BEY’AT (BİAT)

‘Bey’at’, sözlükte kabul etmek, razı olmak ve tasdik etmek, demektir.

‘Bîat’, mükellef bir Müslümanın, ehil olan bir topluluk tarafından seçilen, hakkı tavsiye ve şûra esasına göre Allah (c.c.)’a çağıran İmam’a (İslâm Devlet başkanı) itaat edeceğine, ona sadık kalacağına söz vermesidir.

Bu bir anlamda mükellefin (yetişkin Müslüman) İslâmî olan her emirde hoşuna gitse de gitmese de, seçilen İmam’a (devlet başkanı) itaat edeceğine dair yaptığı bir sadakat yeminidir. Çünkü Peygamber (s.a.s.): “Müslümanlar gerek hoşlarına giden ve gerekse gitmeyen her hususta, kendilerinden olan emir sahiplerine itaat ederler. Bununla yükümlüdürler. Ancak günah işlemeleri emredilirse itaat etmezler!” [91]

Biat, ‘İ’lây-i Kelimetullah’  yani Allah (c.c.) sözünün üstün gelmesi, yeryüzünde hâkim olması için yapılır. Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmuştur: “Sana biat edenler, gerçekte Allah’a biat etmektedirler!” [92]

“Allah şu müminlerden razı olmuştur ki onlar, ağacın altında sana biat ediyorlardı!” [93]

“Ey Peygamber, inanmış kadınlar sana gelip Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zîna etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayaklarıyla arasında bir iftira uydurup getirmemeleri, iyi bir işte sana karşı gelmemeleri hususunda sana biat ederlerse onların biatlerini al ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Kuşkusuz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir!” [94]

Bu âyet-i kerimede, Peygamber (s.a.s.)’e kadınlar, Allah (c.c.)’a ortak koşmamak, hırsızlık ve zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir şey uydurmamak ve emrettiği iyi bir şeyde Peygamber (s.a.s.)’in emrine karşı gelmemek üzere biat etmek isterlerse onların biatini alması, kabul etmesi emredilmektedir.

Mukatil İbn Havvân’a göre, bu âyet-i kerime  Mekke’nin fethi günü inmiş, Allah’ın Elçisi Muhammed (s.a.s.), Safâ’da Müslüman erkeklerden biat almış, Hz. Ömer (r.a.) de Allah’ın Elçisine vekâleten Müslüman kadınlardan biat almış, biatı kadınlara yemin ettirmek suretiyle olmuştur. [95]

İbn Hisâm’ın ve İbn Kesîr’in rivâyetine göre Peygamber (s.a.s.) hicretten önce Akabe’de Evs ve Hazrec heyetinden, âyette belirtildiği gibi biat almıştır. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, henüz bu âyet-i kerime inmeden yıllar önce bu cümlelerle biat almış olması uzak bir ihtimaldir. Şayet rivayet doğru ise, bu Allah (c.c.)’ın ilhamı ile olmuştur.

Taberî’in rivayetine göre de Hz. Peygamber (s.a.s.), Medine’ye geldiğinde Ensâr kadınlarını bir evde toplamış, onlardan biat alması için Hz. Ömer (r.a.)’i göndermiş, Hz. Ömer (r.a.) kapının ardından kadınlara selâm vermiş ve:

-Ben Allah’ın Elçisinin elçisiyim, demiş. Kadınlar da:

-Allah’ın Elçisinin elçisine merhaba, demişler. Ömer (r.a.) devamla:

-Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık ve zina etmemek, çocukları öldürmemek, eller ve ayaklar arasında bir şey uydurmamak, iyi bir işte Elçi’nin buyruğuna karşı gelmemek üzere biat ediyor musunuz? Demiş. Onlar da:

-Evet, demişler.

Hz. Ömer (r.a.) kapının dışından içeriye elini uzatmış, kadınlar da içeriden ellerini uzatarak biat etmişler. Ömer (r.a.):

-Allah’ım şahid ol! Demiş’

Kadınlara iki bayramda hayızlı kadınları, cariyeleri de mescide getirmelerini emretmiş, kadınlara Cuma olmadığını, cenazenin ardında gitmemelerini söylemiş.

Yine rivayetlere göre Peygamber (s.a.s.) Mekke’nin fethinden sonra önce erkeklerden, sonra kadınlardan biat almıştır.

Buhâri’nin rivayetine göre Peygamber (s.a.s.), bir bayram günü de kadınlardan, âyetteki biat sözleriyle biat almıştır. Abdullah b. Abbâs şöyle demiş: ‘Ben Allah’ın Elçisi (s.a.s.), Ebubekir, Ömer ve Osman (r.a.) ile beraber Ramazan bayramı namazını kıldım. Hepsi de bayram namazını hutbeden önce kılar, sonra hutbe okurlardı. Allah’ın Peygamberi (hutbeden) indiği zaman ben şimdi erkeklerin, onun önünde oturuşlarını görür gibiyim. Sonra Allah’ın Elçisi, erkeklerin saflarını yararak Bilâl ile birlikte kadınların yanına geldi. “Ey Peygamber, inanmış kadınlar sana gelip Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamaları... hususunda sana bîat ederlerse onların bîatlerini al...” âyetini okudu. Âyeti bitirdikten sonra: “Siz bana bunları tutacağınıza söz veriyor musunuz?” dedi. Sadece bir kadın:      

-   Evet ey Allah’ın Elçisi, diye cevap verdi. Sonra Allah’ın Elçisi:

-   Tasadduk edin, dedi.

Bilâl eteğini serdi. Kadınlar halhallarını [96] ve yüzüklerini Bilâl’ın eteğine koymağa başladılar.”

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, bu biati, ancak bu âyetin inişinden sonra yani Mekke’nin fethi sıralarında almış olması gerekir.

Görüldüğü üzere Hz. Peygamber (s.a.s.), erkeklerden biat aldığı gibi kadınlardan da biat almış ve bu biat bir kere değil, birkaç kere olmuştur: Akabe biati, Medine’ye geldiği zaman Hz Ömer (r.a.) vasıtasıyla aldığı gibi biat, Rıdvan ağacı altındaki Biat, bayramda aldığı biat ve Mekke’nin fethi günü aldığı biat. Böylece O’nun almış olduğu biatlerin sayısı, en az beşi bulmaktadır.

Allah (c.c.) için yapılan biatin alıcısı (kabul eden) Allah’ın Rasûlü (s.a.s.), sonra O’nun yerine geçen halifesidir. Allah (c.c.)’ın kitabına sarılan mümin, Allah Elçisinin bayrağı altında toplanmış bir asker gibidir. Bu ümmetin ilk komutanı Allah’ın Rasûlüdür. Kıyamete kadar sevk ve idare, Allah ve Rasûlü (s.a.s.)’nün çizdiği doğru yolda yürümelidir.

Bütün bunlardan anlaşıldığına göre, beyat, Müslüman kadın ve erkeğin, Müslüman lidere karşı hem hukukî ve hem de ahlâkî görev ve sorumluluğu, Kur’an’da belirtilip sünnet ile açıklanarak uygulandığı şekilde, kabul etmek için yaptıkları bir sözleşmedir.

Kur’an-ı Kerim merkezî bir itaati gündeme getirmiştir. Toplumun güvenlik ve esenliği, emir ve talimatlarına itaat edilen bir İmam’ın varlığı ile mümkündür. Herkes o imamın işareti ile hareket eder ve böylece İslâm toplumunda birlik ve dirlik olur.

İmam’a (başkan) itaat edilmesi için; onun kendisine itaat edilecek derecede doğru ve bilgi sahibi, cesur ve dirayetli olması, kendisine biat edenler arasında bir ayırım yapmadan onlardan herhangi birine bir zarar geldiği zaman bunun bütün topluma geldiği ve toplum için bir tehdit oluşturduğu görüşünde bulunması, düşmanın her türlü hile ve yöntemlerini anlayacak kapasitede olması ve işlerini şura ile yapması gerekmektedir.

Kendisine biat edilen, müminlerden biat alırken bu göreve ehil olup olmadığını düşünmeli, Kur’an ve Sünnet’e bağlı kalıp kalamayacağını, Raşid halifelerin yollarını takip edip edemeyeceğini düşünmelidir. Eğer İslâmî hükümleri izleyebileceğini düşünebiliyorsa bey’at almalıdır. Çünkü bey’at alması, inananların düşmandan kaçmayacaklarına, kendisini destekleyeceklerine, hakkın ikamesine çalışacaklarına, yalan söylemeyeceklerine, zalimlerden intikam alacaklarına kısaca Allah (c.c.)’ın hükümlerini koruyacaklarına dair söz ve and vermeleriyle yapılmaktadır. Onların bu andını kabul ettikten sonra musafahalaşırlar.

---------------------------------------------------------------------------------------------

[91] Buhari, Ahkâm, 4.

[92] Fetih sûresi,  48/10.

[93] Fetih sûresi,  48/18.

[94] Mümtehine sûresi,  60/12.

[95] İbnu Kesir Tefsiri.

[96] Ayağa takılan bilezik.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Bilgen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi

Anket Erzurumspor Süper Ligde kalabilirmi ?