KURBAN BAYRAMI

KURBAN BAYRAMI

Bugün, Zilhicce ayının onuncu günü, Kurban Bayramı. Abdullah b. Kurt (R.A.)den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin:
إن أعظم الأيام عند الله تبارك وتعالى يوم النحر ثم يوم القر
“Şânı yüce olan Allah katında günlerin en büyüğü Kurban bay¬ramı günüdür. Sonra da karr yani ikinci günüdür.” buyurduğu üzere, Allah katında günlerin en değerlisi.
Bugün, mübarek Kurban Bayramı. İbadet ve taatimizle, zikir ve şükrümüzle Rabbimize kulluğumuzu arzettiğimiz, kurbanlarımızla Allah’a yaklaştığımız mukaddes bir zaman dilimi.
Yüce Rabbimizin bizlere huzur ve sevinç vesilesi olarak bahşettiği eşsiz zamanlardan biri olan Kurban Bayramı’na kavuşmanın bahtiyarlığını ve heyecanını yaşıyoruz.
Müslümanlık bilincimizi yenileyen, millet olma irademizi canlı tutan; birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularımızı pekiştiren, yardımlaşma ve dayanışmayı sağlayan, Allah için fedakârlığın ve samimi teslimiyetin bir göstergesi, Allah’ın verdiği nimetlere şükrün bir ifadesi olan Kurban ibadetini eda edeceğimiz bir Kurban Bayramına daha kavuştuğumuz için Yüce Rabbimize sonsuz hamd ü senalar olsun!
Kurban ibadetini bizzat yerine getiren, bayramları nasıl idrak edeceğimizi öğreten, bayram günlerini sevinç ve neşe ile kutlayan ve bizlere bu konuda da en güzel örnek olan Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimize salat ü selam olsun!
Sevgi ve kardeşlik bağlarımızı güçlendiren rahmet günleri olan bayramlar, Yüce Allah’ın Mü’minlere sevinç ve mutluluk kaynağı olarak armağan ettiği güzide zaman dilimleridir. Bir inanç ve adanış nişanesinin bereketli mevsimi Kurban Bayramı da, teşrifiyle hanelerimize neşe ve huzur, gönül yurdumuza merhamet ve şefkat bahşetmektedir.
Kurban, Rahman ve Rahim olan Allah’a itaatin, O’nun yolunda fedakârlığın bir ifadesidir ve O’na tereddütsüz teslim olmaktır. Bütün şerlerden uzaklaşarak iyiliğe ve hayra yönelmektir. Bahşettiği bütün nimetlere karşı Allah’a sadakat göstermek, O’na manen yakınlaşmaktır. Aynı zamanda Kurban, Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmak için dünyalık nimetlerden vaz geçebilmenin de bir göstergesidir. Bütün ibadetlerimizde olduğu gibi, kurbanlarımızın da gayesi aynıdır: Rabbimize kulluğumuzu, tazim ve muhabbetimizi sunmaktır.
Allah’a teslimiyetin sembolü, O’na itaat ve sadakatin en somut tezahürü olan kurban, bizleri Rabbimize yakınlaştıracak ve iyiliğe ulaştıracak müstesna bir ibadettir. Kurban Bayramı ise bu ibadetimizin kabulü için duyduğumuz arzunun ve Cenab-ı Mevla’ya kurbiyetimize dair beslediğimiz umudun bayramıdır.
Hicretin ikinci yılıydı. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, ashabıyla birlikte ilk kez kurban bayramını idrak edecekti. Allah adına kurbanlar kesilecek, Mü’minler büyük bir sevinçle birlik ve dirlik içinde bayram yapacaklardı. Bayramın coşku ve heyecanı herkesi sarmıştı.
Berâ b. Âzib (R.A.) den rivayete göre, Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz kurbân bay¬ramı günü namazgâha varınca ashabına selam verdi, bizlere hutbe yapıp şöyle buyurdu:
إن أول ما نبدأ به يومنا هذا أن نصلي ثم نرجع فننحر فمن فعل ذلك فقد أصاب سنتنا ومن ذبح قبل أن يصلي فإنما هو لحم عجله لأهله ليس من النسك في شيء.
“Bu günümüzde yap¬maya başlayacağımız ilk şey, ilk işimiz namaz kılmamızdır. Ondan sonra evlerimize dönmemiz ve kurbân kesmemizdir. Her kim böyle ya¬parsa, bizim sünnetimize uygun iş yapmış olur. Her kim de namaz kılmadan evvel hayvanı keserse, bu ancak acele edip ehline verdiği bir etten ibaret olmuş olur; kurbân ibâdeti ile hiçbir münâsebeti ol¬maz, kurban olması söz konusu değildir.”
Bu hadis-i şerif gereğince biz de bugün ilk işimiz olan bayram namazımızı eda ettik, sonra da kurban sevincini yaşayamaya başladık.
Kurban sadece kan akıtmak değil; takvaya ulaşma ve Allah’a yakın olma arayışıdır. İhlas ve samimiyetle Rahmân’a yönelişin sembolüdür. Allah sevgisinin tezahürü, Hak yolunda fedakârlığın nişanesidir. Yüce Rabbimizin:
قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ. لَا شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ
“De ki! Şüphesiz benim namazım, kurbanım ve diğer ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hepsi alemlerin Rabbi olan ALLAH içindir. O’nun ortağı yoktur. Ben, sadece bununla emr olundum ve ben Müslümanların ilkiyim.” buyruğuna yürekten bağlılığın ifadesidir.
Hz. Aişe (R.Anha) validemizden rivayete göre, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, kurban ibadetinin faziletiyle ilgili şöyle buyurmaktadır:
ما عمل آدمي من عمل يوم النحر أحب إلى الله من إهراق الدم إنها لتأتي يوم القيامة بقرونها وأشعارها وأظلافها وأن الدم ليقع من الله بمكان قبل أن يقع من الأرض فطيبوا بها نفسا
“Adem oğlu, Kurban Bayramı günü ALLAH Teâlâ katında kurban kesmekten daha sevimli hiçbir amel yapmamıştır. Gerçekten o kurbanlık hayvan, kıyamet günü boynuzuyla, tırnaklarıyla ve kıllarıyla birlikte gelir. Kurbandan akan kan daha yere düşmeden ALLAH Teâlâ yanındaki yerini alır. O halde, kurbanın sevabı böyle olunca, kurban kesmekle kendinizi hoş ve müsterih tutun.”
Kurban, rızasını kazanmak amacıyla Yüce Rabbimize sunduğumuz kıymetli bir hediyedir. Malımızla ve canımızla O’nun yolunda olduğumuzun en büyük nişanelerinden biridir.
Kurban bayramı ise Cenâb-ı Hakkın muttaki kullarına ihsanıdır. Hz. İbrahim (A.S.)ın imanını, Hz. Hacer’in sadakatini, Hz. İsmail (A.S.)ın sabır ve teslimiyetini kuşananlara ikramıdır.
Bayram günlerini, ibadet bilinciyle geçirmenin gayretinde olalım. Allah’a yaklaşmanın sembolü olan kurbanlarımıza şefkat ve merhametle muamele edelim. Onları incitmemeye özen gösterelim.
Kurbanlarımızı resmi mercilerce belirlenen yerlerde keselim. Ebû Malik (R.A.) den rivayete göre:
“الطهور شطر الإيمان = Temizlik imanın yarısıdır.” buyuran Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) Efendimize kulak verelim. Her zaman olduğu gibi kurban kesimi esnasında ve sonrasında da çevre temizliğine riayet edelim.
Kurbanlık hayvanlarımızdan çıkabilecek hasta görünümlü et ve sakatatları derin çukurlara gömerek muhtemel bulaşıcı hastalıklardan korunalım.
Bayramlar, bizleri fıtratımızla buluşturarak ortak inanç, tarih ve medeniyet ekseninde birbirimize kenetlenmemizi sağlayan, kardeşliğimizi pekiştiren günlerdir. Birlik, beraberlik, paylaşma ve dayanışma duygularıyla hayatı huzur ve sekinet iklimine dönüştüren zamanlardır.
Hiç şüphesiz bayramlar, ancak bütün Müslümanlar için sevinç günü olduğunda ve sevinçler hep beraber yaşandığında gerçek anlamını bulacaktır. O zaman hüzünler azalacak ve gönüller sürur içinde muhabbetle dolacaktır.
Bu itibarla, idrak ettiğimiz Kurban Bayramı’nı birbirimizi hatırlamanın, kardeşlik ahdimizi yenilemenin, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmenin bir imkânı olarak görmeliyiz. İnancımızın, kültürümüzün ve medeniyetimizin güzelliklerini, değerlerini ihya etmek için bu günleri fırsat bilmeliyiz.
Öncelikle bizi sayısız nimetler içerisinde bugüne kavuşturduğu için Rabbimize hamd edelim. Bizlere bayram sevinci yaşattığı için şükrümüzü dile getirelim. Ardından yüreğimizde yeşerttiğimiz bayram neşesini sözlerimizle ve davranışlarımızla görünür ve duyulur kılalım. Bayramı, ailemizin ve özellikle çocuklarımızın zihinlerinde unutulmaz bir hatıraya dönüştürelim. Yolumuzu gözleyen, sesimizi özleyen başta anne-babamız olmak üzere aile büyüklerimizin, akrabalarımızın, dostlarımızın ve komşularımızın da bayram sevinci olalım. Bu vesileyle birbirimize olan sadakatimizi ve muhabbetimizi yeniden tesis edelim.
Diğer yandan unutmayalım ki bizler, dünyanın neresinde olursa olsun mazlum, mağdur, yetim, yoksul ve kimsesizlerin umudu olan bir milletiz. Açlık, hastalık, savaş, zulüm ve şiddet sarmalında bunalan ve bir yardım eli bekleyen bütün mazlum coğrafyaların kurtuluş muştusu, medeniyet hafızamızdadır. Bu bilinçle hareket ederek ilgi ve merhamete muhtaç her bir kardeşimizin bayram sevinci olma; yeryüzünün salahı ve tüm insanlığın felahı için çalışma azmimizi yenilemeli ve mücadele kararlılığımızı yeniden kuşanmalıyız.
Unutmayalım ki, bayramlar, Allah yolunda infak ve paylaşma günleridir. Bayramlar, hatırlama ve hatırlanma zamanlarıdır. O halde, komşunun, akrabanın, yoksulun, yetimin ve ihtiyaç sahiplerinin de hakkını ve hatırını gözetelim. Maddi imkânlarımızın yanında onlarla sevgi ve muhabbetimizi de paylaşalım.
Bayramlar; rahmet ve bereket vakitleridir. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimize ümmet olma şuuruyla kardeşliğimizi diri tutma anlarıdır. Bayramlar; sevinme ve sevindirme, barış ve huzur zamanlarıdır. Anne babamızın, kardeşlerimizin, akrabalarımızın ve komşularımızın gönlünü ziyadesiyle hoşnut etme günleridir.
Bayramlar, yardımlaşma ve paylaşmayla güzelleşir. Öyleyse bayram sevincimizi artırmak için:
فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْبَائِسَ الْفَقِيرَ
“Artık onlardan, kestiğiniz kurbanlardan siz de yiyin, eli dar olana/yoksula, fakire de yedirin.” âyet-i kerimesi gereğince kurbanlarımızdan, akraba ve komşularımıza ikram edelim. Yoksul, yetim ve kimsesizlerle paylaşalım. Yüce Rabbimizin bu tavsiyesine uymaya gayret gösterelim.
Bayramlar, kardeşlik ve muhabbet günleridir. O halde, bu nadide günleri fırsat bilerek dargınlıkları ve küskünlükleri sonlandıralım. Unutmayalım ki: Enes b. Malik (R.A.)den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin:
ولا يحل لمسلم أن يهجر أخاه فوق ثلاثة أيام
“… Bir Müslümanın, din kardeşini üç günden fazla terk etmesi; dargın, küs durması helâl değildir.” Buyruğu üzere, bir Müslümanın üç günden fazla, kardeşiyle küs durması helal değildir.
Bayramlar sevinçlerin paylaşıldığı, kalplerin yumuşadığı, akraba ve komşuların ziyaret edildiği, yetimlerin sevindirildiği, misafirlerin ağırlandığı mutluluk, sevinç ve ibadet günleridir.
Bayramların özü sıla-i rahimdir. Anne babamızdan başlayarak aile büyüklerimizi ve dostlarımızı, akraba ve komşularımızı ziyaret ederek hayır dualarını alalım. Hastaları, yaşlıları ve kimsesizleri bayram sevincine ortak edelim. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bayramın manevi ikliminden mahrum bırakmayalım.
Tatil bir ihtiyaç olsa da, bayram günlerini sadece bir tatil fırsatı olarak görmeyelim. Akrabalık haklarına riayet ederek sılai rahimde bulunmalıyız. Yardıma muhtaç bir yaşlıdan, evladını yitirmiş bir anneden, baba özlemi duyan bir yetimden, şefkat bekleyen bir mağdurdan, merhamet isteyen bir mazlumdan alınacak dualar, Allah’ın rızasını kazanmamızı vesile olacak, sevgi ve kardeşlik bağlarımızı güçlendirecek, birlik-beraberlik, paylaşma, dayanışma gücümüzü artıracaktır.
Bayram günlerini, acıların, savaşların ve gözyaşlarının kuşattığı dünyamızda sevinçlerimizi çoğaltmak, hüzün ve kederlerimizi azaltmak için bir fırsata dönüştürmeliyiz. Bu nedenle geliniz hep birlikte, gönüllerin ihya edildiği, sevgi, yardımlaşma ve dayanışma günü olan bu Kurban Bayram günlerinde; anne-babamız başta olmak üzere büyüklerimizi, akrabalarımızı, yaşlıları, kimsesizleri, eş, dost ve komşularımızı ziyaret edip sevindirelim, bayramlarını tebrik edelim, hal ve hatırlarını soralım, dualarını alalım. Sevincimize hastaları, yaşlıları, yalnızları, dargınları ortak edelim. Bir gönüle girmede, hayır dua almada, küslüğe son vermede yarışalım.
Bayramımız başkalarının bayramına, bayram sevincimiz başkalarının sevincine vesile olsun. Birbirimizi hatırlamaya, kardeşlik ahdimizi yenilemeye, dostlukları pekiştirmeye, dargınlık ve düşmanlıkları terk etmeye fırsat olsun. Zira yaşadığımız dünyada bayramların hatırlattığı değerlerin hayatımıza getirdiği hayır, iyilik, merhamet ve berekete her zamankinden daha çok muhtacız.
Bu arada ahirete göç etmiş olan yakınlarımızı, şehit ve gazilerimizi, müslüman kardeşlerimizi de hayırlarla ve fatihalarla analım.
Bayramlar, ümmet olma bilincimizi pekiştiren günlerdir. Bayramlar iman kardeşliğinin zirveye ulaştığı müstesna vakitlerdir. Bayramlar affetme ve kucaklaşma günleridir. Bu günleri fırsat bilerek, birliğimize ve kardeşliğimize zarar veren, gölge düşüren çekişmelere, dargınlıklara ve küskünlüklere, aramızda varsa son verelim. Kin ve hasetten, gıybet ve iftiradan uzak duralım. Kırılan kalpleri, darılan gönülleri, bayramın bereketi ve güzelliğiyle imar edelim. Bayramın huzur ve kardeşlik iklimini hep birlikte yaşayalım.
Kendi çocuklarımızı sevindirirken; boynu bükük yetimleri, çocuklarına bayram hediyesi alamayan yoksulları, hatta ekmek parası bile bulamayan fakirleri unutmayalım. Vereceğimiz hediyelerle küçüklerimizi sevindirelim. Bayram neşesine hastaları, yaşlıları ve yalnızları ortak edelim.
Bayramlar infak, ikram ve yardımlaşma günleridir. Keseceğimiz kurbanların etlerinden fakir ve yetimlere dağıtalım. Kurbanlarımızda komşunun, akrabanın, yoksulun, yetimin ve muhtacın hakkını gözetelim. Verdiğimiz kadar kazandığımızı, paylaştığımız kadar zenginleştiğimizi unutmayalım.
Sakın Unutmayalım:
Bu mübarek günlerin hakkını vermek için üzerimize düşen vazifeleri yerine getirelim. Özellikle, Arefe günü sabah namazıyla başladığımız ve bayramın dördüncü günü ikindi namazıyla birlikte sona erecek olan teşrik tekbirlerini unutmayalım. Teşrik tekbirlerini getirmek vâciptir. Teşrik Tekbiri şöyle getirilir:
اَللهُ اَكْبَرُ اَللهُ اَكْبَرُ لاَ اِلهَ اِلاَّ اَللهُ واللهُ اَكْبَرُ اَللهُ اَكْبَرُ وَللهِ الْحَمْدُ
“ALLAHu ekber. ALLAHu ekber. Lâ ilâhe illallâhu vellâhu ekber. ALLAHu ekber ve lillâhil-hamd.
ALLAH Teâlâ en büyüktür. ALLAH Teâlâ en büyüktür. ALLAH Teâlâ’dan başka hiçbir ilah yoktur. ALLAH Teâlâ en büyüktür. ALLAH Teâlâ en büyüktür. Hamd ALLAH Teâlâ’ya mahsustur.”
İster cemaatle, ister yalnız başına namaz kılan, kurban kesen veya kesmeyen, seferi olan veya olmayan kadın-erkeğin; farz olan her namazın peşinden Teşrik tekbirlerini getirmeleri gerekir, vâciptir.
Bu vesileyle, Kurban Bayramı’nın yaratıcımıza ve can taşıyan her varlığa karşı sorumluluğumuzu hatırlatmasını ve bizler için iyilik ve doğruluk yolunda geçirilecek bir hayatın miladı olmasını diliyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle: Kurban ibadetinin ve bayramının, aile ve akrabalık bağlarımızı, komşuluk ve dostluk ilişkilerimizi güçlendirmemize; büyüklerimize saygımızı, küçüklerimize sevgimizi daha görünür kılmamıza; toplumda kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi, yardımlaşma ve dayanışma ruhumuzu canlandırmamıza; bayram yapamayanları bayram sevincine ortak etmemize, böylece sosyal adaleti gerçekleştirmemize; gerek yurt içinde gerekse yurt dışında adını bile duymadığımız nice coğrafyalardaki kardeşlerimizle yakınlaşmamıza, onlarla sevinç, neşe ve mutluluklarımızı paylaşmamıza; tüm dünyada şefkat, merhamet, adalet ve kimsesizlerin kimsesi olma gibi insani değerlerin öne çıkmasına vesile olması dua ve niyazıyla aziz milletimizin, yurtdışında yaşayan vatandaş ve soydaşlarımızın ve bütün Müslüman kardeşlerimizin, tüm İslam âleminin mübarek Kurban bayramlarını en kalbi duygularımla, can ü gönülden tebrik ediyor; huzur içinde yaşadığımız bu cennet vatanı bizlere emanet bırakan tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor; sağlık, afiyet, barış ve huzur içerisinde nice bayramlara erişebilmeyi, idrak ettiğimiz bayramı, insanlığın barış, huzur ve sevincine vesile kılmasını, bu rahmet günlerinin ruhlarımıza dirlik, kalplerimize huzur, hanelerimize bereket, ülkemize ve İslâm âlemine hayırlar getirerek insanlığın hidayet ve barışına vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Yüce Rabbimden bu bayramın bize, ülkemize, İslâm alemine ve tüm insanlığa huzur ve mutluluğa vesile olmasını niyaz ediyor, cümleten hayırlı bayramlar diliyorum.
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerimize olsun. Bayramımız, hepimiz için nice güzelliklere vesile olsun. Âmin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Talu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi