GÜZEL AHLAK ESASLARI "HULUK"

GÜZEL AHLAK ESASLARI "HULUK"

‘Huluk’, lügatte huy, tabiat, yaratılış ve seciye anlamlarındadır.

‘Halk’ da ‘huluk’ da aynı kökten gelmektedir. Bu kelimelerin temel yapıları itibariyle birbirinden farkı yoktur. Ancak; halk, gözle görülen, dış duygularla idrak edilen sûret, heyet, şekil ve heykel ile alâkalı madde ağırlıklı anlam olmasına karşılık; huluk, gönül ile idrak olunup, hislerle duyulan ve ruhla temsil edilen bir öz, bir muhteva ve bir anlamdır.

Dış yüzü itibariyle bilinmez ve meçhul olan insan, gerçek kimliğini ancak, huyu, seciyesi ve tabiatıyla ortaya koyar. İnsanlar ne kadar farklı görünürlerse görünsünler, huyları ve karakterleri bir gün onları mutlaka ele verir. Cahiliye şairinin şu bilgece söylenmiş sözü ne kadar anlamlıdır:

‘Bir kimsenin gizli bir huyu varsa, varsın o huyunun gizli kalacağını sanadursun, o er- geç ortaya çıkar ve bilinir.’

Bir başka ifadeyle, şekil ve dış görünüşün insanı aldattığı yerlerde, huy bütün yanılmaları düzeltir ve insanın özündeki gizliliklere tercüman olur. Gerçi, ‘huluk’ dediğimizde akla hemen güzel ahlâk gelmekle beraber, meleke ve rüsûh esasına binaen ve hem hayrın ve hem şerrin alışkanlık haline getirebileceğine nazaran, ‘ahlâk-ı hasene’ ve ‘Ahlâk-ı seyyie’ diye, diğer bir taksimden söz edenler olsa da, bizim burada ‘huluk’ sözcüğüyle ifade etmek istediğimiz güzel ahlâktır.

Tasavvufun en sağlam kriteri huluk ‘iyi huy’dur. Hulukta birkaç adım önde bulunan tasavvufta da ileride sayılır. Olağanüstü haller, baş döndüren makamlar ve beşer üstü tasarruflar iyi huy zeminin gülü, çiçeği, meyvesi olması itibariyle makbul sayılsa da ahlâk-ı haseneye yaklaşmadıkları zaman hiçbir kıymet ifade etmezler.

Zaten, Hz. Peygamber (s.a.s.) de; “Hangi mümin imanı itibariyle daha faziletlidir?” sorusuna: “Huyu en güzel olandır!” demiyor muydu?

Allah Teala (c.c.), en seçkin kulunu, senâ makamında, O’nun üzerinde o kadar nimet ve lütufları varken “Herhalde sen,  ahlakın Kur’an buudlu, ulûhiyet eksenli olması itibariyle ihâtası imkansız, anlaşılması çok zor en yücesi üzeresin.” [1]  diyerek O’nun bu yüce ahlâkı ve rûhî incelikleriyle olgunlaştığını gösteriyor.

Temel olarak, ‘huluk’ dediğimiz gerçeğin, dinin derinlemesine yaşanması ve Kur’an-ı Kerim’in noksansız ve arızasız temsil edilmesi anlamına geldiğini, Said b. Hişam’ın, Hz. Aişe (r.a.) validemizden, Efendimiz (s.a.s.)’in ahlâkına dair sorduğu soruya, Hz. Aişe’nin: ‘Kur’ân okumuyor musunuz?’; deyince, ‘okuyoruz’ cevabına karşılık : ‘O’nun ahlâkı Kur’an ahlâkıydı.’ şeklindeki sözleri de güçlendirmektedir.

Mümini dilinde:

1-     “İmanı en kâmil müminler ahlâken de en güzel olanlardır.”

2-     “İnsan ibadet ve itaatla alamayacağı yolu  ahlâk-ı hasene ile alır.”

3-     “Teraziye ilk konulacak şey güzel ahlâktır” gibi pırlanta sözler.. ve elinde  insan-ı kâmil olmanın sırlı formülü, arkasına düşenleri hep meleklerin dolaştığı vadilerde dolaşmıştır.

Hüsn-ü hulukun alametini, kavlî- fiilî kimseye eziyette bulunmama.. kendine eziyet edenleri dahi görmeme, görse de unutmak ve fenalıklara iyilikle mukabelede bulunmak.. cümleleriyle özetlemişlerdir ki “hakikatiyle Rasûlullah (s.a.s.), buna en canlı ve çarpıcı misaldir. O, ne karşısına dikilip ‘adil ol!’ diyene, ne arkasından cübbesini çekip eziyet edene, ne başına toz- toprak saçıp yüzüne hakaret savurana ne de sevgili zevcesine iftira edene gönül koymuştur. Gönül koymak şöyle dursun, hastalandıklarında gidip onları ziyaret etmiş, öldüklerinde cenazelerini teşyide bulunmuştur. Bulunmuştur; zira ahlâk-ı hasene O’nun tabiatının rengi, varlığın da bir derinliği idi.

Nice güzel huylu, yumuşak ve hümanist görünenler vardır ki, onların hayatlarında ahlâk-ı hasene ve mülayemet bir yalan ve hemen  kırılacak bir kristal gibidir. Küçük bir öfke, az bir şiddet, hafif bir damara dokundurma, onların gerçek yüzlerini ve hakiki düşüncelerini ortaya çıkarmaya yeter.

Güzel ahlâka doymamış bir gönül, ihtimal cehenneme konsa bile tavrını değiştirmez.. orada da ‘hilm’ ve ‘silm’ çizgisinde yaşar; zebanilerle bile hasbihal eder, başına gelenleri geniş bir yürekle karşılar.

Güzel ahlâka açık bir gönül, geniş bir mekâna benzer ki, dünya kadar meşguliyet dolsa da, o yine öfkesini, şiddetini gömebilecek bir yer bulabilir. Huyu kötü, sinesi de dar kimselere gelince, bunlar kargadan bile aptal öyle Kabil’lerdir ki, koskocaman arzda bile, kötü duygularını, hiddet ve nefretlerini gömebilecek bir mezar bulamazlar.

‘Ahlak iledir kemâl-i adem,

Ahlâk iledir nizâm-ı alem.’

Allah Teâlâ cümlemize tam ve kâmil manada hüsn-ü huluk nasip eylesin!

------------------------------              

[1] Kalem sûresi,  68/4.

[2] Ahzab sûresi,  33/21.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Bilgen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi