AİLE ORTAMI EN GÜÇLÜ ORTAM OLMALIDIR

Kendimizi bildiğimiz günden itibaren, okuduğumuz kitaplardan, aldığımız terbiyeden, bizi yetiştiren hocalardan ana sütü gibi ilk aldığımız derslerden...

Muhammed Enes Köseoğlu
Muhammed Enes Köseoğlu Tüm Haberleri


Kendimizi bildiğimiz günden itibaren, okuduğumuz kitaplardan, aldığımız terbiyeden, bizi yetiştiren hocalardan ana sütü gibi ilk aldığımız derslerden birisi, Aile terbiyesidir. Ailenin güçlü ve kuvvetli olmasına yönelik telkinlerdir. Aile, Bu Toplumun en kutsal ve değerli varlığıdır, TEMEL TAŞIDIR. Son yıllarda yapılan araştırmalar şu gerçeği ortaya çıkarmaktadır ki; Bizim Toplum birliğimizi ve dirliğimizi istemeyen, bizi her alanda zayıflatmak isteyen kimi çevreler, Bu Toplumun temeli olan, Aileyi hedef almışlardır. Aileyi yıpratmak adına her türlü olumsuz girişimlerde bulunmaktadırlar. Şu anda Toplumun şikayetçi olduğu tüm konuların altında yatan gerçek, iyi aile terbiyesi alınmaması ve güçlü bir aile temelinin olmamasından kaynaklanmaktadır.

Doğal olarak iyi ve güçlü aile oluşmasını besleyen ana damarlar o, toplumu meydana getiren ortak değerlerdir. Ortak değerleri oluşturan ona bağlı olan terbiye kurumları, eğitim kurumlarıdır, İnanç sistemidir, Milli ve Manevi değerlere bağlılıktır. Eğitim kurumları arasına çevre de eklenebilir. Dünyada en uzun zamanda yetişen ve gelişen insan yavrusudur. Çok basit bir örnekle çocuk hangi dilin konuşulduğu ailede yetişirse hiç zorlanmadan ve herhangi bir eğitime tabi tutulmadan o, dili öğrenir. Siz çocuğa konuştuğunuz dili öğretmek için, ayrıca bir çaba sarf etmezsiniz. Bu örnekten hareketle aynı çocuk güçlü bir aile ortamında, bir, çok davranışı aynen konuştuğu dili öğrendiği gibi öğrenir. Doğru veya yanlış hareketler olduğunun bile farkına varması belirli bir yaştan sonra oluşacaktır. Yani yaptığı hareketlerin doğru diye tanımlandığını, ailesi tarafından yapılmayan ve kendisinin de yapmadığı bazı hareketlerin ise yanlış ve hatalı davranışlar olduğunu bile zamanla öğrenir. Çocuk, gelişim sürecinde Ailesini taklit eder, örnek alır. İşte böyle bir yapılanma, ancak, güçlü Ailede gerçekleşir. Aile, ortamının arkasından, temiz ve güçlü bir çevre ortamı olması gerçeği ortaya çıkar.

Böyle bir Ailenin oluşması için, Devlet ve çevre bazında da bazı koruma tedbirlerinin alınması gerekmektedir. Bu korunma Devlet bazında, bazen cezayı yaptırımlara da dönüşebilir. Çevre bazında ise daha hafif dışlayıcı, ikaz etmeye dayanan, yapılan hareketlerin hoş karşılanmaması gibi daha hafif yaptırımlarla kendisini göstermelidir. Devlete düşen, Aileyi koruyucu tedbirlerin alınması konusu daha önemlidir. Bugün teknik ilerlemenin ve iletişim imkanlarının çoğaldığı ortamlarda, Devletin Aileyi korumaya yönelik yaptırım ve denetimlerinin daha sıkı ve denetleyici olması lazımdır. Maddi ve Manevi destek ile hep yanında olmalıdır. Aile temel ihtiyaçları bakımından kimseye muhtaç edilmemelidir. Tek muhtaç olacağı kapı, Devlet olmalıdır. Devlet bir baba sıcaklığı, korumacılığı, sahip çıkması ile, hep Ailenin yanında olmak zorundadır. Çünkü Devletin temel direği Ailedir.

Bu arada Ailenin bir parçası olan, çalışan kadın açısından eğer annelik görevi var ise, Devlet tarafından koruyucu bir kalkan ile kuşatılmalıdır. Esnek çalışma ortamı, ücretsiz izinler, yarım gün mesai yapmak ayrıcalığı, erken emeklilik seçeneği, çalışma süresine göre, az da olsa; Devlet tarafından geliri olan bir konumda olması gerekir, Sosyal yardımlar, sağlık sigortası vaz geçilmeyen temel haklardır. İşte o zaman Anne, yuvasını korur ve kollar… Boşa dememişler, yuvayı dişi kuş kurar, diye…

Daha sonra çevrenin etkisi kendini göstermeye başlar. Çocuk, Aile ortamından yavaş, yavaş çıkarak çevre ortamı ile tanışmaya başlar. Siz, eğer çevrede Aile terbiye ortamının devamını sağlayacak tedbirleri almazsanız, ilerleyen zamanlarda alacağınız polisiye tedbirler yetersiz kalacaktır. Çevre açısından nedir o, tedbirler? Aile terbiyesinin devamında Okul devreye girer. İlerleyen yaşlarda Devlet tüm resmi kurumları ile, bu terbiye etmenin, bireyin yetişmesinin ana faktörü olarak devreye girmelidir. Okul çağında da olsa, Devlet eğitim sistemini o kadar güzel düzenlemelidir ki, bunun içerisinde Vatan ve Millet sevgisi, inancına bağlı olmak gibi, Manevi gıdalar ile donatılmış olması şarttır. Örnek bir birey olarak toplumda yer almasını gerektiren, tüm olumlu davranışların yetişen gence kazandırıldığı yerler olmak zorundadır. Okulların böyle bir misyonu üzerine alması şarttır. Yani güzel ve iyi davranışlar örneklerle tanıtılmalı ve uygulamalı hale getirilmelidir.

Hatta bu örneklerin tanıtıldığı, uygulandığı tanıtım reklamları, kısa metrajlı filmleri sürekli yayınlanmalıdır. Uzun vadede Güçlü aile bağlarını yansıtan içeriğinde hep olumlu örneklerin işlendiği, dizi ve sinema filmleri devreye girilmelidir. Devlet TRT Kurumu, TV bu tür yayınların yapıldığı özel bir kanalı devreye sokmalıdır. Bugün en iyi öğreticilik görevini görsel medya üzerine almıştır. Kısacası Devlet tüm imkanları ile iyi ve güzel, mutlu aile tanıtımlarının yapıldığı çalışmalara destek vermelidir. Bütün bunlarda ana fikir Vatan ve Miller sevgisi, İnanç ve imanı güçlendiren Milli ve Manevi değerlere bağlı, yapımlar olmalıdır. Bu yapımlar toplumun tüm katmanlarının anlayacağı bir dil ile fazla abartıya kapılmadan sade ve net olarak anlaşılır, yapımlar olması gerekir. Çünkü bu yapımların takipçisi toplumdaki herkes olacaktır. İyi ve güzel örneklerle Aile yapısına destek verilecektir.

Okulun dışında Çok önemli bir yere sahip olan çevre şartları ve arkadaş guruplarıdır. Çevre şartlarına Örnek Devlet olarak, her türlü saçmalığın anlatıldığı, her türlü suçun reklamının yapıldığı bir diziyi denetleme yapamıyorsanız, ondan çıkacak sonuçlara katlanmanız gerekecektir. Arkadaş ortamları, eğitim kurumları, eğitim süreci, okutulan dersler ve müfredatları, iyi örnekleri teşvik, kötü örneklerden sakındırma, konu başlıklarının çevrede uygulanabilir olması gerekir. Unutmayalım şu anda iyi, ya da kötü TV programlarının içerikleri, Bilgisayarlar bir öğreticilik görevi üstlenmektedirler. Onların ortaya koyduğu bu öğreticilik görevi, ucu açık bir şekilde serbest bırakılırsa, aklımıza gelen her türlü kötülüğün işlendiği bir topluma hazırlıklı olunuz demektir. Hele toplumumuzun bir kesimi henüz doğru ile yanlışı ayırt edecek eğitim ve terbiyeden geçmemiş ise; sonuç kaçınılmaz olacaktır. Böyle bir ortamda, Aileler de çocuklarını denetlesinler diyerek sorumluluktan kaçamayız. Evet, Aileler de denetlesinler veya denetlemeye çalışsınlar ancak, asıl denetim yapma görevini Devletin kurumlarının yapması gerekir. Bu gelecek adına zorunluluktur.

18 yaşına gelmemiş bir genç Devlet koruması altında ise, bu yaşa gelmemiş bir gencin en yakınındaki arkadaşlarından hatta ailesinden bile gelecek tehlikeyi ne adına olursa olsun, Devletin resmi kurumları engellemelidir. Bu yaştan küçük olan bir gencin her türlü davranışı yapması için, özgürlük kalkanının arkasına saklanması kabul edilemez. Sonuçları çok vahimdir. Toplum bunun örnekleri ile doludur. Çeşitli şiddet eylemleri, tacizler, tecavüzlerin ardı arası kesilmez. Toplumun her alanında bu yaştan küçük gençleri Devlet şefkat elini devreye sokarak, korumak görevini üzerine almalıdır. Kendisine bu anlamda gelecek tüm olumsuz baskılara rağmen…

Gençler Üniversite çağına geldiği zaman, Devlet bu öğrenim süresini de, ailelerinin yanında geçirebileceği imkanları ve şartları hazırlamalıdır. Bunun hayata geçmesi demek, Devletin hem maddi yandan fazla yıpranmaması demektir. Çünkü, o kadar öğrenciyi barındırmak, yedirmek, eğitmek bayağı külfetli bir iştir. Tam tersine öğrenciler ailelerinin yanında bu öğrenim sürecini devam ettirecek olursa, hem öğrenci daha kontrollü bir eğitim süreci yaşayacaktır. Hem bazı yanlış örgütlerin eline düşmesi engellenmiş olacaktır. Hem aile içerisinde olduğu için eğitim sürecinde devlete olan yükü azalacaktır. Böyle bir uygulama hem Devletin hem Ailenin hem Genç bireyin kazancına olan bir uygulama olacaktır. Böylece gençler daha denetimli bir ortama kavuşacaklardır. Ne terör örgütlerinin eline düşecekler, ne bazı yanlış bağımlılıkların eline düşecekler, ne de maddi açıdan kimseye muhtaç olacaklardır. Bir-çok kötülüğün önün geçilmiş olacaktır.

Bu tür önlemi alamayan kimi Batı Ülkeleri, zamanla ona bağlı olarak sömürü alanındaki destekleri de eskisi kadar olmadığı ve azaldığı için, ekonomik çöküntülere uzanan bir çöküş sürecine girmeye başlamışlardır. Aslında senelerdir görünen güçlü bir Mali yapısı varmış görüntüleri bir anda negatif olmuştur. Bu aynı zamanda hem toplumun temeli sayılan Ailenin, hem de ona bağlı olarak tüm Devlet sistemlerinin çökmesidir. Senelerce bize Batıyı çalışkan, teknikte ileri diye tanıtan kaynaklar, aynı zamanda Batının en büyük sömüren taraf olduğunu, kendi kazançlarından çok, sömürdüğü insanların kazancıyla fazladan gelirler elde ettiğini de anlatmalıydılar. Bugün o kazançlarında azalma olduğu için, doğal olarak gelir, giderin altında kalınca sıkıntılar başlamıştır. Aile düzenleri de buna bağlı olarak çökme noktasına gelmiştir. Zaten manevi yönden boşlukta oldukları için, bu sonuç hızlanmıştır. Bizim TV yapımcılarının, bize yönelik olarak, Tüm çevirdikleri dizilerde; bizi, bağlı olduğumuz tüm değerlerden uzaklaştırmaya çalışan dizi ve TV’ yayınlarının neyi amaçladıklarını da açıklamalarını bekleriz. İşte örnek gösterdikleri batı toplumlarında Aile diye, bir şey kalmamıştır. O nedenle bazı Ülkeler çok çocuklu ailelere sadece çocuklarından dolayı, her şeyi bedava sunmaya başlamışlardır. Kendi Ülkesinin Aile yapısını bozmaktan zevk alan, medya kuruluşları sadece bizim ülkemizde vardır. Hedef Aileyi yıkmaktır. Dünya üzerinde başka devletlerde kendi aile yapısının bozulmasını isteyen, medya kuruluşları var mıdır, bilmiyorum.

Böylece özleneni hasreti duyulan aile ortamları hayata geçecektir. Aile tüm fertleri ile herkesin mutlu olmaya çalıştığı bir ortam olacaktır. Akrabalık bağları daha da güçlenecektir. Aile içi, denetim daha güçlü olacaktır. Böyle ailelerin oluşturduğu toplum, daha dirençli ve daha güçlü olacaktır.

Ailenin daha güçlü ve aynı zamanda daha korunaklı olarak toplum içerisinde yer alması, o toplumun her alanda güçlü olmasının bir sebebidir. Bu inceliği anlamayan toplumlar bedellerini ağır ödeyeceklerdir. Bir Devletin üzerine düşen her alanda Ailenin güçlenmesi için, gereğini yapmaktır. Tüm gücü ile Aileyi koruma altına almalıdır. Güçlü toplumlar, güçlü Ailelerden oluşur. Temeli sağlam olanın, binası da sağlam olur. Geleceğe de ümitle bakar… ORHAN ARSLAN

14 Kas 2020 - 00:36 - Kültür & Sanat

Muhabir Muhammed Enes Köseoğlu


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi