (c.c.)’ın halifesi olarak mala sahip olur, fakat mal gerçekte ona verilmiş emanettir. Göklerin ve yerin mülkü Allah (c.c.)’a aittir. Asıl mülkün sahibi Allah (c.c.)’tır. İşte insanın mala halife yapılması, Allah (c.c.) adına malın üzerine vekil kılınmasındandır. Yahut mal başkasının idi. Başkasından kendisine geçti, kendisi başkasının yerine geçip mala sahip oldu. İşte mal denilen şey böylelikle insandan insana geçen, insanların mülkiyetini birbirlerinden devraldıkları bir şey olduğu için ‘sizin üzerine halife yapıldığınız, hâkim kılındığınız şey’ diye nitelendirilmiştir.
 
Peygamber (s.a.s.) “Sizi çokluk mahvetti. İnsanoğlu malım, malım der. Yiyip tükettiğinden, ya da giyip eskittiğinden, ya da sadaka verdiğinden başka senin malın mı var? (Bundan ötesi başkasının eline geçer).”114 buyurdu.

Müslüman bir kimsenin diğer bir Müslüman kardeşine ihtiyaç halinde borç vermesi güzel bir ahlâk ve sevabı olan bir ibadettir. Dinimiz bunu teşvik etmiş hatta bazı durumlarda sadaka vermekten de sevap görmüştür. Peygamber (s.a.s.) de bir sadakaya on misli sevap verileceğini, borç vermeye ise onsekiz misli sevap verileceğini bildirmiştir.115

Bir kimse borç verdiği malın bir kısmını veya tamamını bağışlayabilir. Bu onun hakkıdır. Borçlusu güç durumda ise ona kolaylık gösterilmesi, hatta mümkün ise alacağını bağışlaması Kur’an-ı Kerim’de teşvik edilmiştir: “Borçlu darda ise eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin! Bilmiş olsanız borcu bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır!”116
 
Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Borcunu ödemekte zorluk çeken birisine mühlet veren veya borcunun bir kısmını bağışlayan kimseyi Allah (c.c.) Cehennem ateşinden korur!”117
 
Kendisine borç verilen Müslüman’ın bu borcu kararlaştırılan vadede ödemesi de çok önemlidir. Çünkü o da alacağına göre ödemelerinde işlerinde planlama yapmaktadır. Onun için borcun gereksiz ve mazeretsiz olarak geciktirilmesi de doğru değildir.
 
Hz Peygamber (s.a.s.) bunun için şöyle buyurmuştur: “Zenginin borcunu geciktirmesi zulümdür! Biriniz (alacağı) bir zengine havale edilirse kabul etsin!”118                                       

Borcun Yazılması

Kur’an-ı Kerim’deki bütün hüküm âyetlerinde olduğu gibi borçlanma konusunda da öylesine pratik bir hüküm ortaya konmuştur ki, buna uyanlar hiçbir zaman pişman olmazlar. Çünkü Kur’an-ı Kerim müminler için bir rahmet ve şifadır. Ancak O’nu kabul eden ve fakat hükmüne teslim olmayan için Kur’an, ne rahmet, ne de şifadır. Kur’an-ı Kerim borçlanma olduğunda bunun yazılmasını âyetiyle farz kılmıştır: “Ey iman edenler, belirli bir zaman vaadiyle borçlandığınızda onu yazın. Aranızda bir kâtip de doğrulukla yazsın! Yazan Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin! Yazsın! Hak kendi üzerinde olan da yazdırsın!”119
 
İslâm’ın insanlığa getirdiği güzel ahlâk esaslarından biri de hoşgörü ve sevimliliktir. İslâm,hırs, tamahkârlık, bencillik ve cimrilik çöllerinde, insanoğlunun sığınabileceği tek gölgeliktir. Bu din hem borçlanan, hem de borç veren için ve gölgesine sığınan bütün topluluklar için bir rahmet ve şefkat kucağıdır.
 
112 Müzzemmil sûresi, 73/20.
113 Buhari, Rikak, 12; Müslim, Zühd, 3.
114 Tirmizi, Zühd, 31.
115 Et-Terğib ve’t-Terhib, 11/40.
116 Bakara sûresi, 2/280.
117 Buhari, Büyu’, 17; Müslim, Zühd, 74.
118 Buhari, Havale, 1-2; Müslim, Müsakat, 33.
119 Bakara sûresi, 2/282.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Bilgen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi