“Yanan orman alanlarının ürünleri çok uluslu şirketlere verildi”

Tarım-İş Sendikası Başkanı Şükrü Durmuş, orman kanununun 17’nci maddesinde yapılan değişiklikle orman alanlarına yapılabilecek sınırlı sayıdaki tesislerin sayısının artırılmasını değerlendirirken, “Türkiye ormanları, tarihinin en büyük yıkımıyla karşı karşıyadır.” dedi. Durmuş, düzenlemeyi Anayasa mahkemesine taşıyacaklarını söyledi.

Büyütmek için resme tıklayın

Tarım ve Orman Bakanlığının yayınladığı yeni bir yönetmelikle, orman alanlarına yapılabilecek tesis türlerinin sayısını artırdı. Yeni yönetmeliğe göre orman alanlarında katı atık aktarma, bertaraf ve depolama tesisi, işletme ve yeraltı tesisi, hayvan barınağı, mezarlık, aile sağlık merkezi, hastane, dini eğitim tesisi, futbol sahası, kapalı spor salonu, atış poligonu, ceza infaz kurumu yapılabilecek.

Tarım-İş Sendikası Başkanı Şükrü Durmuş, yapılan değişikliği, TV5 Haber Editörlerinden Müyesser Anik’e değerlendirdi.

‘Kamu yararı’ kavramı anayasaya aykırı biçimde genişletildi

6831 sayılı orman kanununun 17’nci maddesinin, orman alanlarının kullanımına dair izinleri belirleyen bir madde olduğunu belirten Şükrü Durmuş, daha önce de ‘kamu yararı’ görülen konularda izinler verildiğini ancak bunların sınırlı olduğunu ifade etti. Durmuş, bunların enerji nakil hattı, su hattı, otoyol ve madenler gibi yüksek kamu yararı görülen ve toplumda aciliyet arz eden işlerle ilgili olduğunu kaydetti.

Durmuş, “Ama bugün 17’nci maddede yapılan son değişiklik, çok net söylüyorum, Türkiye ormancılığına saplanmış bir hançerdir ve işin ilginç yanı, bu izinleri kimler istiyor, ne adına, hangisi kamu yararı?” dedi.

‘Kamu yararı’ kavramında kişisel isteklerin söz konusu olamayacağını belirten Durmuş, 28 Temmuz’da da 17. Maddede apar topar bir düzenleme ile hava ayrıştırma tesisleri için de izin verildiğini hatırlatan Durmuş, “Hava ayrıştırma tesisi talebinde kim bulundu? Kime yarayacak? Buradan başlasak bile kişilere göre özel düzenleme söz konusu. Kim bu kişiler? Kamu yararına, yani topluma hizmet eden değil ranta hizmet eden, kişilere hizmet eden… Oysa ormanlar, insanlığın ortak değeridir. Yani kamusal fayda adına düzenleme yapılabilir. Biz de buna tarafız; ama kamusal faydanın anlamını genişletirseniz, bugün bir meyhaneye de kamusal fayda dersiniz. Yani oturur orada adam kafa çekecektir, devlet ormanından izin ister, 49+49 yıllığına, siz oraya verirsiniz bunu. Veya adına eğitim tesisi der ama başka amaçlı kullanır. Dinî eğitim tesisi der, başka amaçlı kullanır veya başka şey; balıkçılık, şu, bu, ne olursa.” diye konuştu.

Yapılan değişiklikle izinlerin kapsamı genişletilerek imar planına da imkân sağlandığını belirten Durmuş, bir süre önce meydana gelen orman yangınlarını hatırlatarak, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu vahşettir. Anayasaya aykırılık söz konusudur”

“O yangınlardan ders çıkarmamız gereken dersler olmasına rağmen başka bir şey yapıyoruz. Bugün yangınların temel nedeni, ormanlık alanlardaki insan hareketliliğidir ve yangınların yüzde 70’e, 80’e yakını faili meçhuldür ve çıkış nedeni de insan kaynaklıdır. Şimdi eğer ormanlar, bu şekilde izin verilerek yapılaşmaya da açılacaksa, gerçekten çok daha hareketlilik olacak ve belki önümüzdeki sene, bir sonraki sene, umarım olmaz böyle bir yıkım ama çok daha büyük felâketler yaşayacağız. Burada sorun şu: Altını çizmek istiyorum. Kapitalist sistem, 2 temel alanı sömürür, ekonomik krize girdiğinde. Birincisi emektir. Emekçilerin emeğini sömürür. İkincisi de doğal varlıklardır. Bugün Türkiye’de ekonomi boşa gittiğinde ‘Nasıl yapalım da düzeltelim, nasıl yapalım da burayı ranta çevirelim?’ telâşı var ve buna ilişkin düzenlemeler. Çok net bir ifade kullanmak istiyorum. Bir çiftçi, bir ineği gördüğünde ‘Ben bu inekten şu kadar süt alırım’ diye bakar; ama bir kasap, o ineğe bakarken ‘Ben bu ineği kesersem şu kadar et alırım’ der. Oysa ineğin fonksiyonel görevi, süt vermektir. Şimdi bizim bir ormana, ekosisteme bakarken, oranın sağlayacağı temiz hava, temiz su… İnsanların yaşam alanıdır orman alanları. Biz oranın o faydasını bir kenara itip, fonksiyonel değerini bir kenara itip sadece kereste gözüyle bakarsak eğer, sadece ‘Buradan nasıl rant elde ederiz? Ne kadar ağaç starsak ne kadar kazanırız?’ veya ‘Orman alanlarını birilerine 49+49 yıllığına kiralarsak ne kadar gelir elde ederiz?’ gözüyle bakarsak, işte o fonksiyonel değeri yok ederiz ve insanlığa büyük bir kötülük etmiş oluruz. Bugün Türkiye’nin geldiği nokta odur. Yani ekonomik olarak ülkenin içinde bulunduğu çıkmazdan çıkış yolunu, hepimizin yaşam alanlarına, doğasına, geleceğine saldırarak buluyor ki bu vahşettir. Anayasaya aykırılık söz konusudur.”

“Türkiye ormanları, tarihinin en büyük yıkımıyla karşı karşıyadır”

Durmuş, zaten orman ekosistemini düzenleyen “orman amenajman planı” olduğunu belirterek, 6831 sayılı orman kanununun 26’ncı maddesi gereği teknik heyetlerin ormanda nasıl çalışmalar yapılacağının, ne kadar ağaç kesilebileceğinin, ormanda bir hastalık baş gösterdiğinde ne yapılacağının yıllara sāri olarak planlandığını ve işletmecilere sunulduğunu ve ormanların buna göre işletildiğini kaydetti.

Durmuş, “182 yıllık geçmişi olan Orman Genel Müdürlüğü ve Türkiye ormanları, tarihinin en büyük yıkımıyla karşı karşıyadır. Burada anayasanın 169’uncu maddesi açıkça ihlâl ediliyor. ‘Ormanlar, amacı dışında kullanılamaz, ranta konu edilemez’ hükmü sabit iken, sırf rant uğruna bu uygulamaların kabul edilmesi mümkün değil. Biz, şiddetle buna karşıyız. Anayasal suç işleniyor.” iddiasında bulundu.

Bu konuda sorumluluğun Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere Orman Genel Müdürlüğünde ve onun bürokratlarında olduğunu vurgulayan Durmuş, “Böylesine bir yıkıma karşı, siyasî irade böyle bir kararı sunacak olsa bile ‘Siz ne yapıyorsunuz?’ demeliyken, ‘Yukarısı emretti, haydi yapalım, haydi yıkalım.’ İnanın, bunun adı ihanettir.” dedi.

Durmuş, Türkiye ormanlarının, özellikle son 5 yıldır tarihinin en büyük yıkımını yaşadığını iddia eden Durmuş, 2002 yılına kadar orman kanununda 15 kez, 2002’den bugüne kadar ise 32 kez değişiklik yapıldığına dikkati çekerek, “Bu değişikliklerin tamamı, orman alanlarının amaç dışı kullanımı ve orman ürünlerindeki plan dışı üretime yöneliktir.” dedi.

“Yanan orman alanlarının ürünleri çok uluslu şirketlere verildi”

Durmuş, son 5 yılda orman alanlarının yüzde 30’unun ranta devredildiğini belirterek, şu açıklamada bulundu:

“Yangınlardan hemen sonra dendi ki, ‘Yanan alanlardan yaklaşık 20 milyon metreküp ürün çıkacak. Onun için yangın olmayan bölgelerde üretimin durdurulması gerekir; çünkü o bölgelerde de tekrar üretim yapılması büyük bir yıkımdır. En azından buradaki ürün ihtiyacı fazlasıyla karşılayacak. Üretim dursun.’ Önce genel müdürlük açıklama yaptı, ‘Bütün bölgelerde olağan üretimler durduruldu, yanık alanda olağan üstü üretim yapılacak.’ Dendi ve bir hafta sonra vazgeçtiler. Vahşice üretim devam ediyor. Neden devam ediyor? O çok uluslu şirketler, yurt dışında hammadde bulmakta ciddi sıkıntı yaşıyor. Türkiye, ucuz cennet. Özellikle de Türk Lirası’nın dolar karşısında değer kaybetmesi, çok uluslu şirketler yurt dışında hammadde bulamadığı için Türkiye’den alıyor ve orada da bir vahşet yaşandı. Tam ‘yangından mal kaçırma’ dediğimiz deyimle, çok düşük bedelle çok uluslu şirketlere verildi. Küçük esnafın, küçük ölçekli üreticinin ve sanayicinin ihalelere girmesi engellendi. Nasıl engellendi? Yasal olarak ‘Sen giremezsin’ demediler; ama biz ihaleye ürünü çıkarırken ‘parti’ deriz. Partinin miktarını çok yüksek tuttular. 50 bin, 100 bin metreküp. İkili satış. Buna sıradan insanlar giremez. Yani Türkiye’nin normal sanayicileri, ben Ankara’da yaşıyorum, Siteler’dir kereste ticareti yapan, Siteler’de hiçbir esnaf, o ihalaye giremedi. Kim girdi? Çok uluslu 5 tane şirket. Kaça aldı? 60 liradan. Bugün en düşük odunun tonu 1200 lira, 1300 lira. Orada birinci sınıf içinde ürün olan ağacı, tomruğu, keresteyi 60 liradan aldılar. Utanmadan 1 lira artırdılar, 1 lira. 61 liradan, 62 liradan. 100 lira muhammen bedelle ihaleye çıkıyor, 101 liradan alıyor.”

Tarım-İş Sendikası Başkanı Şükrü Durmuş, orman izinlerini belirleyen kanun maddesinde yapılan son düzenlemeyi Anayasa Mahkemesine taşıyacaklarını kaydetti.

03 Ara 2021 - 17:24 - Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.


İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi