SİZLER NE DERSİNİZ ?

SİZLER NE DERSİNİZ ?

Allah’ın selam, rahmet, mağfiret, inayet, sonsuz kerem ve ihsanı üzerine olsun!.
Alem-i İslam ve insaniyet olarak çok da huzurlu geçirdiğimizi ifade edemeyeceğimiz mübarek RAMAZAN-I ŞERİFİNİZ VE BAYRAMINIZI candan tebrik ediyorum.
“ GÜN BE GÜN YEVMU’L-BETER” ifadesi çerçevesinde, RABBİM bize elbette bugünlerimizi de aratmasın niyazındayız.

Ne var ki gidiş, insanımızın zihnen ve iktisaden iğfal edilmeye, sosyal ve ictimai hayatının temel iman ve ahlak değerlerinden uzaklaşmaya yüz tuttuğu günümüzde, neyi tercih neyi tenkid ve red noktasında olmamız gerektiği hususu ve çerçevesini çoktan kaybettik.

Değerler manzumemiz elimizden alındı. İnandığını, İslamın değerlerine bağlı olduğunu söyleyenler de alenen düşmanlık edenler de aynı hayat tarzını, ticaret, alış veriş, aile hayatı, kılık kıyafet, tercihler ve redler konusunda neredeyse bütünleşti, tek düze haline geldi.

Bir zamanlar radyolarda bir banka reklamı kulakları çınlatırdı. Yabancılar tarafından kurulup, Osmanlıyı borç batağında boğan bir bankanın reklamıydı o..

“ Yok birbirimizden farkımız, ama biz Osm….Bankasıyız!?.”
Şimdi hayat tarzı itibarıylayla laik ve seküler eğitim bütün insanları tek düze ve tornadan çıkmışçasına materyalizmin kucağına itiverdi.

Bunun sayısız örnekleri olmakla beraber, en acı örneklerinden birisini ramazan-ı şerifin son günlerinde, çikolata türevleri yüklü bir TIR NAKLİYE ARACI’nın yaptığı kazada, tır şoforu koltuğunda can çekişirken, insanların onu kurtarmaya değil, yerlere saçılan çikolataları araçlarına, kucaklarına, çantalarına kapış kapış doldurmaları hadisesinde yaşadık. Başka onlarca hatta yüzlerce yüzsüzlük örneği anlatmak mümkün. Bütün bunlar niçin?

Size bir de tarihten örnek vermek isterim. Hangi tarihten? Bize unutturulmak istenen tarihten!
Hocam nereden çıktı bu unutturulma hikayesi de sakın ha demeyiniz. 1950’li yılların sonları ve 1960’lı yılların başında ilk okul andımızda bize öğretilen şu dörtlük hala hafızamdadır;

“ Eskiyi unut,
Yeni yolu tut,
Her şeyde umut
Sen ol çocuğum!..”

Yani bize ecdadımızı, geçmişimizi unutturmak ve tarihi bir kaç sene öncesiyle başlatmak isteyen bir hıyanet devrinden bahsediyorum.

O, unutturulmak ve her fırsatta küfredilmek istenen O Osmanlı döneminden bir misal vermek isterim.
Venedikli tacir, İzmir limanına gelir, tam kayıkla karaya çıkarken ticaret metaı, yani altunlarının bulunduğu kese elinden düşer. Tüm altunları yerlere saçılır, hatta kimisi de denize dökülür.
Etraftaki müslüman halk büyük bir gayretle yerlere saçılan altunları toplamayla meşgul. Venedikli hırıstiyan tacir büyük bir hüzünle; “ Eyvah! Gitti altunlarım, paracıklarım, mahvoldu ticaretim!..” diye endişe ederken gözlerinin gördüğüne ve insanların yaptıklarına adet inanamaz. Herkes topladığı, hatta suya dalıp bin bir zahmetle çıkardığı altunları getirir o Venedikli hırıstıyan tacirin önüne koyar.
İnanamaz, hayretle altunlarını saymaya başlar. Der ki; “ Altunlarım ne 499, ne de 501. Tamı tamına 500/ adetti ve hepisini de toplayıp önüme koydular. Bu insanlara sahip oldukları erdemi tek bir şey kazandırır. O da onların dinleri ve o dinin kul hakkına duyduğu saygıdır!..” diyor.

Şimdi gördünüz mü materyalist eğitimle manevi eğitimin arasındaki farkı?
Niçin, her gün haksız kazançla, karına kar katmak isteyen, insanları ve emeği sömüren, üreticinin çileli üretimi karşısında bastığı iki tuşla, bilgisayar klavyesi ve internet oyunlarıyla insanları soymaya cüret eden alçaklık neyin ürünü?!..

İşte bu laik, ancak ahlak ve ahiret tanımaz sistemin ta kendisidir.
Çünkü eğitim sisteminiz Allah’ı, ahireti, ölümden sonrasını, kul hakkını, insan sevgisini, bir insanın hayatını kurtarmanın bütün insanlığı kurtarmak olacağı gerçeğini unutturdu?! Onun için dağdaki terörist, şayet kendini hedeflerine ulaştıracaksa kapı komşusunu, onun beşikteki, kundaktaki bebeğini gözünü kırpmadan öldürmeye teşne bir hale getirilebilir. Bu insanların hemen hepisi asgariden bir ilk öğretim tezgahından geçmişler. Ne yazık ki o tezgah bir türlü defosuz kumaş üretememiş, hasarsız ürün piyasaya sunamamış!

Bugün iktidarda kim olursa olsun ve yarın iktidara kim gelirse gelsin bu eğitim sistemi, anayasasında ve şimdi de nüfus kağıdında bile dini olmayan bir toplum yetiştiriyor. Yani la dini bir toplum.
Marksizmde bile alt değer, üst değer, artık değer nazariyeleri varken biz üst kimlik ve değerimizi tümden inkar eden, münkir bir sistemin dişlilerinde öğütülüyoruz.

Nesil elimizden kaydı, çocuklarımızın kimisi dünlerde dağa çıkarılırken, şimdi tümden elimizden, evimiziden, yuvamızdan ve dinimizden tecrid edilir hale geldi.

Bu konuda yanlış bir tesbit içerisindeysem lütfen yazımın başlığı çerçevesinde beni ikaz ediniz!
Yirmi yıllık iktidarımızın namutenahi güzel hizmetleri yanında sınıfta kaldığımız en önemli saha eğitimdir.
O da, savaşı niçin kaybettin sorusuna komutanının sırasıya; “bir; barut yoktu..
iki…” dur dediler ona; “ barut yoksa başka sebep aramaya da gerek yok!”
Şimdi eğitim yoksa, insan yoksa,

Z KUŞAĞI
denen ne mene; nesnel varlık mıdır, öznel varlık mıdır neyse bu insanla üç kuşak tam zıtlıklar içerisinde yüzüyorsa, siz; neyi, nereden ve nasıl düzelteceksiniz?!.
Hala bayramlarda seyranlarda minnacık çocuklara perestiş, tapınma seansları yaptırılıyorsa, bunun bir şirk ve putçuluk, cahili ve ilkel toplumların gelenekleri olduğu değil, hayat ve geleceğe bakış felsefesi olduğu telkini yapılıyorsa, sizin hem dünyada hem de ukbada varacağınız yer ne olabilir ki?
Kur’an ifadesiyle buna;
“ FE EYNE TEZHEBUUN?…
NEREYE GİDİYORSUNUZ?…” sorusundan başka ne sorulabilir ki?…
Selam ve dualarımla!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Musa Uzunkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi