“Korona bile, Orta Doğu’daki kan ticaretini durduramayacak”

“Orta Doğu’da ‘kan ticaretini’, korona virüsü de dahil hiç bir şeyin durduramayacağı ortaya çıkardı. Virüsün en zor zamanlarında bile Amerika, İran ve Çin’e sataşmaktan geri durmadı.”

Cemil Fethi Hemami/ Al Jazeera

Dünyayı işgal eden korkunç korona virüsü salgını sürecinde, Trump, Angela Merkel ve Macron gibi büyük ülkelerin liderleri, korona virüs salgınını, bir savaş olarak tanımladılar.

Çin halk gazetesi de, dünya ülkelerinin virüse karşı alınan önemleri karşısında 3. Dünya savaşı tanımlamasını yaptı.

Özellikle İtalya da askeri bir tarzda alınan acil durum önlemleri, sokakların boşaltılması ve nüfus izolasyonu karşısında, Fransız Filozof Marcel Gauchet, Fransız televizyon kanalında yaptığı açıklamada, ‘'savaşta değiliz. İçinde bulunduğumuz durum hayali bir savaşa benziyor” ifadesini kullandı. 

Gauchet, Makron'un korona virüsle ilgili kullandığı savaş kavramının gerçeği ifade etmediğini vurgulayıp, 1. Dünya savaşının ilk gününde 20.000 İnsanın hayatını kaybettiğini hatırlattı.

Gauchet, sözlerine ‘'Biz şanslıyız neyse ki böyle bir durumda değiliz” şeklinde devam etti.

Bu makalemizde korona virüs sonrası yeniden şekillenen siyası yapılma içerisinde dünyanın stratejik merkezi olarak kabul edilen Orta Doğu'nun, bu değişimlerden nasıl etkilenebileceği meselesini ele almaya çalışacağız.  

El-Cezire'nin, siyasi analist Muhammed Minşavi ile gerçekleştirdiği röportajda, Minşavi şunları söyledi:

“Çin ile ABD arasında ki sürtüşme, korona virüsü ortaya çıkmadan önce ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'e karşı başlattığı benzeri görülmemiş ticaret savaşıyla başladı. Korona virüs salgını ardından Amerika, Çin'in bu meseleyle ilgili şeffaf olması ve tıp uzmanlarını gönderip, bu olayın açıklığa kavuşması talebinde bulunmuştu. Çin'in bu talebi reddetmesi sonucu, Trump Çin'e yapılacak ticari uçuşların iptal edildiğini açıkladı. Bu durum iki sıradan insanın kendi aralarında birbirlerine karşı hakaret etmeleri meselesi değil elbette.  Bu gelişmenin covid 19 kriziyle beraber yeniden oluşmaya başlayan jeopolitik haritada, özellikle Ortadoğu'da tamamen farklı bir stratejik uygulamalarının başlangıcı olduğunu söyleyebiliriz.

Öyle görünüyor ki bu dönem, dünya hükümetleri, seçkinleri ve düşünürleri ile sorunların ortak hale geldiği küresel sistemde, genel konjonktüre dönük nelere öncelik verilmesi gerektiğiyle ilgili düşünmek için iyi bir fırsattır. Bu dönemde yaşanılan sorunları tek başına çözmek geçmişteki gibi korumacı sistemlere geri dönmemiz mümkün değildir. Çözüm ortak yaşam için yeni kavramlar inşa etmek değil,  Dünya barışı kavramını sözde değil eylemde göstererek yeniden tahsis etmektir.

New York Times gazetesi korona virüs salgınının, zayıf ve kırılgan hükümetlerin olduğu az sayıda sınır kontrolünün yapıldığı ve etkisiz sağlık sisteminden dolayı, en çok Orta Doğu ülkelerini tehdit ettiğine dair bir rapor yayınladı. Rapor, İran'ın güvenilirliğinin olmaması sebebiyle,  Çin'den sonra, bölgede virüsün bulaşma riskini taşıyan ikinci ülke olduğunu söylüyor. 

Orta Doğu'da  ‘kan ticaretini', korona virüsü de dahil hiç bir şeyin durduramayacağı ortaya çıkardı. Virüsün en zor zamanlarında bile Amerika, İran ve Çin'e sataşmaktan geri durmadı. 

Avrupa birliği üyesi İtalya bile Avrupa Birliği bayrağını kaldırıp Çin bayrağını açtı. Sırbistan başkanı geniş yankı uyandıran olayda Çin bayrağını öpüp, Çin'i aziz ve sevgili dost olarak niteledi.

Öte yandan dış politika dergisi, Uzmanların görüşlerine yer verdiği sayısında, korona virüs salgını sonrasında dünyayı etkileyebilecek ihtimallere değindi. Dergi de dünya ülkelerinin daha az dışarıya dönük, daha fakir ve daha az özgür olacaklarını, batının önderlik ettiği dünya dümenin Çin ve güneydoğu Asya Ülkelerine doğru kaydığını ve bu durumun güç dengelerini çok açık bir biçimde değiştireceği ifade edildi. 

Dikkat çekici bir noktada Uluslararası kurumların, krizle mücadele de gerekli uyarıların yapılması ve koordinasyon sağlanması noktasında beklenen rolü yerine getirememesiydi. 

Eski ABD diplomatı Richard Haass, hükümetlerin izlediği içine kapanma ve kendi kendine yeterlilik politikalarının, beraberinde göçmenlere karşı düşmanca davranmayı getireceğini ve aynı zamanda bu tutumun, Ülkelerin bölgedeki değişikliklere karşı kayıtsız kalmasına ve daha başarısız ve savunmasız ülkeler haline gelmesine sebep olacağını vurguladı. Haass, ABD ile Çin arasında ki gerginliğin, krizi daha da arttırıp bu durumun Avrupa entegrasyonunu etkileyeceğini söyledi.

Sonuç olarak, Profesör John Eikenberry'nın vurguladığı gibi; içinden geçtiğimiz bu süreç sosyal ve ekonomik çöküşün günden güne ortaya çıkacağı ve geçen yüzyıl içerisinde 1930'lu yılların başında meydana gelen mali kriz gibi bir krizin yaşanabileceği ihtimalidir.

19 Nis 2020 - 04:17 - Dünya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gurbetteki Erzurum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gurbetteki Erzurum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gurbetteki Erzurum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gurbetteki Erzurum değil haberi geçen ajanstır.



İstanbul Markaları

Gurbetteki Erzurum, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (216) 492 36 36
Reklam bilgi


Anket Erzurumspor Süper Ligde kalabilirmi ?