Milli tiyatronun mütevazı emektarı: Hasan Nail Canat

'Sanat, gül yaprağına gülü incitmeden yazı yazmaktır' düşüncesiyle eserler veren tiyatro sanatçısı, şair ve yazar Hasan Nail Canat, vefatının 16'ncı yılında anılıyor.

Haber albümü için resme tıklayın

Milli tiyatronun mütevazı emektarı: Hasan Nail Canat
'Sanat, gül yaprağına gülü incitmeden yazı yazmaktır' düşüncesiyle eserler veren tiyatro sanatçısı, şair ve yazar Hasan Nail Canat, vefatının 16'ncı yılında anılıyor.


 
 'Sanat, gül yaprağına gülü incitmeden yazı yazmaktır' düşüncesiyle eserler veren tiyatro sanatçısı, şair ve yazar Hasan Nail Canat, vefatının 16'ncı yılında anılıyor.

Kayseri'de 25 Ekim 1943'te dünyaya gelen, ilk, orta ve lise öğrenimi de aynı şehirde tamamlayan Canat, Kayseri İmam Hatip Lisesi yıllarında arkadaşlarıyla okul müsamerelerinde sahneye koyduğu oyunlarla sanat hayatına ilk adımını attı.


Mezuniyetinin ardından Kayseri'de bir fabrikada teknisyen olarak çalışan Canat, hayatında tiyatro olmadan devam edemeyeceğini anlayınca aralarında yazar Mustafa Miyasoğlu'nun da olduğu arkadaşlarıyla birlikte sanat çalışmalarına başladı.

İlk ürünlerinden "Arkadaşlarım" şiiriyle "Fikir ve San'atta Hareket" dergisinde yer alan usta oyuncu, 1967'de "Yalnızlar Rıhtımı" isimli şiir kitabını yayımladı.


"Beklenen" hikayesiyle aylık fikir ve sanat dergisi Tohum'da okur karşısına çıkan Canat, aynı dergide yayımladığı "Hilal Tiyatrosu Turne Notları" başlıklı yazısında neden tiyatro yaptığını şu sözlerle anlatıyordu:
"1968 kışının en soğuk günlerinden biri... Ellerim pardesümün ısınmak bilmeyen ceplerinde, ağır adımlarla tiyatroya gidiyorum. Bir gün önce yağan karın ayaklarımın altında çıkardığı sesler, toparlamağa çalıştığım bir mevzuun fonunu canlandırıyor...
Türkiye'nin en güzel salonlarından biri olan Kayseri Devlet Tiyatrosu'nun C;2 numaralı koltuğunda o gün en cahil alkışlar arasında yalnız kalmanın acısı ve şuurlu olmanın gururu içinde; öz varlığına en nazikane şekilde küfreden bir oyun seyrettim. Kıyafetleriyle kaliteli zannı veren, aslında lüzumsuz bir kitlenin tıklım tıklım doldurduğu salonda ikinci perdenin başlamasını beklerken sol yanımdaki şık ve zarif hanım:
- Affedersiniz ... diye söze başladı. Tavrımı hiç bozmadan hafifçe döndüm.
-Merak ettim hiç alkışlamıyorsunuz...
Acı acı güldüm ve:
Ruhumun katilini kahraman mı ilan edeyim?"

Canat, "Ve bir tiyatro kurmaya karar verdim" dediği yazısında, yola çıkışını şu tespitle belirginleştirir: "Dünün tiyatrosu asil ölçüler içinde sanat dünyasının en şerefli makamında gururla otururken bugün savaş meydanında eline alanın paldır küldür düşmanına saldırdığı basit kılıç haline gelmiştir."
Küçük yaşlardan itibaren geleneksel tiyatroya gönül veren Hasan Nail Canat'ın kendi ifadesiyle, "Komünizmin esareti altında yaşamış ve vatanlarından kovulmuş Kırımlı din kardeşlerimizin dramını gözler önüne seren" Moskof Sehpası adlı ilk tiyatro oyunu yoğun ilgi gördü ve bin 200 kez sahnelendi. Canat'ın geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan bu oyunu izleyenler arasında babası da vardı. Tiyatrocu olmasına sıcak bakmayan babasının oyunu izleyince tepkisi, "Oğlum, oyununu heyecanla seyrettim. Artık seni özgür bırakıyorum. Sanatını Allah yolunda kullandığın müddetçe yolun açık olsun." oldu.

12 Eylül 1980'de tiyatroya zorunlu ara
Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in konferanslarına, sohbetlerine katılan ve sahnede de "Büyük Doğu" çizgisine kendisini yakın gören Canat, Hilal Tiyatrosu'nu kurarak turnelerle Anadolu'yu gezdi. Daha sonra "Gece Oyuncuları Topluluğu"nu kuran, Birlik Sanat'ın kurucuları arasında yer alan Canat, son yıllarda ise oyunlarını Adım Sahnesi adıyla jzleyiciyle buluşturdu.

Hasan Nail Canat, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra tiyatro hayatına ara vermek zorunda kaldığı dönemde "Bir Küçük Osmancık Vardı", "Nur Dağındaki Çocuk", "Yaralı Serçe","Günahkar Baba","Yasemen","Kırımlı Murat Destanı", "Bir Avuç Ateş" ve "Gül Yarası" olmak üzere 8 kitap kaleme aldı.

İnanç ve ahlak konularını eserlerinde önceleyen sanatçı, "Günahkar Baba", "Dilsiz Şeytan", "Bir Avuç Ateş", "Afganistan Dramı", "Bir Demet Gençlik", "Ebabil Kuşları", "Bana Mahşeri Anlat", Sağır Köyün Sultanları, "Sokak Kızı Elif", "Süper Bekçi", "Sen Nerdesin?", "Sakarya Türküsü", "Cimcime Tavşan", "Aynalar Yolumu Kesti" gibi birçok oyunu yazıp yönetti.

"Hayatımda ne yaptıysam
sanat adına yaptım"
Sanatçı, Salih Tuna'nın yazdığı "Şeytan Üssü Haber Merkezi" ile "Kara Geceler Efendim", İbrahim Sadri'nin yazdığı "Efendi Hayrettin Süperstar" ile "İnsanlar ve Soytarılar", İranlı yönetmen Muhsin Mahmelbaf'ın yazdığı "Başkasının Ölümü" adlı tiyatro oyunlarında başrol oyuncusu olarak yer aldı.
"Moskof Sehpası" isimli ilk tiyatro eserini "Kırımlı Murat Destanı" başlığıyla kitap haline getiren Canat'ın "Bir Küçük Osmancık Vardı" eseri, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan "Yüz Temel Eser" arasında yer alırken, "Bir Avuç Ateş" isimli romanı ise yönetmen Mesut Uçakan tarafından "Çöküş" ismiyle beyaz perdeye aktarıldı.

Mütevazı karakteriyle bilinen Hasan Nail Canat, 1991 yılındaki bir konuşmasında Milli tiyatronun en büyük sorununu şöyle ifade etmişti:
"Tiyatromuzun en büyük çıkmazı eleman yokluğudur. Genellikle gençlerimiz zaman zaman bu cazip işe takılırlar. Ama hiçbirinin tiyatrocu olmak gibi bir amacı yoktur. Halbuki tiyatro mutlaka aynı görüşü paylaşan sanatçılardan oluşmalı ve sürekli olmalıdır."

Sinema ve televizyon
dünyasına adım attı
Tiyatro eğitimleri veren sanatçı, çocuk oyununlarının yanı sıra yetişkinlere yönelik tiyatro eserleri sahneledi.

Sinema ve televizyon dünyasına da adım atan usta sanatçı, aralarında "Reis Bey", "Minyeli Abdullah", "Sahibini Arayan Madalya", "Çizme", "Sürgün", "Beşinci Boyut", "Bize Nasıl Kıydınız?" ve "Gülün Bittiği Yer" gibi filmler ile aralarında "İnsanlar Yaşadıkça", "Kaşağı", "Müslümanın 24 Saati", "Müslümanın 365 Günü", "Deli Yürek", "Ekmek Teknesi", "Kalp Gözü" ve "Şark Kahvesi" dizilerinin bulunduğu birçok yapımda rol aldı.

"Hasan Nail Canat zor dönemde güzel
şeylere vesile olan sanatçımızdı"
Sanatçı Abdülbaki Kömür, öğrencileriyle birlikte katıldığı kabri başında yaptığı bir konuşmasında, Hasan Nail Canat'ın yaşadığı bütün sıkıntılara rağmen hayata bakışının biraz muzipçe olduğunu ifade ederek, "Hasan ağabeyle birlikte radyo programı ve öğretmenlik yaptık. Çok esprili bir insandı. Tanıdığım ender kaliteli insanlardan birisiydi. Bazı insanlara hayranlık beslersiniz ama ona yaklaşıp tanıdığınızda insanlığının beş para etmediğini görürsünüz ama bazı insanlara da yaklaşırsınız ve onun ne kadar ulvi, yüce olduğunu fark edersiniz. Hasan ağabey onlardan birisiydi. Çok mütevazı bir insandı, çocukla çocuk, büyükle büyük yaşlıyla yaşlı olabilen bir insandı." açıklamasını yapmıştı.

Usta sanatçının 2013 yılındaki anma töreninde konuşan oyuncu ve karikatürist Hasan Kaçan da çok netameli dönemlerde çok güzel işler yapmış bir sanatçı olduğunu dile getirerek, "Onun yaşadığı zaman diliminde Hasan Nail Canat olmak zor bir şeydi. Hasan Nail Canat bu zor dönemde güzel şeylere vesile olan ve arkasından gelen gençlere yol açan çok değerli, kıymetli ve sevgili bir ağabeyimiz, sanatçımızdı." ifadelerini kullanmıştı.

Oyuncu Ahmet Yenilmez ise Hasan Nail Canat'ı mesleki açıdan bir kilometre taşı olarak gördüğünü belirterek, "Tiyatro sahnesinde beraber çalışamadık ancak 'Deli Yürek' dizisinde çalışmıştık. Ama ben onun tiyatroda her zaman seyircisi oldum. Tabii sonraki süreçte ahbaplığımız oldu fakat şimdi bakıyorum da biri bırakıyor biri devam ettiriyor bu tiyatro yolculuğunu." diye konuşmuştu.

Vefatının ardından ismi birçok yere verildi
Marmara FM'de "Gece Fırtınası" adlı programıyla büyük bir hayran kitlesine ulaşan Hasan Nail Canat, milli, dini, ahlaki ve sosyal konuları eserlerine ve sahne hayatına taşıdı.

Evli ve 4 çocuk babası Canat, vefatından saatler önce de sahnedeydi. Üsküdar Belediyesi'nin Ramazan etkinliklerini gerçekleştirdiği gemide, "Aynalar Yolumu Kesti" adlı oyunu ekibiyle birlikte izleyiciyle buluşturan usta sanatçının veda cümleleri, vefasını göstermek için son oyununu ona ithafen yazdığı Necip Fazıl Kısakürek'in "Sakarya Türküsü" oldu.

"Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!"
Hasan Nail Canat geçirdiği kalp krizi sonucu 21 Ekim 2004'te İstanbul'daki evinde vefat ederek, Eyüp Mezarlığı'na defnedildi.

Yaklaşık 40 yılını tiyatro sanatına adayan Canat'ın ismi İstanbul Bağcılar'da bir kültür merkezine, Üsküdar Altunizade Kültür Merkezi'nin sahnesine, Kahramanmaraş Elbistan'da anfi tiyatroya, Eyüpsultan Rami'de bir sanat akademisine verildi.

Esenler Belediyesi Sanat Evi (ESEV) tarafından her yıl Eyüpsultan Mezarlığında anma toplantısı düzenlenen usta sanatçı yarın 10.00'da kabri başında dualarla hatırlanacak.

20 Eki 2020 - 15:00 - Kültür & Sanat --- Okunma

Son bir ayda gurbettekierzurum.com.tr sitesinde 6.685 gösterim gerçekleşti.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi