Bilge kişilerden hayat dersleri (2)

Eflatun tek tek sıralamış:
  “Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki sonra çocukluklarını özlerler.
Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler, sonra sağlıklarını geri almak için para öderler.

Yarınlarından endişe ederken bugünü unuturlar. Sonuçta ne bugünü ne yarını yaşarlar.
Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler…”

Sıra gelmiş ikinci soruya. “Peki, bu konuda siz ne öneriyorsunuz?”
Bilge yine sıralamış: “Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır. Önemli olan; hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır…”
İktisatta bir kural vardır:” Kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsızdır”. Kaynakların sınırlı olduğu bir realitedir. Ancak, ihtiyaçların sınırsız olduğu önermesi, bana gerçekçi gelmiyor. “İhtiyaçlar” sözcüğü yerine “İhtiraslar” sözcüğü yazılırsa bu cümle anlamlı olur. Gerçekten de ihtiraslarımız sınırsız olduğu için, bir türlü ikna olmuyor, tatmin edilmiyor ve bu kadar nimet içinde olmamıza rağmen “Şükür” ve “Hamd” sözcükleri semtimizde terennüm etmiyor. Kısaca “Mutlu” olamıyoruz. Hamd ve Şükür İç donanımızı mükemmelleştirip, mutlu olmamızı sağladığı gibi, ebedi hayatımızı da kazandırma noktasında önemli bir katkı yapar.

 Bir düşünür, “İçinde yaşadığımız anı çalan iki hırsız var: 1. Geçmişe ilişkin pişmanlıklarımız, 2. Geleceğe ilişkin kaygılarımız ve korkularımız. Bu iki hırsızı defetmedikçe rahat edemeyiz” der.
Pişmanlıklar, kaygılar ve korkular üzerine inşa edilen bir hayattan zevk almak, bundan mutluluk duymak mümkün değildir. Bu yaratılış fıtratına aykırıdır.
Geçmişimiz geleceğimizdir. Geçmişimizi irdelemek, ölçmek ve değerlendirmek, geleceğimizi inşa etmede önemli bir parametredir. Geçmişte yaptığımız hatalardan dersler çıkararak, gelecekle alakalı proje ve projeksiyonlarımızı dizayn etmede bizlere önemli fırsatlar sağlar.

Hayatta mutlu olmak, başarılı olmak herkesin ve her kesimin arzuladığı şeydir. Sahip olduğumuz değerlerin farkına varmak, “fark ettiğimizi fark etmek”, hayata bir anlam kazandırır.
Bill Gates, “Başarıdan mı öğrenmeli, başarısızlıktan mı? Başarıyı kutlayın ama başarısızlıktan ders çıkarmayı da unutmayın. İşe önce çözebileceğiniz sorunlardan başlayın” der.

Thomas Edison, “En büyük dezavantajınızı, en büyük avantajınız haline getirin. Sağır olmam, çoğu konuda işime yaradı. Telgraf ofisinde çalışırken sadece önümdeki cihazın sesini duyabiliyordum. Diğer operatörler gibi arka planda çalışan diğer aletlerin seslerinden rahatsız olmuyordum.  Graham Bell’in icad ettiği telefon alıcısı, ticari kullanım için çok zayıftı. Benim telefonu daha iyi duyabilmek için vericiyi güçlendirmem gerekiyordu. Bu sayede telefonum ticari değer kazandı” diyerek, hayatta birçok dezavantajın, avantaja dönüşebileceğini ispatlamıştır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Şemsettin DURSUN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi