Erzurum’da salgın hastalıkların geçmişi

Dr. Şerif Soylu, 1907 yılında şehir merkezinde 300’den fazla çocuğun kızıldan vefat ettiğini, bunun sebebini ise” Kızıl” ve “Kızamık” hastalığına yaka...

+1
Haber albümü için resme tıklayın

Dr. Şerif Soylu, 1907 yılında şehir merkezinde 300’den fazla çocuğun kızıldan vefat ettiğini, bunun sebebini ise” Kızıl” ve “Kızamık” hastalığına yakalanmış çocukların iyileşmeden hamamlara götürülmesine ve hastalığın bu suretle yayılmasına bağlamıştır. Dr. Soylu, kızıl ve kızamıktan canının kurtarıp da 5-6 yaşına ulaşan çocukları şanslılar kervanına katmaktadır. Umumi tuvaletlerin lağımlarının şehrin kuzeyindeki bostanları sulamasının da sağlık için ciddi tehditler oluşturduğunu dile getiren. Dr. Şerif Soylu, evlerin yarısında tuvaletin olmadığını vurgularken, mevcut tuvaletlerin de sağlıksız olduğunu, helası olmayan evlerde pisliklerin kül ve tezeklerle dışarı atıldığını, lağımların içme sularına karıştığını bu nedenle salgın hastalıklara davetiye çıkarıldığını ifade etmiştir.

Erzurum’un sağlık konusunda en önemli şahsiyetlerinden biri olan  Sıhhat Müdürü Dr Şerif Soylu, şehirde çiçek, kızıl, kızamık ,kuşpalazı,, dizanteri, kolera, trahom, tifo ve kalp hastalıklarının yaygın olduğunu raporlarında belirtmiştir. Dr. Şerif Soylu, bu hastalıklar içerisinde en fazla tifo hastalığı üzerinde durarak, tifonun vilayetin her yöresinde görüldüğünü belirtmiş ve gördüğü manzarayı “Hindistan’da Kolera neyse Erzurum’da da tifo aynıdır” sözüyle ifade ederek 1908 yılında ahali ve askerden 1500 kişinin tifodan öldüğünü  vurgulamıştır.

Dr.Şerif Bey, 1913 yılında yazıp Saray’a sunduğu raporda 1910-1911 yılları arasında kolera salgını olduğunu, 1913 yılı itibarıyla da şehirde 3000 den fazla kişinin uyuz hastalığına yakalandığını bunu önlemek için buhar makinelerine ihtiyaç duyulduğunu anlatmaktadır.


Dr.Şerif Bey. Tortum, İspir ve Keskim(Yusufeli) kazalarından Rusya’ya gidenlerin getirdikleri frengi hastalığına karşı zamanında tedbir alınmadığını da şikâyet etmektedir.

Dr.Şerif Bey; şehirdeki ölümlerin üçte ikisinden fazlasının tifo, ishal, kızamık, çiçek ve kızıl gibi hastalıklardan olduğunu belirtmiş, şehirde başı boş köpeklerin çokluğundan dolayı kuduz vakalarının görüldüğünü de raporuna eklemiştir.

Kızakla Hasta Nakli


Dr.Şerif Soylun’un  Erzurum Vilayetinde yaşayanların ortalama ömürleri ile tespitleri de oldukça ilginçtir.

Dr.Soylu, o günün şartlarında ülke genelinde “ömr-i vasati”olarak tabir edilen ortalama yaşam süresini otuz üç olarak ifade ettikten sonra Erzurum’da ömr-i vasatinin ise yirmi sekizden fazla olmadığına işaret edip bu durumun şimendiferin Erzurum’a gelmesiyle ve sağlık konusunda bilincin ve bilginin artmasıyla değişeceğine değinmiştir.


Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı 1914 yılında şehirde ciddi bir tifüs ve kolera salgını olduğunu  bu hastalıklardan günde 400 kişinin öldüğünü,1915 yılına gelindiğinde de” Lekeli tifüs’ün” yaygınlaştığını bu hastalıktan dolayı günde 200 kişinin hayatını kaybettiğini kaynaklardan öğrenmekteyiz.

Erzurum Valisi Tahsin Uzer yazışmalarında 1914-1915 yılları arasında salgın hastalıklardan ölenlerin sayısının10 000 olduğunu belirtmiştir.


1913 yılında Erzurum Vilayeti’nde  11 tabibin yanı sıra 4 aşı memuru ve 3 kabile sağlık personelin bulunduğunu anlatan Dr. Şerif Soylu, bu durumu yabancı memleketleriyle kıyaslamaktadır.

Hatırlanacağı üzere Erzurum, salgın hastalıklar konusunda en büyük acılardan birini Sarıkamış Harekâtı sırasında yaşamış; Türk ordusu, düşmandan ziyade soğuğa ve tifüs hastalığına yenik düşmüştür.

Erzurum’dan başlayan Sarıkamış Harekâtı sırasında tifüslülerin %53’ünün ,Tifoluların%52 ‘sinin dizanteri hastalarının %37,6’sının ve diğer ateşli hastalıklardan da  %29’unun öldüğü resmî belgelerle ifade edilmektedir.


Yine bu harekâtın komutanı Hafız Hakkı Paşa’nın da tifüsten ölmesi ve Erzurum’a defn edilmesi dikkat çeken bir durumdur.

Bulaşıcı hastalıklarla mücadelenin yılmaz savaşçısı olan Prof. Dr.Tevfik Sağlam’ın  yaşam öyküsüne bakıldığında, Sarıkamış Harekâtı sırasında tifüsle mücadele ederken tifüse yakalandığını, tifoyla mücadelede kendisinin hazırladığı aşıyla beş gönüllü eri ve dört subayı iyileştirdiğini, ayrıca 1916 yılında Erzurum’da baş gösteren kolera salgınıyla da savaştığını görmekteyiz.

Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti Düyûn-ı Umûmi borçlarını üstlendiği gibi o günün Anadolu’da  yaygın olan tifo, tifüs, verem, sıtma, kolera,  trahom, frengi kuduz gibi bulaşıcı hastalıkları da  miras olarak almıştır.

1920 yılında ülkede 3 milyon trahomlunun olması ve nüfusun yarısında sıtma görülmesi mirasın büyüklüğünü göstermektedir.


Genç Cumhuriyet, kısa sürede aldığı tedbirlerle bulaşıcı hastalıklarla mücadelede önemli aşamalar kat etmiş, yaraları sarmayı başarmıştır.

1920 yılın son aylarında Erzurum Guraba Hastanesi’nde,Sıhhıye Dairesi’nde ve Belde Eczanesi’nde  çiçek hastalığının artması üzerine aşı yapıldığı bildirilmektedir.

1925 yılında Erzurum’da bir Askeri Hastahane,bir Numune Hastanesi ve iki eczanenin bulunmuş olması sağlık konusundaki durumumuzu izah etmeye yeter sanırız.

20.yy.başlarına kadar  dünyayı etkileyen ve  çok sayıda insanın ölmesine yol açan veremle ilgili ilk mücadele, babası (Abdülmecit) ve dedesi (II.Mahmut) veremden ölen Sultan Abdülhamit döneminde başlamış olup  Cumhuriyet döneminde de özellikle Dr. Refik Saydam’ın gayretleri ile belli bir noktaya taşınmış, bu mücadelede, Dr. Tevfik Sağlam ve  Erzurumlu Prof. Dr. Nusret Karasu’nun çok büyük gayretleri olmuştur.

1906 yılında 1200 000 nüfusu olan İstanbul’da yılda 92.942 kişinin, yine nüfusu 200 000 olan İzmir’de yılda 2800 kişinin veremden ölmesi hastalığın önemini vurgulamaktadır.

22 Nis 2020 - 05:23 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi


Anket Erzurumspor Süper Ligde kalabilirmi ?