MEKKE’NİN FETHİ

Altı yüz yirmi sekiz,hicri altıncı sene,
Mekke’ye umre için hazırlandı Medine.

Bin beş yüz sahabeyle ihram elbiseleri,
Rehber; Serdar-ı Rusul, en önde-en ileri.

Altı yıllık bir özlem, Ümmü’l-Kuraya hasret,
Mekke müşriklerinde bir endişe bir haşyet.

Hudeybiye suyunun başında musalaha,
Müslümanlar kavuştu onun ile salaha.

Görünüşte aleyhte, sonuç Hakkın zaferi,
Mevla muzaffer kıldı o Yüce Peygamberi.

O yıl umre yapmadan döndü sahabi geri,
Kesti kurbanlarını, kainatın rehberi.

Hicri sekizinci yıl, Kureyş döndü sözünden,
Himayelerindeki Ben-i Bekir yüzünden.

Huzaaya saldırı,peygambere hakaret,
Bir de namaz kılarken, işlenilen cinayet.

Haber intikal etti Medine’de Resule,
Mekke’ye ultimaton çok kesin ve acele.

“Ben-i Bekiri artık himayeden vaz geçin.
Ya Hudeybiye biter veya diyeti seçin…”

Anlaşmayı bitirir, etmez şartları kabul,
Peygamberin yanında bu tercih daha makbul.

Elçisi Ebu Süfyan, müşriklerden nedamet,
Geliyor Medine’ye, dileniyor merhamet.

Kızı Ümmi Habibe,zevcesi Peygamberin,
Bir iman tezahürü, hikayesi minderin.

Girince Ebu Süfyan Hane-i Saadete,
Kızında aşk-ı Nebi, bakınız celadete.

Der ki ; “ Müşrik necistir, o minder Peygamberin,
Oturamazsın ona, fark yok kayın pederin…”

Ebu Süfyan Mekke’ye döner mahzun-eli boş,
Gördüğü manzaradan, adeta olur sarhoş.

Tam gizlilik içinde hazırlanıyor ordu,
Fetihle müjdelenmiş, zaferi biliyordu.

Gizliliğin gayesi, fetihte akmasın kan,
Kansız büyük zaferi öğrensin bütün cihan.

Hatip bin Belta mektup, Mekkelilere yazar,
Nebi, gelen vahiyle bu yanlışı da bozar.

Hazreti Ali gider gizli mektubu alır,
Hatip bin Belta pişman, tövbe eder- yalvarır.

“Bu büyük sırrı ifşa değil idi maksadım,
Hazırlanan ordunun gücünü vurguladım.

Yeri-göğü titreten bir orduyla geliyor,
Zaferi Nebisine, Yaradan müjdeliyor.

Yok onların hamisi, Mekke’dedir ailem,
Görürlerse bir zarar, bu verir bana elem…”

Der ki Hazreti Ömer;” Onun boynu vurulsun..
Bu yanlışın bedeli, tüm cihanda duyulsun…”

Mümtehine ilk ayet, ashabı ikaz eder,
Ashab-ı Bedir’dendir, Rasul onu affeder.

Ramazanın onunda, on bin kişilik ordu,
Medine’den sessizce sefere çıkıyordu.

Mekke yakınlarında gece konaklar ordu,
On binlerle ateşi sahabe yakıyordu.

Maksat kalplerde korku, kan akmadan teslim ol,
Muhammed’in ordusu, zafere çıkar bu yol…

Ebu Süfyan hayrette,der; “Bu ne büyük saltanat!?..”
Hazreti Abbas der ki ; “Nübüvvet ve hakikat..”

Halid ibni Velid’in birliğine saldıran,
Bir-kaç kendini bilmez, Kureyşli baş kaldıran

Ölümle yüzleştiler, iki şehit Müslüman,
Diğerleri Ka’be’de, hepsi diledi eman.

Hitap Resulullah’tan ; “Kim sığınır Ka’be’ye,
İman hakikatine ve yönelir tövbeye…

Ebu Süfyan hanesi veya evinde kalır,
Canı-malı güvende, bizden emanı alır…”

Tek-tek yıkılır putlar, Ka’be şirkten arınır,
Kadın-erkek herkesin biatları alınır.

Vahşi ve Hind’ de dahil, ne kadar olsa asi,
Hepsini bağışladı, böyle idi duası;

“Ya Rab!... Bilmiyorlar ki, kavmime hidayet et.
Kendi ve nesilleri olsun hayırlı ümmet!….”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Musa Uzunkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi