İLAHİYATLARA SALDIRINIZIN AMACI NEDİR

Öncelikle, O kadar İlahiyat Fakültesi hocaları ve yetkililer var iken, Bu soruyu benim sormam gerekmez. Yine de, O, Okullardan mezun olan yıllarca; O, okullarla iç, içe olan, O, havayı hep teneffüs eden bir kardeşiniz olarak, bu soruyu sorma hakkım olduğunu sanıyorum.
SAYIN KARAMAN HOCANIN, Sözü ile başlayayım. Çocuklarından zeki ve başarılı olan öğrencileri; İLAHİYATA göndermeyenler, ALLAH katında sorumludurlar...
Kısa ve veciz ifade...
Bu durumu yapmayan nice ailelerin çocuklarını hangi durumlarda olduğunu biliyoruz. Kimileri memleketine bile gelemiyor, kimileri tutuklu, kimilerinin ne olduğu meçhul...
Ben öğretmenlik yıllarımda; bu konuya önem veren birisi idim. ALLAH şahittir... Bir defasında; sene başında bir sınıfta; bir tane ilahiyat seçmek istiyorum diyen öğrenci yok iken; O sınıftan sene sonu; 22 öğrencinin ilahiyata teşvik etmiştim ve kazanarak okumalarına sebep olmuştum. O öğrenci kardeşlerimiz; O sene, kazanmış, okulunu bitirmiş, göreve başlamış; hayatlarını devam ettirmektedirler. Öyle bir yönlendiricilik yapmış, bir insan olarak, gurur duyuyorum. Şu anda, öğrencilerimin de, duasını alıyorum... Okul birincilerini İLAHİYATA TEŞVİK etmiş, yönlendirmiş, biri olarak konuşuyorum...
Her evden bir ilahiyatçının olması gerektiğine inanıyorum... Bugün Ülkemizdeki İLAHİYAT FAKÜLTESİ sayısı, Yüz rakamının üzerine çıkmıştır. Bir o kadar, Öğretim kadrosu orada görev yapmaktadır. İçlerinde hak eden veya hak etmeyen insanlar olabilir. O, ayrı bir konudur.
Alınan öğrenci sayısı; 25 bin civarındadır. Hayırlı hizmetler yapmak nasip eylesin... Allah zihinlerini açık; başarılarını daim eylesin...
Şimdi bazı Akıllılara bir hatırlatma yapmak istiyorum. 1998 yılında Ülkemde alınan öğrenci sayısının 550 civarında olduğunu hatırlatayım. Sivas Cumhuriyet İLAHİYAT FAKÜLTESİ, O, YIL 20 ÖĞRENCİ ALDI. BUNUN ÇOĞUNLUĞU BAYAN İDİ. ALINAN PUANLAR İSE; O, ALANDAKİ EN YÜKSEK PUANLAR İDİ.
Bugün alınan öğrenci sayısı bir hayli yüksek bir rakam erişmiştir. Bu bir anlamda, her alanda kadrolaşmak demektir. Anlayabilene...
Unutmayınız İlahiyat Fakültelerinde okuyan gençler de; Bu Ülkenin insanlarıdır. Her Vatan çocuğu gibi burada doğdular, burada büyüdüler. Buranın okullarında eğitildiler. Bu Devletin yetiştirdiği öğretmenlerden, öğretim görevlilerinden, eğitim aldılar. Bu Ülkede yaşıyorlar hizmet veriyorlar, hizmet alıyorlar, vergi veriyorlar, askerlik yapıyorlar. Memleketin her alanında, her katmanında, her meslek dalında yer alıyorlar… Yeri gelince; VATAN için; seve, seve şehit oluyorlar...
Bütün bunlara karşılık bu hazımsızlık neyin nesidir. Siz olaya böyle değişik açıdan bakarsanız; Onları yetersizlikle, laşkalıkla, ciddiyetsizlikle suçlarsanız, İşte o zaman olmadı...
O zaman, Benim de size şu soruyu sorma hakkım doğar? Siz Kimsiniz? Kimin adına konuşuyorsunuz? Amacınız nedir? Dini tahsilinizin seviyesi nedir? Hangi Medresede, hangi rahleden geçtiniz? Kaç tane ilahiyat fakültesini incelediniz? Kaç tane ilahiyat öğrencisi ile, yüz yüze konuşarak, bu yargıya vardınız?
Uunutmayınız, İlahiyat Fakülteleri de; Devletin kontrolünde olan YÖK' e bağlı kurumlardır. Yani sizin çok basit akıl yürütmenizle cevap vereyim, Medrese örneğinde olduğu gibi, bağımsız serbest eğitim kurumları değildir. Önce, o ince aklınızla bunu bir öğreniniz... Üstelik hala Laiklik, kavramlarının sık, sık gündeme taşındığı bir ortamda yaşıyoruz.
Toplumun her katmanından bu okullarda okuyan yaklaşık 30 binin üzerinde kişiden söz ediyoruz. Bunlara hizmet veren, İlahiyat fakültelerinde toplam 4 bin 180 öğretim elemanı var. Hemen, bir çırpıda hepsini aynı kefeye koyarak, acımasız şekilde eleştirdiğinize göre; her halde bu okullarda okuyan gençlerin de, başka bir alemden gelmesi, Ülke ortamından yetişmeyen insanlar olması, gerektiği inancına sahipsinizdir!
Kulaklarınız açınız ve iyi dinleyiniz. Belki sağırlık falan vardır. Konuşmamızın, yazmamızın desibalini yükselteleim. Bu gençler Bu Ülkenin insanları. Onlara desr verenler de; Bu Ülkenin insanları... Yani senin benim gibi, Bu ortamları teneffüs ederek, büyüdüler. Bu şehirlerin sokaklarında, nefes aldılar. Bu Toplumu meydana getiren tüm sosyal guruplardan arkadaşlar edindiler. Hatta, eşler edindiler... Yani Bu Toprakların, bu coğrafyanın, bu ortamın, bu sosyal hayatın içerisinden geliyorlar... Sorarım size, Senin gibi düşünenler nereden geliyorsunuz? Hangi ortamlarda yetiştiniz?
Bu okullara hıncınız nedir? Bu okullara kininiz nedir? Burada yetişen nesillere; neden aciz, çaresiz, köle, fikir hürriyeti olmayan, düşünce kabiliyeti gelişmemiş insanlar olarak bakıyorsunuz!!!
O zaman etrafınıza iyi bakın, O okullardan mezun olmuş, binlerce, on binlerce Devlet memuru göreceksiniz. Hatta bu Siyasi İradeye yön veren insanlar olduğunu göreceksiniz... Belki yolunuz onlardan birisi ile kesişecek. Belki, evinizin içinde bile, kesişecek. Dünür olacaksınız, Komşu olacaksınız...
Lütfen Değerlendirme yaparken; daha geniş çerçeveden bakınız ve daha kucaklayıcı olunuz. Daha gerçekçi, daha nazik, daha REALİST, DAHA OBJEKTİF olarak şahısları ve kadroları değerlendiriniz. Daha az, kul hakkına girmiş olursunuz. Daha az insanın dikkatini çekmiş olursunuz... Daha az insanı karşınıza almış olursunuz...
Sahi dün Kılıç takarak Hutbe veren, tüm şimşekleri üzerine çeken kişi de; bir ilahiyat mezunudr. İlahiyat Hocasıdır. Bilmem anlatabildim mi? Dostum!!!
Darbe girişimi anında ve sonrasında; darbe karşıtı nöbetlerde, En önde bu okul mezunu gençleri, mezunları görebilirsiniz. İşte bu manzara bile; doğru yolda olduğumuzun bir delilidir. Bunu ben söylemiyorum. Coşkulu Yenikapı mitingine katılan, tüm taraflardan katılan, heyecanlı kalabalık söylüyor. Önemli olan; VATAN ve MİLLET endişesi taşıyarak; BU VATANIN yararı için; ortak noktada buluşmaktır. Bu okul mezunları, bu konuda başarı ile, kendilerini ispat etmiştir. Değişik siyasi parti tercihleri olmalarına rağmen; Ortak nokta; VATAN ve MİLLET sevgisidir... Sözün bittiği yerdeyiz... O, KADAR...

Şimdi bu olumsuz değerlendirmeleri yapan arkadaşlara, son sözümdür. Araştırın, öğrenin, Bilgi edinin, sonra değerlendirin... YOKSA, kötü niyetlisinizdir.
Allah sizi kötü niyetinizle baş, başa bıraksın...
BAŞARI VE İÇERİK DEĞERLENDİRMELERİNİ, ONA GÖRE YAPIN...
Görecek göz, anlayacak akıl ve düşünecek fikir; bunu göstermektedir. Daha iyi olmasını elbette isteriz... Öyle olmasını istemek; mevcut durumu yerden yere vurmaktan geçmiyor, iyi bilesiniz... Gelecek yıllar, ona gebedir...
ALLAH BU CAMİANIN YAR VE YARDIMCISI OLSUN... ÇÜNKÜ, HEP GÖZ ÖNÜNDELER, HEP ÖNDE KALACAKLAR...
Tüm gençlerimizin yolu açık, başarıları daim olsun..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi